Peluş Ayıcık

Peluş Ayıcık

129
0
PAYLAŞ

Bana ilk doğum günü hediyesi olarak mor, pelüş bir ayıcık almıştın, üzerinde renkli düğmeleri olan, hatırladın mı? Üzerinden 6 doğum günü geçti. Ben geldim 7 yaşıma…

Her gece onunla yatıyorum biliyorsun, tuvalete bile onunla gidiyorum. Kollarından pamuklar çıkmaya başladı, göbeğindeki düğmeler koptu, ipleri sarkıyor. Ve yıllardır elimde gezmekten kirlendi, rengi kahverengiye döndü…

Bugün yine sol kolumun altında onunla evcilik oynarken, bize gelen Ayşe’nin mor oyuncağına gözüm takıldı. Benim olsun istedim. Ne güzeldi, yepyeni! Hem düğmeleri de vardı. Hem de Ayşe onu çantasında taşıyordu benim gibi kol altında değil…

Annem o gün bizi izlemiş dışardan demek ki, bugün yıllar sonra günlüğünü okuduğumda anladım bunu. Aynen şöyle yazıyordu:

“Bu günlerde Nefes’in yıllardır elinden düşürmediği pelüş ayısı gibi hissediyorum kendimi. Öyle yorgun ve öyle eskimiş. Dilimin biten tüyleri gibi ayıcığın kopan ipleri. Ayıcık ben, taşıyan babası sanki. Alışmış bana bırakmıyor, ilk hediyesiyim ya kıyamıyor da atmaya. Ama gözü de kendinde olmayan oyuncaklarda. Daha yenide , daha morda. Ne garip… Halbuki ben hala morum, sadece öyle savurdu ki yaptıkları beni, rengim kirlendi. Ne garip…Halbuki ben hala sapasağlamım, sadece öyle hırpalandı ki duygularım koptu gitti düğmelerim. Hem ben, Ayşe’nin değil onun oyuncağıyım… ama böyledir hayat, hep elinde olmayandaki detaylara takılır insan.  Şimdi okusaydı bunları kesin “ne alakası var?” derdi, kulaklarımda şu an sesi. Keşke bilseydi bana kendimi neden böyle hissettirdiğini…”

Bugün 16.doğum günüm babam ve yanımda hala o pelüş ayıcık. Yıkadım, rengi mor. Düğmelerini tekrar diktim, rengarenk. Sarkan pamuklarını da tekrar kollarından içine ittim. Artık yepyeni. Duygusu yetti bana.

Keşke annem de olsaydı yanımızda… Kıymeti senden geliyor. Eskise de sen aldın onu bana.

Şengül Aykın