Paradigma Değişimi

Paradigma Değişimi

37
0
PAYLAŞ

Yıllar önce izlediğim bir belgeselde, okyanuslarda seyreden büyük ticari gemilerin dev dalgalar sebebiyle uğradığı kazalar anlatılıyordu. Bilim insanları, dünyanın farklı yerlerinde kazaya uğrayan gemilerin mürettebatlarının paylaştığı raporları incelediklerinde, deniz ve hava şartlarında herhangi bir anormallik bulunmazken yüksekliği otuz metreye ulaşan dev dalgaların aniden oluştuğuna ve gemilere çarparak zarar verdiğine dair ifadelere rast geliyordu.

Kazaların meydana geldiği coğrafi koordinatlarda ve tarihlerde kaydedilmiş herhangi bir sismik veya atmosferik olay olup olmadığını araştırdıklarında ve uydu gözlem bulgularını incelediklerinde kaza bölgelerinde böyle bir dalganın oluşması için herhangi bir neden bulunmadığını tespit ediyorlardı.

Belgeselde, konuyu araştıran bilim insanlarından birinin bu anomalinin benzetimini bilgisayarında gerçekleştirmek adına bilinen klasik dalga hareketinden farklı bir matematiksel model oluşturduğundan bahsediliyordu. Matematiksel model çalıştırıldığında alınan sonuç hayret uyandırıcıydı. Model, kaza raporlarında tarif edildiği gibi sakin hava ve deniz şartlarında görülen dev bir dalga hareketi oluşturuyordu. Bu çalışmayı yapan bilim insanı, dalga hareketini tanımlayan matematiksel modelini klasik bilimin temelini oluşturan Newton fiziği yerine kuantum fiziğine dayandırmıştı. Diğer bir deyişle soruna çözüm bulmak adına yaklaşımını değiştirmiş, yeni bir paradigmaya geçiş yapmıştı!

En genel tanımıyla paradigma kavramını, ‘bir bakış açısıyla oluşan değer, fikir, inanç ve tekniklerin bir dizisi’ olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Bunu insan yaşamına yansıttığımızda bireyin günlük hayatında etkin olan düşüncelerin, değerlerin ve algıların bir bütünü olarak da düşünebiliriz.

Var olan ve geçerli kabul edilen bir paradigma, ihtiyaçlara ve beklentilere cevap veremez duruma geldiğinde farklı bir paradigmanın hayata geçmesi kaçınılmaz olur. Paradigma değişimini insanın en başta değerleri üzerine inşa ettiği bir binayı yıkması ve farklı değerler üzerine yeniden inşa etmesi gibi algılamamak gerektiği görüşündeyim. Bireyi kendi yapan temelin onun değerlerinden örülü olduğuna ve kişilik özelliklerini belirlediğine inanırım. Kişinin sahip olduğu değerlerin farklı yaşam evrelerindeki öncelik sıralamaları veya baskın olma durumları değişse de varlıklarını her zaman sürdürürler. Özetle, paradigma değişimini değerlerin değişimi olarak nitelendirmemek gerekiyor.

Yazımın başında verdiğim örnekte olduğu gibi, bakış açımızı gözden geçirmemizin veya o bakış açısından olayları izleyerek şekillendirdiğimiz inanç ve zihin kalıplarını değiştirmemizin, hayata dair izlenimlerimizi etkileyeceği ve sonrasında paradigma değişimini beraberinde getireceği inancını taşıyorum.

Öz cümle, paradigma değişimi ‘çevremizi insanlar, olaylar, fikirler, hisler bütünü dahilinde nasıl algılıyor olduğumuzu’ değiştirebilmemizle mümkün olacak.

Ünal Elbeyli