OYUNUN ADI: PARA > BAĞIMLILIK > İNSAN

OYUNUN ADI: PARA > BAĞIMLILIK > İNSAN

55
0
PAYLAŞ

Madde bağımlılığı; vücudun sağlıklı bedensel ve ruhsal yapısını olumsuz etkileyecek kimyasalları devamlı derecede alma isteğinin oluşması, bu isteğin zarar vermesine rağmen durdurulamaması olarak açıklanmaktadır.

Bağımlı kişi, zaman içerisinde madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır, maddeye ulaşamadığı zamanlarda olumsuz tepkiler vermeye başlar. Bu süreç kişilerin aile ve sosyal ilişkilerini bozacak duruma gelir, bazen de ölümle sonuçlanır.

Bir diğer deyişle bağımlılık, herhangi bir şeye bağlılığın körlük seviyesine gelecek şekilde tutkuya dönüşme halidir. Her insanın hayatta bağlılıkları vardır. Bağlılıkların, bağımlılığa dönüşmesinin en temel nedeni keyif verici olma özelliğidir. Keyifli haldeki insan, çevresindeki olumsuzlukları fark etmez ve devamlı o halde kalmak ister. Dolayısıyla alınan doz her geçen gün artmaya başlar.

Daha fazla keyif, daha fazla mutluluk, daha fazla güven, daha fazla madde, daha fazla eşya, daha fazla PARA…

Para bağımlılığı!

Günümüzde, fazlalıkların sonu en nihayetinde paranın yarattığı bağımlılık kavramında birleşiyor.

O halde madde bağımlılığı tanımını, yerine para kelimesini koyarak tekrar yapıyorum:

Para bağımlılığı; insanların bedensel ve ruhsal yapısını olumsuz etkileyecek bile olsa, aşırı yüksek miktara ulaştığında veya hiç olmadığında, sosyal ve aile ilişkilerinin, hatta toplumsal ilişkilerin bozulmasına sebep olacak bile olsa, keyif verme seviyesinin artışı ile tutku haline dönüşse ve bu tutku yüzünden ölümler bile olsa vazgeçememe halidir.

İnsanlık, gelişmenin verdiği heyecan ile yarattığı canavarın, ileriki süreçlerde nasıl bağımlılık yaratacağını hesaplayamamıştır. Günümüze gelindiğinde ise paranın yarattığı bağımlılığın toplumsal etiketler halinde, henüz çocuk yaşlardan başlayarak insanlara; güç, saygınlık, mutluluk veya mutsuzluk sebebi, ego tatmini, hükmetme gücü, hayattaki en önemli amaç ve hatta sağlığı etkileyen unsur olarak sunulduğunu söylesem çok da abartmış olmam herhalde;

“Büyüyünce çok para kazanıp lüks bir araba alacağım.”

“Benim babamın 5 ayrı şirketi var, çok para kazanıyor.”

“Şu restoranda en az 20 masa olsa, hepsinden günde 500 TL kalsa… Paraya bak… Hemen biz de böyle bir yer açalım!”

“- Neden bu mesleği seçtin? – Parası çok iyi!”

Bu cümlelerin sürekli içerisindeyiz, elbette fazlası ile çeşitlendirilebilir. Para günümüzün çok önemli bir gerçeği, bu reddedilemez ve değiştirilemez. Ancak paranın icadından önce insanların yaşam tarzına bakınca; takas usulü, sadece ihtiyaca yönelik alışverişler olduğu görülmekte. İnsanlar hayatta kalmak için (en temel ihtiyaçtır), gereksinim duyduğu yiyecekleri, malzemeleri takas yolu ile ediniyorlardı. Başka bir deyişle, amaçlarına ulaşmak için takası araç olarak kullanıyorlardı. Günümüz dünyasında, takasın yerine para konuluyor ve gelinen tablo bambaşka. Para araç değil, amaç!

Her geçen gün, bu amaç uğrunda doğayı ve insanlığı yok edecek birçok faktör meydana geliyor…

Yok edilme/yok olma nasıl meydana gelir?

Hiç ilgilenmeyerek ya da gereğinden fazla ilgilenerek, bir başka deyişle “Daha fazla…” ile başlayan düşünce yapısının gelişmesi ile.

“Daha fazla…” ne demek?

Elde edilmiş herhangi bir şeyi bir kere daha elde etme isteğinin oluşması.

Zamanla bu istek, kontrolden çıkararak durdurulamaz olur. Yeni yaratılan dünya ise, hırsın devreye girdiği, hayatın tek amacının “Daha fazla para” ile açıklandığı bir tiyatro oyunu halini alır. Bu oyun o kadar beğenilir ki yüzyıllarca kapalı gişe oynar. Ne seyirciler izlemekten vazgeçer, ne de oyuncular oynamaktan… İzleyen de oynayan da bilmez kendisinin de bağımlı olduğunu ve bağımlılıktan kurtulduktan sonraki özgürlüğün tadını…

Oyunun adı: Para > Bağımlılık > İnsan

Rol: Bağımlı insan

Oyunun geçtiği zaman: Hayatın tamamı

Oyuncular: İnsanlar

Yönetmen: Para

Ceyda ILGAZ

BİR CEVAP BIRAK