Oy Vereceğiniz Cumhurbaşkanı’nın Özellikleri Arasında Bunlar Var Mı?

Oy Vereceğiniz Cumhurbaşkanı’nın Özellikleri Arasında Bunlar Var Mı?

553
1
PAYLAŞ

Referandum tartışmaları süredursun aklımıza kimin Cumhurbaşkanı olacağına ilişkin fikirler gelmeye başladı bile. Hatta Mülkiye’de okurken hocam olan İlber Ortaylı’nın da aday olmasını isteyenler olduğunu görünce adayların oldukça renkli olabileceğine inandım. Çok sık söylediğim bir söz var: “Sadece siyasetten uzak kalmam gerektiğini anlamak için siyaset okudum.” İlber Hoca da bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Siyasete girmeyeceğine eminim. Ne de olsa maaş az, iş çok, fazla göz önünde! Bir de eskisi kadar hoyrat konuşamayabilir. Oldukça sıkıcı bir pozisyon onun için.

Seçim sürecinin en lezzetli kısımları bence renk, mizah ve eğlence olacak. Umarım olan bitene bol bol kahkaha atarız.

Yeni sistemde 100.000 imza cumhurbaşkanı adayı göstermeye yetiyor. İlginç adaylarımız olabilir. Ben de biraz mizahi olsa da oy vermek istediğim Cumhurbaşkanı’nın özelliklerini ve ilk icraatlarının ne olabileceğini yazmak istedim. Bu manifestoya en yakın olan kişiye kesin olarak oy vereceğim

1. Mutlaka Çıplak Fotoğrafı ya da Seks Videoları Olmalı!

Lisede okurken bir tarih hocamız vardı. Muhafazakâr ve Osmanlı hayranıydı. Bazen ona takılmak için sorardık. Hocam “İslam’da 4 eşten fazlasıyla evlenemezsiniz ama nasıl oluyor da padişahların 100’den fazla cariyesi olabiliyor, üstelik İslam Halifesi!” diye… Hoca’nın cevabı muhteşemdi. “Oğlum bak, kadın dediğin erkeği baştan çıkarır, cihanı yöneten kişinin aklına kadın denilen şey gelmemeli. Devletin bekası için 100 tane kadın feda edilebilir. Böylece Osmanlı Padişahı’nın aklına halel gelmez. Kadın peşine düşmez.” Haklı mı bilinmez ama Osmanlı’da kadınların Osmanlı Padişahlarını yönlendiremediğini kim söyleyebilir ki (!) Şimdi binbir yolla bunu İslama uygun diye değerlendiren arkadaşlar olacaktır. Diyecekler ki cariye hizmet görür, seks için değildir. Hadi canım diyeceğim ben de. Zaten padişah da Hürrem’e hizmet gördürmüş. Çocuklar da başka şekilde doğmuş. Yöntem iyi ya da kötü belli ki işe yaramamış ama bence eğer yeni Cumhurbaşkanı’nın çıplak resmi ya da seks kaseti olursa bu işe yarar. Kimse onu şantajla tehdit edemez. Türkiye’nin bekası için şantaj yapılamaması çok önemli. Hem seks çok keyifli bir şey. Denemeyenlere tavsiye ederim. Mümkünse herkes denesin, vazgeçemeyeceksiniz. Üç kuruşluk çıplaklık ve seks, ülkenin salahiyeti için nedir ki? Bakın Angela Merkel’in de çıplak fotosu var ama Alman Halkı’nın umurunda bile değil.  Biz de bu konuda biraz daha geniş olalım lütfen.

2. Kimsenin Başörtüsüne, Dinine Karışmamalı!

Devletin dinle ve inançlarla hiçbir işi olmamalı. Her dine eşit yaklaşmalı. Zinhar hiç kimsenin dini vecibesini engellemeye çalışmamalı. İsteyen herkes, istediği her yerde dini kıyafetini kullanabilmeli. Siyasi simge karinesi üzerinden hareket edemezsin. İnsanları bir çok sebeple dini kıyafeti tercih edebilirler. Ancak siyasi simge olsaydı bile ülkücü bıyığını yasaklamıyorsan, CHP rozetini yasaklamıyorsan başörtüyü de yasaklayamazsın. Her dine saygı gösterilmeli. Devlet, hiçbir dini olmadan bunu yapabilmeli. Hatta daha ötesinde insanların dinlerini yaşayabileceklerine dair güvence bile vermeli.

