OYUNLAR, OYUNCAKLAR VE HAYATIMIZ

OYUNLAR, OYUNCAKLAR VE HAYATIMIZ

152
0
PAYLAŞ

Çocukken oyuncaklarla oynama şeklimiz, onları edinme, saklama ve paylaşma biçimimiz hayatımızın ilerleyen dönemlerine nasıl yansıyor ? Artık büyüdük deyip oyunları, oyuncakları bıraktığımız yaşlarda onların yerini ne alıyor? Ne değişiyor, ne değişmiyor ?

Bir an için durup düşünelim. Çocukluğumuzda en sevdiğimiz oyuncağımız neydi? Bize nereden, kimden ve nasıl gelmişti? Ona sahip olmak bize ne hissettiriyordu? Onunla hangi oyunları oynuyor, onu nerede saklıyor, kimlerle paylaşıyor, kimlerle paylaşmayı hiç istemiyorduk? Arkadaşlarla, kardeşlerle oynanan oyunlardaki rolümüz ne oluyordu? Buna kim karar veriyordu? Rolümüzü oynarken, görevimizi yaparkenki duygumuz neydi? Hiç bitmesin istediğimiz, su içmek dışında eve uğramadığımız, akşam gün batmadan eve gitme kuralını unuttuğumuz o günlerde, bizi oyunlara böylesine tutkuyla bağlayan o duygu şimdi hayatımızın neresinde? Onu neye kanalize ettik? O duygunun enerjisi ile neleri başardık, neleri kaybettik?
Herkesin cevapları birbirinden çok farklı ve özel. Kimseninki kimseye benzemez. Her ağlayan bebek, her uzaktan kumandalı araba, her lastik top sahibine özeldir ve onun izlerini taşır üzerinde. Bazısı ağlaya ağlaya aldırmıştır o oyuncağı, bazısına hiç istemeden hediye gelmiştir. Kimisi kırıp dökerek oynamıştır, kimisi dokunmaya kıyamayıp en gizli köşelerde saklamıştır oyuncağını. Bazıları “arkadaşlarınla paylaş” komutuna uymuştur içi cız ederek, bazıları hesapsızca vermiştir ilk isteyene en sevdiği arabasını…
Büyüyüp hayata atılınca nasıl oynanır oyunlar, nasıl kullanılır o büyük büyük oyuncaklar… Erkekler arabasını seçer, kadınlar eşini dostunu ağırlayacağı büyük büyük evler.. Gözünü ekrandaki toptan ayıramazken erkekler, kadınların ilk derdi sarı saçlı, mavi gözlü bebekler.  
Büyük büyük roller seçilir artık. Bazıları yine oyunu yönetmek ister, bazısı fasulye olmaya razı, kenardan oyunu izler…Oyunlar desen yine aynı büyüsen de. Yine kaçmalar, kovalamacalar, yine saklambaçlar, ip atlamalar. Kimisi yine oyunbozan, yine hilekar.. Kimisi yere düşenin yanında, hizmetkar.
Oyunlar yine aynı, oynayanlar yine büyük büyük çocuklar. Roller değişmiş gibi görünse de, bu oyunlarda da yine iten var, kakan var, düşen var, tutan var.

Çocuklukta olduğu gibi yine, akşam olur, oyun biter…Tek fark vardır artık, çoğu kişi oyunu bitirip bir an evvel eve gitmek ister..

 


Yaşam Koçluğu Eğitimleri ve Mutlaka Bilinmesi Gerekenler

Çocuğunuzun hangi meslekte mutlu olacağı belirlenebiliyor