Plazalarda yeni böcek türü…

Plazalarda yeni böcek türü…

152
0
PAYLAŞ

Büyük kentlerin “ghetto”larıdır plazalar.

Uyku mahmurluğunu üzerinden atamamış olmasına rağmen gülmekle mükellef resepsiyon görevlilerinin önünden ve gülmemeyi erkeklik sanan güvenlik görevlilerinin arasından, üzerinde güzel/yakışıklı göründüğüne ikna olana kadar çekilen bir fotoğraf ve adından başka sahibine dair hiçbir bilgi içermeyen kimlik kartlarını okutarak girilen modern ghettolar…

Daha kapısının önündeyken mimarisi ile belli eder talebinin ne olduğunu: Yükselmek. Doğa ananın rahmine kastetmiş birer fallik simge gibi yükselen beton ve camdan müteşekkil bu binalarda tek hedef üst katlara yükselmek, vahşi kapitalizmin Olimpos’unda bir yer kapıp, sermayenin panteonunda bir yarı-tanrı olabilmek. Üstelik hiçbir zaman Zeus olamayacağını bile bile…

… ve sosyolojik bir olgudur plaza insanları. Camdan kulelerinde kentten, insandan ve zamandan kopuk, her türlü duygudan vareste, cemiyetten çok cemaat güdüleriyle hareket eden bir topluluk.

“Ah Tanrım,” dedi içinden, “nasıl da güç bir meslek seçmişim kendime! Hemen her gün yoldayım. Bütün bunlar bürodaki asıl işlerden daha yorucu, üstelik bunlar yetmiyormuş gibi bir de yolculuğun çilesi, aktarma trenlerinin stresi, düzensiz, kötü yemekler, sürekli değişen, hiç kalıcı ve samimi olmayan insan ilişkileri. Şeytan görsün hepsinin yüzünü!”[1]

Standart bir plaza insanı düşüncesi, değil mi? Yorgun, tatminsiz, şikâyetçi, sahte ilişkilerden bıkkın ama yine de işinden vazgeçemeyen.

Gelin görün ki edebiyat tarihinin en önemli karakterlerinden birine ait bu sözler: Gregor Samsa… Kafka’nın meşhur Dönüşüm’ünün başkarakteri. Bir sabah böcek olarak uyandığında “Bana ne oldu?” diye kendi kendine sorduğu sorudan sonra ilk düşünceleri böyledir. Plaza insanlarının tepkilerinin de bundan farklı olmayacağına inanmışımdır hep.

Ama yaşama tutunmamızı sağlayan, bize direnme gücü veren kahramanlar hep olmuştur, olacaktır. Bu kahramanlardan birini anlatıyor bize Kılıç Arslantürk “Acıyan Yerini Bul”da.[2] Çağdaş bir Prometheus öyküsünü paylaşıyor karakterleri üzerinden. Dönüşümünü böcek olmak yerine kendisi olmak için kullanan bir plaza insanını sokuyor yaşantımıza. Prometheus’un zincirlere vurulmasına neden olan eylemi, zincirlerinden kurtulmak için gerçekleştiren bir kahraman…

Şimdi yerinizden kalkın ve harekete geçin. Ne yapacağınızı ve ne olmak istediğinizi belirleyin. Başlangıçta okuyun. Kafka’nın “Dönüşümü”nü ve K.Arslantürk’ün “Acıyan Yerini Bul”unu…

Canınızın acıyacağı kesin ama Ataol Behramoğlu’nun söylediği gibi ;

“Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı”

BİR CEVAP BIRAK