3. Geciken Adalet, Adalet Değildir!

Hukuki, İdari ya da Ceza Davalarının tamamı kısa sürmeli. Bugünkü hukuk “Haklı olanı değil, tedbirli olanı koruyor.” Üstelik dava açmak için harçları ya da avukat ücretlerini ödeyemeyeceğiniz için dava açamadığınız durumlar bile olabilir. İlk değiştirilmesi gereken süre meselesi. Mahkeme, Tapu’dan evrak istiyor, üç ay sonra geliyor. Göndersene kuryeyi aynı gün belge gelsin mahkemeye, ertesi günde yapın ikinci celseyi. Her bir celseyi neden 5 ay sonraya gönderirsin ki… 10 celse… Oldu mu sana 4 yıl? Gecikmiş hukuk, hukuk değildir. İkinci konu tüm dava türlerinin maliyetlerini devlet üstlenmeli, sonra da kaybedene bu masrafları yüklemeli. Bir de son olarak mahkemelere ‘Jüri Sistemi’ni getirmeli. Böylece vicdan da devreye girebilir. Sadece hukuki ve belgesel değerlendirme Kıta Avrupası’nda yeterli olabilir ama Türkiye’de yeterli değil! Kıta Avrupa Hukuk sistemi bence Türkiye’ye uygun değil. Nitekim yüzlerce yıl Mecelle hukuk sisteminde Kadı denilen kişi vicdanına da bakarak karar verdi. Hem de kısa sürede…

4. Gey Evlilikleri Serbest Olmalı!

Elbette bu kadar konu varken “Bu mu önemli senin için?” diyebilirsiniz. Önemli! Hem de çok önemli. İki açıdan: Birincisi, İnsan özgürlüğüne vurulan her darbe benim için sakıncalı. İkincisi ise dünyada inanılmaz itibar sağlayacaktır. Yanına da eğer belirli bölgelerde kumar ve esrarı da serbest bırakırsan Türkiye bildiğin turizm cenneti olacaktır. Üstelik özgürlükler sıralamasında ilk 5’e yerleşmezse ben de işimi bırakırım.

5. Milliyet Ayırmamalı!

Biz milliyet ayırmıyoruz, “Türk, Kürt kardeştir.” diyenlere sesleniyorum. Eğer öyleyse hepsi bizim için aynıysa neden Irak’taki Türklere, Kürtlerden daha fazla yardım ediyoruz. Neymiş, demek ki eşit değilmiş. Bence artık ırka ya da milliyete dayalı yardımlardan, insanlığa yardımlara geçmeliyiz. Kilimci Arif’in (Cem Yılmaz) Gora’da dediği gibi “Uzaylı da olsa, o da bir insandır.”,

6. Şiddete ceza yüksek, küfüre sıfır ceza olmalı

En küçük bir fiziksel şiddet davranışı en ağır ceza ile cezalandırılmalı. Şimdi durum şöyle: Sokağa çık, ilk bulduğunu döv… Bir yeri kırılırsa belki para cezası alırsın. Birinin fiziksel bütünlüğüne en küçük müdahalenin cezası o kadar ağır olmali ki kimse aklından bile geçirememeli. Fiziksel bütünlük bir insanın en kutsal mahremidir. Tokat mi attın, al sana 5 yıl F tipi. Turkiye’de şiddetin maalesef cezası yok. (Not: Kadına, erkeğe fark etmez.)

Küfür ise cezalandırmaya tabi olmamalı, kime küfredersen et! Biri sana O.Ç derse cevap olarak “Allah sana iki katını versin.” deme hakkın var nasıl olsa. Cumhurbaşkanı da olsan, eski bir lider de… Kim küfrederse etsin. Nasılsa küfrün yerini bulma şansı yok. Bu arada küfrü hiç desteklemedim ama ceza verilmesini de doğru bulmuyorum. Gelişmiş ülkelerde herkes bir karikatürde köpek de olabilir, domuzda ya da iki cümleden biri “Fuck You” ya da Fransızlardaki gibi “putain de merde!” (nam-i diğer ‘kutsal bok’) olabilir. Biz küfre bence fazla karşıyız. Bel altı mizahı sevmem ama karşı olmam da gerekmiyor. Görmeme, duymama hakkımı kullanabilirim.

