Önce Can, Sonra Canan

Önce Can, Sonra Canan

165
0
PAYLAŞ

Bencillik bize öyle kodlanmış ki, “bencilsin” dendiğinde kabullenemiyoruz. Kendinden önce karşındakini düşünmek yüce bir erdem olarak öğretilmiş bize. Erdem sahibi olmak haklı bir gurur vermiş, önce sevdiklerim sonra ben demişiz. Ne düşünürler, ne hissederler, ne derler…

Çünkü biz erdem sahibiyiz ya, onları daha çok koruyup gözetmek zorundayız. Onların üzülmemesi, kırılmaması gerekli. Biz kırılsak da olur. Nihayetinde kol kırılır, yen içinde kalır. Erdem bunu gerektirir. Yüce olmak budur.

“Bana ne karşımdaki ne hissederse hissetsin” demek cici çocuklara hiç yakışmaz.

Cici çocuk olmak uğruna, nelerden vazgeçtiğinizi bir düşünsenize. Kimseyi üzmemek, kırmamak için hep istedikleri gibi olmak, istemediklerini söylememek, hatta aklınızdan geçirdiğinizde kendinizi ayıplamak. Ben nasıl böyle bir şey düşünebildim diye pişman olmak, kendinize kızmak.

Hiç yapmadınız mı?

En acımasız davrandığımız kişi, kendimiz oluyoruz. Herkese hak verirken, kendimize hak tanımıyoruz. Gırtlak dokuz boğum ne de olsa, sekizi yut birini söyle, öyle değil mi?

Öyle tabi, sonra şikayet etmeye başlıyoruz, keşke biraz bencil olsaydım, biraz kendimi düşünseydim diye diye mutsuz ve agresif biri haline dönüşüyoruz.

Peki ne oluyor da, karşımızdakini kendimizden daha çok düşünüyoruz?

Bu soruyu bir de başka bir bakış açısıyla sormak isterim: Karşımızdaki kendini düşünemiyor mu? Onun iyiliğini en iyi biz mi biliriz?

Evet, biraz kibir gibi geldi kulağa sanki, ne dersiniz?

Erdemli olmak diyorduk, kibir de nerden çıktı şimdi..!

Çocuklukta bize öğretilenleri, yetişkin aklımızla tekrar sorgulamak iyi bir fikir olabilir. Öncelikle karşımızdaki insanın da yetişkin olduğunu, kendisi için en iyisini bildiğini kabul ederek tabi ki.

Bencilliği reddederken, başkasının yerine düşünmeyi, onun ne hissedeceğini kontrol etmeyi seçmiş ve bunu erdemli olmak kılıfına sokmuş olabilirsiniz. Ve o başkaları, sizin için o kadar önemli hale gelmiştir ki, hem bu erdemden vazgeçemezsiniz, hem de onların hislerinin bağımlısı olursunuz. Ne düşünecek, ne hissedecek diye hareketlerinizi ayarlarken, kendinizi geri plana atarak, mutluluğu başkalarının düşüncesinde ve hislerinde arayabilirsiniz. İşin ironisi, onları da memnun edemezsiniz kendinizi de. Sürekli hisleri kontrol edilen, ne düşünmesi gerektiği gözetilen biri nasıl memnun olabilir ki. Hele ki özgürlüğüne düşkün ise.

Hayatınızda kurduğunuz en uzun ilişkinin kendinizle olduğunu düşünürsek, başkalarının hislerine bağımlı olmanın tehlikeli sular olduğunu söyleyebilirim. İşte bu yüzden, bencil olmak önemlidir.

Bencil olmak, önce BEN demektir. Karşınızdaki kişiden bağımsız olarak, oluşan durumla ilgili, önce ben ne hissediyorum, ben ne düşünüyorum diye sorgulamaktır. Önce kendine değer vermektir. Karşıdakinin hislerine bağımlı olmadan, ben de varım diyebilmektir. Ve en önemlisi, bağlılık ile bağımlılık arasındaki farkı görebilmektir. Bana göre bu, en büyük erdemdir çünkü içerisinde kibir yoktur, koşulsuz sevgi vardır.

Miray Demirer

BİR CEVAP BIRAK