Önce sev sonra öldür beni..

Önce sev sonra öldür beni..

430
0
PAYLAŞ
Ben Olmak

“ Merhaba, beni hatırladın mı? Hani şu hayran kaldığın, işte budur dediğin, sırılsıklam aşık olduğun özellik var ya o işte o “Ben”. Gözlerinin ışıl ışıl olmasını sağlayan, midende kelebekler uçuşturan, hakkında hayaller kurduğun, eşe dosta heyecanla dakikalarca anlattığın “Ben”. Bu yazıda “Ben” olsun adım. Sen istersen farklı bir ad koyabilirsin bana. Mesela güzellik-yakışıklılık de, hani şu ilk bakışta vurulduğun sonra kıskançlıkla günden güne kaybolan… Ya da güç olsun adım. Ayaklarının üstünde sapasağlam duruşunu, her işi kendi başına kotarışını hayranlıkla izlediğin güç. Vefa da diyebilirsin istersen, hatta yardımseverlik. Hatırlıyorum da ilk günler göğsün kabara kabara bahsederdin. ”Ailesine çok düşkün bir de iyi kalpli ki sormayın. Her derine koşar herkesin.“ diye. Daha onlarca ad koyabilirsin bana; neşeli, çalışkan, tutumlu, titiz, evcimen….
Adım ne olursa olsun değişmeyen tek şey kaderim. Ben işte ben başlangıçta ne olarak bağlandıysan sonunda köşe bucak kaçma sebebin..”

Bizi biz yapan özelliklerimiz dile gelselerdi kendilerine önce hayran sonra düşman olanlara şaşkınlık içinde bunları söylerdi belki de. Neden şaşırmasınlar ki, ilk anda sevip desteklediğimiz tüm bu özelliklere zamanla sövüp lanetleyen yine biz değil miyiz? Bir insanı sevme sebebimiz ile ayrılma sebebimiz ilginç bir şekilde aynı özellik oluyor çoğu zaman. Yaman çelişki değil mi…
Hiç düşündünüz mü ne oluyor da sevgilimizin, eşimizin hayranlık duyduğumuz özellikleri zaman içinde bizi rahatsız etmeye başlıyor. O tutarlı bir şekilde aynı kişi ise değişen biz miyiz? Peki aşık olduğumuz muhteşem özellikten yaka silker hale gelmemize neden olan ne ?
Konuyu aşı mantığı ile açıklamayı deneyebiliriz. Eser miktarda virüs bağışıklığı güçlendirir de fazlası kişiyi öldürür diyebiliriz. Vizörü biraz genişletip kendimize de bakabiliriz. Acaba biz o muhteşem özelliğin yalnızca ve yalnızca bizim için mi var olmasını istiyoruz? Ya da bir tek bizim için var olmamasını… Hadi birlikte deneyelim;
– Bu kadar süslenmene gerek yok. Dışarı çıkarken makyaj yapma. O elbiseyi giyme ille de istiyorsan evde giy.
– İstediğine karşı istediğin kadar güçlü olabilirsin. Kendini kimseye ezdirme ama bu evde benim sözüm geçer bilesin.
– Herkesin imdadına koşmak zorunda mısın? Bırak eşiyle derdi neyse kendi halletsin. Ne yapalım kavga ettilerse.
– Yine mi toplantı, şirketi sen mi kurtaracaksın Bıktım bu işkolikliğinden..
– O masraf, bu masraf hava paralı olsa nefes bile almayacaksın.
Tanıdık geldi mi? Belki söyleyen belki dinleyen olduk zaman zaman. Bu cümleler iki ucu sivri oklar gibiler, kesin olan bir şey var ki söyleyenin de dinleyenin de o sivrilikten payına hep acı düşer. Bu cümleler böyle uzayıp gider, biz önce sevip sonra öldürmekten vazgeçmezsek eğer…..

Emrem GÜRSES YAKA

Gelişmiş Duygusal Zekaya Sahip İnsanların Alışkanlıkları