ÖFKE’leniyoruz Azizim!

ÖFKE’leniyoruz Azizim!

180
0
PAYLAŞ

Davranış bilimcileri öfkeyi; doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere yönelik duygusal bir tepki olarak tanımlarlar.

Ve eklerler; öfke fizyolojik öğeleri olan bir duygudur, davranış tarzı değildir. Yani “öfkeli” diye bir kişilik özelliği yok ama sık sık öfke hisseden, tepesinin tası atan ve bu duygu durumuna kapılıp giden insanlar var, varız. Kabul edelim hepimizin “tas’ı” arada bir atıveriyor. Şimdi biraz o tas ile neler yapabileceğimizi konuşalım.

Öfkenin önlenemez olduğu bir gerçek. Çünkü öfke bir duygu, tepkisel bir duygu. Nedenlerini bazen çok iyi bildiğimiz, bazen tespit edemediğimiz bir duygu. Yaratılıştan beri var olan, bazen korunma için hizmet eden, bezen geri dönülmez zararlar veren kadim bir duygu. Kadim, yöneten, çok güçlü bir duygu. Ve duygular beyine saliseler ile iletilirler. Daha siz farkında olamadan gelip beyninize yerleşen bir duyguyu önleyemezsiniz, ama yönetebilirsiniz. O, sizi yönetmeden evvel. Nasıl mı? Düşüncelerinizi ve davranışlarını yöneterek. Evet, sizde öfke patlamaları yaratan faktörler çevresel ve önlenemez olabilir, ancak davranış ve tepkilerinizin anahtarı sizin elinizde. O sözcükler sizin, kriz anındaki tavrınız sizin. Nasıl düşündüğünüzü düşünmek deha göstergesidir. Patlama anınızda kapıdan giren hayatınızdaki en değerli insanlardan biri olabilir, kritik bir iş görüşmesinde, sosyal bir toplantıda olabilirsiniz. Duygunuzun sizi yönettiği o kritik ve geçici an, sonradan çok pişmanlık duysanız da size ve çevrenize kalıcı olumsuzluklar yaşatabilir. Peki, nasıl yönetilir bu kritik süreç, o en ‘siz olmayan’ halinizin, size zarar vermesini nasıl engellersiniz? Sadece birkaç saniye ile… Durarak. Kriz anında kendinize o çok kıymetli birkaç saniyeyi tanıyın ve bir durum değerlendirmesi yapın. Kendinize şu soruları sorun;

Şuan beni öfkelendiren ne, neden rahatsız oldum?

Daha önce benzer bir kriz anında nasıl davrandım ve sonuçları neler?

Bu tarz kontrolsüz davranışlardan daha önce ne zararlar gördüm? Neleri kaybettim?

Bu öfke halinden gizli bir çıkarım var mı? (Bu otomatik bir savunma mekanizması mı? )

Eğer bu bir savunma mekanizması ise kendimi neyden koruyorum?

Nasıl aşabilirim?

Ve en önemlisi; Bu his geçene kadar süreci nasıl yöneteceğim?

Bu sorular ve cevaplarını “o an” arıyor olmak size çok uzun ve imkânsız gelebilir. Ancak düşüncelerimiz o kadar hızlıdır ki, bu iç arayışı sadece birkaç saniyede tamamlayabilirsiniz. Ve bir kere durmaya alıştığınızda, fevriliğinizi ve anlık yıkımlarınızı aştığınızı göreceksiniz. Kendinize o çok kıymetli saniyeleri hediye edin, öfkeli ve tetiklenmiş halinize dışarıdan bakın. Davranışlarınıza siz hükmedin, duygu durumunuz değil. Duygularınızı değil, davranışlarınızı kontrol edin. Kimse sakin bir anında düşünüce çocuğuna vurmak, eşi ile huzursuzluk yaşamak, mesai arkadaşı ile tartışmak istemez. Daha önce de belirttiğim gibi “o”, en siz olmayan haliniz. Anahtar sizin elinizde, kullanın. Onun direksiyona geçmesine izin vermeyin ki güvenli bir yolculuk olsun.

Sevgi ile kalın.

Selinay Ünlüdoğan Şahin
Kariyer – Öğrenci – Takım Koçu