Perakendenin Arka Bahçesinde Takdir EtmekTakdir Görmek

Perakendenin Arka Bahçesinde Takdir Etmek\Takdir Görmek

200
0
PAYLAŞ

70‘lerin sonları, 80’lerin neredeyse tamamını oluşturan yıllarda doğan bizler! Şu anda perakende mağazacılıkta özellikle ara kademe ve orta düzey yöneticilik noktasında çokça sayıya ulaşmış bulunmaktayız. Orta veya orta alt sınıf olarak niteleyeceğimiz ailelerden gelen çoğumuz ya çok yüksek beklentilerle girdiğimiz üniversitenin ardından hasbelkader mağazacılık sektöründe bulmuşuzdur kendimizi ya da 18’li yaşlarımızın esintisi ile birer alaylı olarak yetişmiş, hayat tecrübemizin en derin ve en seçkin acılarını perakende mağazacılıkta yaşamış, hayata merhabamızı bu yollarda demişizdir. Bizim çocukluğumuzun despot ebeveynlerinin, seçme şansı pek de sunmayan büyük ailelerimizin miraslarını her daim sırt çantamızda taşımaya devam etmişizdir.

Tabi bu gençler büyürken, yol alırken perakende de şekil değiştirmiş, beklentiler şiddetle kuvvetlenmiş, müşteri isteklerinin gelişen teknoloji, sosyal medya ve küçülen dünya ile kocaman kocaman oluşu kaçınılmaz hale gelmiştir. Sırtında mağazalarının yüklerini hunharca taşıyan orta düzey yöneticiler sosyal medya vasıtası ile beklentileri artan müşterilere servis vermeye çalışırken sosyal medya ile büyümüş bir nesil birden onların personelleri, çalışanları olarak karşılarına çıkmıştır.

10 sene önceye göre beklentileri çok artmış, beyinlerinde ikna edilme üzerine bir temel oturtmuş ama eş zamanlı olarak uyarıcıların artışına bağlı beklentileri hususunda kafası çok karışık bir nesil bir anda mağazacılık sektörünün en temel kaynakları haline gelmiştir. Bu kaynak yönetilmek değil ikna edilmek istemektedir; hedef gösterirken kaynakların etkin kullanımı hususunda fikir yürütmektedir; tv ekranı ve ayna birbirine karıştığından kendilerini olduklarından çok farklı görme olasılıkları yüksektir. Dayatma değil diretmeye meraklıdırlar. Yapılacak işin tarifini isterler, nerde olduklarını görmeye ihtiyaçları vardır, motive edilmek kaçınılmaz bir beklentidir.

Ve dahası bu beklentiler yersiz midir? Kurumsal firmaların aslında birer yaşam kültürü oluşturma noktasında ciddi bir araç olduğunu söylemek anlamsız olur mu? Değer vermek bir kültürdür örneğin, değer görmek ise kanatlandırır. Selam vermek bir kültürdür örneğin, selam almak uyandırır mesela. Kişisel performansa dayalı beklentiyi belirtmek, işi tanımlamak bir kültürdür(çünkü dedikoduyu önler, kişinin kendisini birinci ağızdan dinlemesini sağlar)bu tanımlamayı duymak üçüncü kişileri susturur örneğin.

Dolayısıyla biz 80’lilerin şimdi çalıştığı ve iş hayatından pek çok ama pek çok bazen de pek hoş beklentileri olan gençleri duymaya ihtiyacımız vardır. Çünkü değişen nesli dinlemek, tatmin etmek hem çalıştığınız ekipleri doyurur hem de bir kültür yaratır.

Her zaman şöyle düşünürüm ki, bir ekibi, bu ekibe dair yetki ve sorumlulukları olan bir yönetici o ekibin kültürünü oluşturabilecek en güçlü kişidir. O neyse ekibi de nihayetinde ona dönüşür. O ekip de birim ölçüsü ile tanımlayabileceğimiz işler başarır.

