Rolümü kaybettim. – Hükümsüzdür-

Rolümü kaybettim. – Hükümsüzdür-

185
0
PAYLAŞ

Biz kadınlar (en azından bir kısmımız) ya fark etmemişiz, ya önemsememişiz, ya da iyi gözlemlememişiz bunca zaman.

Görmeyeli değişmiş, çalınmış, devralınmış -adı her neyse artık- …… kadın ile erkeğin o bildiğimiz, “olağan rolleri”.

Olan olmuş artık.

Alınacak ders -varsa eğer- o da bize kalmış.

“Amazon” diye diye kendimize; almışız ne varsa sırtımıza, cesurca hepsini yüklenmişiz.

Hesap, yarı yarıya..

Bi’ o öder, bi’ sen.

Varsın o söylemesin, belli etmesin; ikinizin yerine de sever, arar, ilişkiyi besler, evi / aileyi götürür, koruyup kollarsın ikinizi / hepinizi sen.

Uykusuz günlerce yaşarsın eğer istersen.

Çocuğa da bakarsın, kendine de.

Aile de yaparsın, kariyer de.

Kocan işten ayrılır, dikilirsin karşısına: “Sıkma canını.. ben varım, ben!”

Aile arasında ilişkiler gerilir; hepsine ayrı ayrı koşarsın.

Meleksin ya sen..

Sağlığı bozulanın hemşiresi,

Şehre yeni gelenin gönüllü hemşehrisi,

Düşenin şifası,

Ağlayanın devası..

Heyhat.. bak şu afete mübarek..

Ne ihtişam.. ne kudret!

Yerim küfrü muhtelemen; “Gel azıcık şuraya.. soluklan..” desem..

Üstüne belki daha bi’ torba laf işitirim, eğer sessiz kalıp seni dinlemeye devam edersem.

“Bırak becersin her işi..”

“Bırak göstersin kendisini.”

“Bırak hissettirsin sevgisini.”

“Bırak mücadele etsin”..

“Bırak halletsin.. kotarsın.. çözsün.. gidersin..”

“Bırak gelip alsın seni, her neredeysen..”

Ama yok.. diyemem sana bunları, valla çekinirim.

İyi de.. içime sinmeyecek ki şunu söylesem:

“Aferin……. ne güçlüsün sen!”

Hayır, yok…… demeyeceğim.

O kadar da güçlü olma istersen!

Çünkü sonra n’oluyor biliyor musun..

Şu cümleleri duyuyorsun erkekten:

“Sevmekten korkuyorum.”

“Aşık olmaktan kaçıyorum.”

“Önce o mesaj atsın, sonra yazarım ben.”

“Barışmak istiyorsa gelsin, ben buradayım.”

“Aa, valla zor’a hiç gelemem.”

“Bağlanmak bana göre değil.”

“Sorumluluk istemiyorum.”

“Biraz alıngan olabilirim.”

“Kırıldım.. incindim.”

“Ben onu beceremem şimdi.”

“Sen daha iyi anlarsın ondan.”

“Ben bi’ kadın nasıl sevilir bilmiyorum.”

“Seni anlamıyorum.”

Ve tabii en son, bingo!

“Ben gidiyorum.”

Evet; “iki kişilik adımları attıkça sen, karşındaki sana doğru adım atmıyor artık.

Gerek kalmıyor “davranmasına”.

İki kişilik adımlar attıkça sen; bulaşık makinesini doldurabilen, kendi başına çamaşırını falan halledebilen, kendi ayakları üzerinde durup mesuliyet alabilen, sevgisini gösterebilen, sevmeyi bilen, duyguları için her türlü meşakkati çeken erkeklerin sayısı azalıyor.

“Ben bu kadını seviyorum” diyen,

“Aşık oldum, aşkın bana her şeyi yaptırmasına hazırım” diyen,

“Onun için mücadele etmeye hazırım” diyen,

İlk adımı atan,

Gerekirse ikinci adımı da atan,

Gücünü-kudretini ortaya koyan,

İstikrarlı, tutarlı,

Tutkulu, ısrarlı,

Olgun, kararlı erkek sayısı azalıyor günden güne.

Roller değişiyor.

Diyeceksin ki “ne yani, kendim ettim kendim buldum öyle mi? Benim yüzümden mi bu devirdeki bazı erkeklerin hali? Biraz ağır olmadı mı bu şimdi Didem hanımefendi?”

Bilmem.. bana öyle geldi birden.

Ama fikirlere açığım.

Üstüne biraz sohbet ederiz keyifle, eğer sen de istersen.

Didem Arslantürk ( Dip ve İllüzyon Kitaplarının Yazarı)

BİR CEVAP BIRAK