ORGANİZASYONLARDA İLİŞKİ KİMYASI VE DUYGUSAL ZEKA

ORGANİZASYONLARDA İLİŞKİ KİMYASI VE DUYGUSAL ZEKA

79
0
PAYLAŞ

İçinde bulunduğumuz belirsizlik ortamında hiç şüphesiz ki başarıyı tetikleyen faktörlerin başında geliyor ilişki yönetimi.

Söz konusu ilişkiler; önce bireyin motivasyonunu, ardından ekip dinamiğini etkileyerek kurum kültürünün kılcal damarlarını örüyor adeta. Başta liderler olmak üzere tüm çalışanların inşaa ettiği bu kılcal damarlar organizasyonun aldığı nefesin kalitesi ve canlılığın sürdürülebilirliği anlamına geliyor.

Organizasyon içinde günlük problemlerinin %25’inin teknik / finansal, % 75’inin ise insan davranışı temelli olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak,  ilişki kimyasının kurum kültürü için ne derece hayati bir öneme sahip olduğunu birkez daha teyit etmiş oluruz.

Kurum kültürü kuruma özgü değerler, inançlar, kabul gören / görmeyen tutumlar iken kurum iklimi ise insanların bu kültür ile olan etkileşimleri sonucu oluşan hislerinin bütünüdür. Bu hisleri doğrudan etkileyen en önemli 2 faktör;  “Çalışan Deneyimi” (çalışan & organizasyon arasındaki ilişki) ve de çalışanların kendi aralarında kurduğu “İlişki Kimyası” dır.

Bu kimyayı incelerken maalesef elimizde bizi sonuca götüren hazır formüller bulunmamakta. Ve bir durumu yorumlarken salt davranışa odaklanmak çoğu zaman  görüş alanını kısıtlamaktadır. Meseleler her zaman bu kadar yüzeysel olmadığı için liderlerin daha derine bakıp bazen kılcal damarların içerisinde kısa seyahatlere çıkması gerekebilir.

Peki organizasyonun içerisinde yer alan ilişkilerin kalitesini ya da diğer bir değişle kimyasını belirleyen işaretler nedir?

Sorunun pek çok yanıtı bulunmakla birlikte organizasyonda duyguların yönetimi terimi bizi son yıllarda güçlü bir kavram olan duygusal zekaya götürüyor. Çünkü yukarıda kültür & iklim konusunda bahsettiğim gibi organizasyonu da bireyleri de bu ilişkiler örüntüsünden ve de kimyasından bağımsız ele almak mümkün değildir.

Bugün duygusal zekanın ne olduğu üzerine yazılmış milyonlarca kaynak bulunmakta. Konunun popülerliği bir yana, esas mesele duygusal zekanın ne olduğundan ziyade nasıl somutlaştırılıp aksiyon planlarına döküleceğidir.

Sosyal bilimlerin bir cilvesi olarak toz ve gaz bulutu halindeki soyut bir kavramı, katılaştırarak ve de aynı zamanda sistematik bir yaklaşımla iş dünyasının hizmetine sunmak ise yine sosyal bilimcilere düşüyor.

Duygular düşüncelerimizi, düşünceler ise davranışlarımızı oluşturmaktadır. Buzdağının görünen kısmında davranışlarımız yer aldığı için günlük ilişkilerimizde genelde bu davranışları irdelemeye ve çatışmanın kök nedeninde bu davranışları görmeye eğilimliyizdir.

Joshua Freedman’ın ‘Liderliğin Kalbinde‘ kitabında detaylandırdığı bu model, duygusal zekayı kullanarak başkalarını değil, bireyin kendi dönüşümünü ele almaktadır. Başkalarının değişimini isteyen birey öncelikle kendi duygu, düşünce ve davranışlarına odaklanmalıdır. Problemlerin başka insanlarla çok fazla bağı varsa bu, muhtelemen o insanları çok fazla düşündüğümüzden kaynaklanmaktadır.

ÇAĞLA BAŞKAYA

Six Seconds Beyin Profili Uzmanı & Duygusal Zeka Değerlendiricisi

Bu yazı ilginizi çektiyse: Kendi Buzdağımızın Derinliklerine Bakmak