Bir kültür yaratabilmek önce hazmetmek sonra istemekle başlar bence. Kişileri kazanmak yolu ile elde edilecek başarı değil kişileri kazanmak esas hedef olduğu vakit yol daha aydınlık ve pürüzsüz olacaktır.
Koçluğun temel ilkelerinden olan ancak bizim gibi güzele güzel demekten ürken toplumların kullanmaktan çekindiği takdir prensibi içselleştirilmeden hedefi insan olan bir kültür yaratılamaz.
Kapitalist sistemin derin kuyularından biridir mağazacılık. Tüketmek ve yeniden tüketmek başlıca hedeftir. Ancak bir vizyonu olan hedefleriniz varsa bu derin kuyuya belki yapay bir teknoloji getirebilir, çok yüksek sayıda çalışanı dönüştürerek aslında toplumunda bir kenarından değişimine katkı sağlarsınız.

Çekirdek ailedir ya hani, işte perakendede de yönetim ofisleri çekirdektir aslında. O ilk terbiye, görgü kuralları ile tanışma nasıl ailede öğretilir ise, ilk iş deneyimini yaşayan bir genci hayatla tanıştırma da perakendenin arka bahçesinde başlar.
Günaydın demekten imtina edilmediğinde, hatır sormak gerçekten merak içerdiğinde, olumsuz davranışın sonucu ve bunun davranışsal sebepleri anında paylaşıldığında, takıma katkı sağlayan kişisel nitelikler öne çıkarıldığında ve geri bildirim “köprüden önceki son çıkış” niteliğini kaybettiğinde arzulanan kültür yaratılmış olacaktır.
Hedefi konusunda fikri olmayan, olsa da toplumsal koşullar nedeni ile pek çok güçlüğe maruz kalan gençler esas olarak en büyük sermaye en büyük yatırımdır. Gençliğin sahip olduğu gücü kullanmak değil bu gücü ehlileştirmek bu gücü dönüştürmek hedef halini almalıdır. Toplumsal birimlerin her birinde koçluğun temel prensipleri benimsendiği vakit insanlar birbirine dokunabilmiş olur, gerçekten görüldüklerini fark ettiklerinde görmeyi de öğrenirler. Değer görmek değer vermenin yegane aracıdır; en çok ihtiyacımız olansa insan olduğumuzu hep hatırlamak, başarılı sonuçlara bizi götüren süreçte insan faktörünü hiç ama hiç unutmamaktadır.
Bir takım yönetmek ciddi bir güçtür ve kontrolsüz güç, dedikleri gibi asla güç değildir. O gücün törpülenmesi, zarafet kazanması gerekir. Önce vermeli, almak için zamanı beklemelidir. İnsan yetiştirmekten çok da farklı değildir az önce de söylediğim gibi bir takımı yönetmek. Ve bu süreçte bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz en başta da söylediğim içi hatıralarla dolu sırt çantalarımızı usulca bir kenara bırakmak, yeni bakış açıları kazanmak, koçluk prensiplerini cebimizde taşımaktır.
Davranış değil davranışı sağlayan kişisel yetkinlikler, özellikler vurgulanmaya başlanmadıkça, başarılısın değil başarılı olmanı sağlayan ….. olman denmedikçe sonuca yapılan vurgu özelliğini kaybetmeyecektir. Başarılı sonuçlar almak kamçılamaktan geçmez, o günlük bir çözümdür, dönüştürmek bir kültür olmalıdır. Kalıcılığı sağlayacak olan takım üyelerinin kim olduklarını, sağladıkları/sağlayacakları faydayı bilmelerinden, topluma sağladıkları/ sağlayabileceklerini kişisel nitelikleri üzerinden görmelerinden geçer.
Hayaller amaçlara giden yolları ışıklandırır, ilham verir, önce kendi ışığınızı yakalayın, kendinizi sevin ve yol arkadaşlarınızı sevilmeye layık görün…

Bir hayalle başlayıp bir vizyona hep beraber ulaşın…

Tuba SEZENOL
Mağaza Müdürü&Profesyonel Koç

BİR CEVAP BIRAK