Romantik ilişkilerde neden karşı tarafı kabalaşıp suçlarız? 

Romantik ilişkilerde neden karşı tarafı kabalaşıp suçlarız? 

167
0
PAYLAŞ

Ne güzel hayaller ile başlıyoruz ilişkilere. İlk günler her şey ne kadar da güzel başlıyor.  Heyecan keyif karşı tarafla zaman geçirmek aramak sormak paylaşmak gülmek hep görmek istemek, sarılmak. Yetmeyen saatler, günler.
Ve sonra bir anda birliktelik yolumuz uzadıkça olumsuzluklar da çıkıyor tabi ki, tüm güzel şeyler gibi karşımıza. Çünkü iki bambaşka insan hayatı birlikte yaşayacağız diyerek yepyeni bir yol inşa ediyorlar. Belki sapasağlam belki ağır aksak belki kusursuz belki bolca kusurlu.
Eğer ki bu bizim hayatımızdaki ilk birlikteliğimiz ise acemisi olabiliriz bu yepyeni duygularımızın, eğer ki değilse eski birlikteliklerimizden kalanlar ve kalmayanlar ile yaşarız bu yeni ilişkimizi aslında. Bir bakıma bu birikintiler ile yeni ilişkiyi yaşamak haksızlıktır karşı tarafa bir bakıma da içimizde aklımızda ilişki namına yaşamak ve yaşamak istemediğimiz şeyler diyebileceğimiz alt limitimizin oluşmasını sağlar bu geçmiş deneyimlerimiz. Giriftdir hayat, hem de her yönüyle. İç içedir tüm anılar ruhumuzda aklımızda yüreğimizde. Korkarız belki tekrar yara almaktan, korkarız belki bir kere daha bırakmaktan bırakılmaktan. Bu korkular ile tekinsiz olur ilişki, ürkek olur, hassas olur yürekler fikirler, seçilir tüm sözler tüm inceliği ile belki de geldiği gibi söylenir hoyrat ve kabaca. Acaba bu sözler bu ilişkiye mi ait yoksa geçmişe mi? Bir bakmak lazım.
Yaşadığımız her şeyde aldığımız kararlar,  sorumluluklar, dersler, seçimler, öğrendiklerimiz,  başardıklarımız ve başaramadıklarımız ile gelişiriz.
Değerlerimizi sık sık gözden geçirip,  değerlerimize uygun yaşayıp yaşamadığımıza bakmalıyız.  İlişkiler için de kişisel gelişim, daha iyi değer yargılarına öncelik vermek ile mümkün olur. Eski kararlarımız hala mı geçerli,  geçerli mi hala değerlerimiz?  Yanlış mı var ortada? Hata hep mi karşı tarafta? Dön de bir bak bence kendine?
Sevgi ve şefkat hayatın en temel yapıtaşlarından. Sevgi olmaz ise öncelikle kendimizi sevemiyor isek kusur bulup eleştiriyor isek dışarıdaki insanlar tarafından sevilmememiz yada sevilmediğimize inanmamız çok normal. Kendimize şefkat gösteremiyor isek hatasız ve eksiksiz kusursuz! olduğumuzu her şeyi bildiğimizi düşünüyor isek kendimizi olduğu gibi göremeyeceğimiz gibi bu sabit düşünceler hatalarımızı kabul edip yeni kararlar alamayarak ilerlememizi de engeller. Her sabit düşünce sahibine ziyandır aslında.  Kendimize karşı doğru ve geliştirici eleştiri yapamadığımız zaman ilişkimizde yolumuza çıkan zorlukların olumsuzlukların sebeplerini karşı tarafa atmamız ve sevdiğimizi eşimizi suçlamamız olasıdır. Ama bu tutum ilişkiler için gerçek sorumluluktan kaçan kişilerin tercihidir, olayları görmek istemeyen, geçmiş birikimlerinde takılı kalmış,  kendini yargılamadan özeleştiri yapmayı başaramamış, olan her şeyin ve geçmişin içinde bıraktığı vebalini karşı tarafa atarak güçsüz kişilik tarzı ile basit olanı seçen kişilerin gelişimden son derece uzak kaba tutumudur.
Bizler sadece eğitimi düşünsel fiziksel olarak değil, en çok da merhamet sevgi ve şefkatin gücü ile sabırla ruhsal duygusal olarak yaşamalıyız. Çünkü duyguları inkar edip sadece akılla yürütülmeye çalışılan romantik ilişkiler romantizmden çok uzak ve duygusuz olur. Çünkü insanız doğrumu yanlışımız günahımız sevabımız geçmişimiz geleceğimiz en çok da ruhumuz ve şu anımız ile.
Duygularımızdan vazgeçmediğimiz,  şefkat ile ilerleyebildiğimiz huzurlu ilişkilere Aşk’la.

Pınar SAYAN
İlişki Koçu

PAYLAŞ
Önceki makaleBen Kimim?
Sonraki makaleKİM?