Neyi gerçekten istedin de başaramadın İnsanoğlu?

Neyi gerçekten istedin de başaramadın İnsanoğlu?

198
0
PAYLAŞ

Gerçeklik kelimesine vurgu yaparak ilerlemek istiyorum. Bir şeyi gerçekten istemenin önemli olduğunu düşünüyorum. Gerçekten istemek; tutkuyla, büyük bir aidiyetle, tüm benliğinle ona adanmış olmayı gerektirir diye düşünüyorum. Bu durumun örneğini tarihte sıklıkla görebiliyoruz. Konuyu içselleştirebilmemiz adına klasik müzik dehalarından Ludwig van Beethoven’ın hayatından kısa bir kesit paylaşmak istiyorum.

Beethoven kariyerinin sonlarına doğru işitme duyusunu kaybeder. Hayatını müziğe adamış biri olarak bu sağlık sorunu ciddi ölçüde psikolojisini bozuyor ve durumu insanların öğrenmemesi için kendini yalnızlaştırıyordu.

Ancak diğer taraftan da tutkuyla bağlı olduğu bu işi yapma konusunda da kararlığını koruyor ve kendince farklı metotlar deniyordu. Dünya tarihinde kemikten duymayı ilk Beethoven’ın keşfettiği söylenir.

Şöyle ki; Piyona karşısında eserlerini bestelemeye çalışırken dişleri arasında tuttuğu bir cetveli (tahta bir çubuk) piyanonun üzerine koyar tuşların piyano da oluşturduğu vibrasyon cetvel vasıtasıyla çene kemiğine iletir, çene kemiğinin sesi iç kulağa iletmesiyle duyma yetisi kazanır. Son senfonisi olan 9. Senfoniyi de bu şekilde besteler ve dinleyicilerine sunar.

Bu hikayeden çıkarabileceğimiz dersler var. Örnekte de görüldüğü üzere bazen insanın kendi isteği dışında hayatı değişebiliyor ve yaşam konforu bozulabiliyor ya da ulaşmak için kendimize bazı hedefler koyuyoruz ve ulaşamayınca mutsuzlukla karşı karşıya kalıyoruz. İşte burada hayatımızı değiştirmeyi gerçekten ne kadar istiyoruz? Ya da içine düştüğümüz bu olumsuz durumdan gerçekten çıkmak istiyor muyuz?

Bu tür değişimi tetikleyici hareketlerde tutkulu olmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kişinin bir konuya olan tutkusunu çok rahatlıkla anlayabiliriz.

Söylemlerine sıklıkla yansıyacaktır hatta yaşadığı çevreyi gözlemleme fırsatınız olursa tutku duyduğu şeyle ilgili kesitleri göreceksiniz. Bu tarz kişilerin tutku duyduğu alanlarla ilgili başarısız olma olasılıklarının oldukça düşük olduğunu söyleyebilirim. Neredeyse imkansızı başarabilen Beethoven örneğinde gördüğümüz gibi.

Bazen gerçekten istediğimiz bir şey için göstermiş olduğumuz üstün çaba öyle büyük anlamlar taşır ki, “kemik iletimi” günümüz dünyasında halen üzerine çalışılan bir alandır.

Bizler farkına varmayız ancak dışarıya öyle ışık saçarız ki belki de ileri nesillerin yolunu aydınlatırız.

Tutkunuzda, ışığınızda hiç eksik olmasın.

Cem YAR

BİR CEVAP BIRAK