7. Evlililik Müessesi Ortadan Kalkmalı!

İki kişiyi bir imzayla bir arada tutmaya çalışmak esaret yaratmak gibi. İnsanlar sadece birlikte mutlu oldukları için birlikte olmalılar. Evliliğe gerçekten gerek var mı? Şunu sorabilirsiniz: “E biraz önce geylere evlilik serbestisi gelsin dedin, şimdi de evlilik ortadan kalksın diyorsun.” Buna cevabım da şu; geylerin şikâyeti bir eşitlik sorununa dayanıyor. Tüm evlilikler kalkarsa onlar da evlenmeyebilirler. Çocuk sorununu bir sonraki maddede ele alacağım ama çok komik bir kitaptan da bir alıntı yapacağım. “Güzel olma takıntısının ardında özsaygı gibi muhteşem bir kavramın olduğunu savlayanlara çok rastladık. Ama pratikte bazı sorunlar da yok değil. Evlendiğinde 52 kilo olan kadın (ya da erkek), aradan 3 yıl geçmeden 104 olabilir. O zaman şu soruyu sormak gerekir: “Evlilik özsaygını sonlandırıyorsa, neden ‘evlenmeden olmaz’ diyerek başımın etini yedin?” Hadi diyelim ki, doğum, hormonlar, boş vermişlik gibi gerekçelerle 104’ü gördük. Çözümü boğazını tutmak değil midir? Hemen, kalçadan yağ aldırma operasyonları, selüloit terapileri hatta riskli mide ameliyatları gündeme gelir. Oysa biraz az Nutella yemek ve günde 10 dakika egzersiz yapmak bütün sorunu çözecektir. İlle tasarımına müdahale edecek ya, hiç tereddüt etmeden yatar ameliyat masasına.” (Tuncer Aktaş – Maskulist)

Tamam, tamam kabul ben aynı düşünmüyor olabilirim ve evet erkekler de gayet kilo alıyorlar ama şu kesin, evlendikten sonra birbirimize daha az özen gösteriyoruz. Bence evlilikler kesin olarak kalkmalı.

Bir diğer önemli konu da “Kadınların iş hayatına katılmaması.” konusu… Bazı kadınların iş hayatına sadece evlilik nedeniyle katılmadığını iddia etsem, gerçekten çok mu olurum? Neyse bence etkisi çok. Evlilik olmazsa herkes kendi hayatını idame etmek için çalışmak durumunda kalır.

8. Çocuk Sigortası Gelsin!

Tüm doğan çocuklar için doğumdan itibaren bir doğum sigortası ödenmeye başlasın. Böylece çocukların sorumluluğunun alınmadığı zamanlarda bu sigorta priminden tüm eğitim vs. gibi masraflar karşılansın. Hatta çocuk doğmadan önce bir eğitim verilerek sınav yapılmalı. Araba ehliyeti var da, ebeveynlik ehliyeti neden olmasın? Çocuk yetiştirme, trafikten daha az tehlikeli bir alan mı yani.

Eğitimlerle ve primlerle çocuk yapmanın fiyatı biraz artsın. Böylece daha bilinçli ebeveynler görmeye başlayabiliriz. (Prim düşük olsun ama!)

Neyse seçim vaatleri olarak kalbimden geçenler bunlar. Siz de kendi kalbinizden geçenleri ekleyebilirsiniz.

Bu arada bu yazıyı ciddiye alanlar için şimdiden üzülüyorum. Oscar Wilde’ın sözü sadece size ışık olsun diye yazıldı: “Hayat, Ciddiye Alınamayacak Kadar Önemlidir”

UMUT KISA

Sola Unitas Academy, Paul Ekman International, Sola Yayınları ve İzotomi Projesi’nin lideri olan Umut Kısa “Us’ta Yol”, “Ahuna” ve “Kendini İşten Fethet” adlı kitapların yazarıdır. İletişim alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir.

1 YORUM

  1. Bu vaadlerle seçime katılırsan benim oyum senindir, çok ciddiye alarak hepsini kabul ediyorum 😁 Küfür rahatsız edebilir ama kendimin de edebileceğini düşünmek biraz rahatlatıyor 😄

BİR CEVAP BIRAK