Özgüven

Özgüven

251
0
PAYLAŞ

Dikkat bu yazı sorularla doludur. J

Acaba senin, kendin hakkındaki düşüncelerin neler?

Bu düşüncelere ne zaman sahip oldun bu hatırlayabileceğin bir şey mi?

İçine doğduğumuz dünyada yaratılışımız gereği yorum, yargı ve yaklaşımlar zihnimizi şekillendirir. Öncelikle ailemiz daha sonra ise okul ortamı, iş, arkadaşlar, popüler kültür ve son zamanlarda sosyal medya…

Tümü farkında olmadan kendimize dair algımızı biçimlendirir. Kendimize sormaya başlarız; neden benim böyle renkli bir hayatım yok, neden benim bacaklarım bu kadar uzun değil, bende de benzer bir şey var ama onunkisi daha güzelmiş… Bu düşünceler zihnimizde uçuşur ve algılarımızı biçimlendirmeye başlar.

Bu da yetmezmiş gibi toplum olarak her zaman eleştirmeye çok hevesliyiz. Kendimizi yargıladığımız gibi bir de acımasızca etrafımızı yargılarız. Çünkü kendimizi o kadar acımasız yargılarız ki bu tavrımızdan etrafımızdakileri de yoksun bırak istemeyiz. Tabii etrafımızda bizi bundan mahrum bırakmaz.

Sonunda kendimizi diğerlerinin gözünden ve merceğinden görmeye, bir nevi hipnoz altında yaşamaya alışırız. Bu sesler artık dış sesler olmaktan çıkıp iç sese dönüşür ve gün gelir zihnimizde o eleştiren ses yankılanmaya başlar. Böylece özgüvenimizi en çok kendi düşüncelerimizin düşürdüğü bir hale geliriz. Ta ki bu sesin bize ait olmadığının farkına varana kadar.

Hepimizin kendimizde sevdiğimiz ve sevmediğimiz yanlarımız var. Çevremizden aldığımız yargılarla bu yanlarımızı gizliyor, örtüyor ya da göstermeye çalışıyoruz. Ne kadar gizlesek de üstünü örtsek de bu özellikler bize ait. Mükemmel olmamız gerekmiyor. Ama zihnimizde yarattığımız mükemmel insan olabilmek için kendimizi yargılamaya devam ediyoruz. Olmak istediğimiz insanla çocukluktan gelen değerlerimiz, yargılarımız çatıştığında ortaya çok daha farklı bir boyut çıkıyor ve daha da özgüvenimizi yitiriyoruz.

Senin eksik, yetersiz, başarısız hissetmene sebep olan düşünceler neler?

Bütün bu düşünceler için sihirli olmayan ama çok işe yarayan bir yöntem var desem!

Bu yolculukta bana eşlik eder misin?

Kendine yönelen, saldırgan, beğenmeyen, eleştiren ve otomatikleşmiş bu düşüncelerini fark etmek! Onları her gün duyuyorum fark etmez olur muyum dediğini hisseder gibiyim. Evet duyuyorsun ama hiç dinledin mi, farkına vardın mı?

Cevabın evet ise çok şanslısın çünkü kendimizi yargılayan düşüncelerimiz biz onları fark ettikçe patlayan köpükten bir balon gibi etkisini kaybetmeye başlar. Kendi zihnimize inanmayı bıraktıkça kendimize yönelik düşüncelerimiz de dönüşmeye başlar.

İnandırıcı gelmedi mi? Denemek istersen okumaya devam edebilirsin ama senden yapmanı istediğim ufak bir şey var.

Kendine 5 dakikanı ayır, sadece deriin bir nefes al ve kendine ayırdığın bu sakin alanın içine yerleş.

Başkalarına göstermeyi umut ettiğin şefkati kendine göster ve kendini soruların akışına bırak.

Bu yazının başlığını gördüğünde hissettiğin neydi, niyetin neydi bunu hatırla…

Özgüveni arttırmaya ve kendi değerini hissetmeye en çok hayatın hangi alanında ihtiyaç duyuyorsun?

Adım atmaktan korkmana, kendini saklamana neden olan inançların neler?

Neyi yapamayacağını ya da neye adım atamayacağını düşünürsün en çok?

Bu sorulara bir takım cevaplar beliriyorsa esas soruyu sorabiliriz; bunca fikir nereden geliyor?

Ve bu fikirler kime ait?

Kendin hakkında zihninden geçen düşünceleri tanımlayarak devam edebilirsin; beklenti, saldırı, eleştiri, yorum…

Düşünceni tanımla ve fark et.

Onu gördüğünde sadece bak ve değiştirmeye çalışma, yok etmeye çabalama sadece fark et.

Bedeninde nasıl bir etki yaratıyor fark et.

Ve şimdi sor: Bu gerçek mi?

Gerçek olduğundan emin olabilir misin?

Yoksa bu sadece güçlü bir varsayım olabilir mi?

Cevap vermeye çabalama sadece sor ve izle.

Şimdi hayatında özgüven geliştirmeyi dileğin o ana bak.

Eğer hazırsan son kez soruyorum: Bu düşünceleri gerçek sanmasaydın bugün alıştığından farklı neler yapardın?

Yaşama katkısı olması dileğiyle,

Beste TINAZ

BİR CEVAP BIRAK