Rüya Takımlar, Neden Hep Rüyalarda Kalıyor?

Rüya Takımlar, Neden Hep Rüyalarda Kalıyor?

302
0
PAYLAŞ

Çocukluğumuzdan itibaren takımların içinde varlığımızı sürdürürüz, takım olmak yaşantımızın her alanında var. Buna rağmen mesleki anlamda takım olmakta zorlanıyoruz. Oysa hepimizin hayali rüya takımın üyesi olmak.

Rüya Takımları incelediğimizde temel olan tek bir nokta var. “GÜVEN”

Takımların oluşumunda bir çok etken söz konusu: vizyon, amaç, değerler, yetkinlikler ilk aklıma gelenler. Bunların takımın performansına olan etkisi gerçekten tartışılmaz. Ama bu özelliklerle beraber hedefe  varabilen yüksek performanslı takımların en büyük özelliği birbirlerine, hedeflerine duydukları güven oluyor. Pek tabi ki hayatımızın her alanında olmazsa olmaz bir olgu. Güvenin birleştirici, yakınlaştırıcı ve başarıya götüren tek iksir olduğuna inanıyorum. Bu yüzden takımda güvenin yaratılması için her üyeye görev düştüğü gibi takım liderine daha fazla görev düşüyor.

Ama öncelikle Takım Liderinin kendisine şu soruyu soruyor olması gerekiyor: “Ben takımıma ne kadar güveniyorum?”

“Ben takımıma ne kadar güveniyorum?”

Güvenin başlangıç noktası insan ilişkileridir. Bunu takıma çevirdiğimizde “Üyeler Arası ilişkiler” diyebiliriz. Takım Lideri; her bir üyeyi yakından tanıyabilmek için bilgi toplamalıdır. Bu bilgi toplama işini de IK departmanından veya başka yollardan değil, sadece üyelerini dinleyerek yapabilir. (Bu aşamada koçluk becerilerinin faydası yadsınamaz.) Liderin, takım üyelerini dinlemesinin altında onların; vizyona, takıma ne kadar inandıkları, kendi özel yaşamlarındaki gelişimlerin veya değişimlerin onları nasıl etkilediğini anlamak için olmalıdır.

Güven ortamını oluşturmanın ikinci aşaması “Esneklik”

Evet, takımınız yeniliklere veya farklılıklara karşı ne kadar esnek? Çünkü her üye bambaşka karakter, bakış açısı, kültür ve değerlere sahip. Buna örnek olarak 1992 yılı Olimpiyatlarında basketbol dalında altın madalya alan US Dream Team’in koçu Chuck Daly’i gösterebilirim. Daly; milli takıma Detroit Pistons takımından tanıdığı Isaiah Thomas’ı dahil etmek istiyor. Ama Thomas muazzam bir oyuncu olmasının yanı sıra hep gergin ve kavgacı tutum sergiliyor. Chuck Daly, (sezgisel liderlik) tecrübelerinden, yarattığı güven ortamından faydalanarak ve bunu takımına taşıyarak gerçek anlamda bir Rüya Takım kurabiliyor. Eminim ki her bir üye için çok zorlu bir süreç olmuştur. Ama sonuç: olimpiyatlarda altın madalya! Bence her zorluğa değer.

Gelelim son aşamaya “Fark Etme”

İnsanın yaradılışında olan ‘Değer Görme’ ihtiyacı hepimiz için geçerli. Takım Lideri olarak her bir üyenin takıma katkısını görüp bunu takdir edebilmek çok önemli. Gerçek bir güven ortamında bunu tüm üyelerin birbirlerine yaptığını düşünün. Değer gören kişi, değer yaratmak için gönüllü olacaktır. Bunu sakın unutmayın. Ama bunu sadece yapmış olmak için yapmak samimiyetsiz olacağı için itici bile görünebilir. Bunun için şöyle bir tavsiyede bulunabilirim. Bu uygulamayı önce günlük yaşantınızda denemeye başlayın. Mesela aile de bir takım sayıldığına göre annenizin, babanızın, eşinizin ya da çocuğunuzun size güzel gelen hareketlerini fark ettiğinizde memnuniyetinizi çekinmeden dile getirin. Faydasını göreceğinizi garanti ederim.

Son olarak “Güven” olmayan takımların bir jenga kulesi gibi darmadağın olduğunu bir çok kez gözlemledim. Bu yüzden kulenizi en kuvvetli yapıştırıcı olan “Güven” ile inşa edin.  Rüya Takımların rüyalarda kalmaması için GÜVEN mutlaka olmalı…

Fügen Albayrak, PCC, CSF

Executive Coach & Trainer