NE KADAR BÜYÜDÜ BU ERGENLİK MESELESİ

NE KADAR BÜYÜDÜ BU ERGENLİK MESELESİ

147
0
PAYLAŞ

Bu kadar harika yıllar ülkemizde resmen heba ediliyor. Son yıllarda sürekli ergenler hakkında yazılar, eğitimler,velilere özel düzenlenen konferanslar, çocuklara sürekli anlatılan beyin hormonlarının durumları ve bu süreçlerde kendilerine nasıl yol bulacakları sürekli anlatılır oldu.

Çocuklarda sorun yok da ülkemizde her dakika değişen sınav sistemine ayak uydurmaya çalışan öğrenciler, ailelerin baskısı, okulların maddi ve prestij çıkarları var. Richard Lerner’ın Pozitif Ergenlik kitabını şiddetle ailelere öneriyorum. Bir kere ergen kelimesini Türk insanı olarak çok kullandığımızı ve hep de  kaçılası korkulası ve tiksinesi yüz ifadeleri ile anlatılan yıllar olarak dinlediğimi fark ettim. Fakat ailelerin asıl fark etmesi gereken ve kitabın en baş sayfalarında da söylenildiği gibi, ergen kelimesini kullanınca aklımıza gelen çağrışımlar yüzünden yüzümüzün asıldığı ama genç denildiğinde ise yüzümüzde keyifli bir gülümseme olduğuydu. Bence Türk aileleri artık ergen gözüyle bakmak yerine , bir sorun varmış da çözelim düşüncesinden çıkıp genç birey olarak onları anlamaya çalışmalılar.

Bu yıllar bir daha geri gelmeyecek.İnsanın hayatında yaşanacak ve hatırlanacak en muhteşem yıllar olan bu gençlik yılları, hayatı kazanmak adına yapılan sınavlar ile gençleri yeterince zaten zorluyor ayrıca telaş ve endişe çıkmazına giren kafası karışan ebeveynler olarak devam ediyor. Ebeveyn olarak yanlış ilerlediğimizi düşünüyorum. Sanki herşeyi biz biliyoruz da gençler hiç birşey bilmiyor edasında dolanıyoruz. Değişmesi ve gelişmesi gerekenin ebeveynler olduğunu düşünüyorum. Öncelikle bu kitaptada bahsedildiği gibi ergen değil de genç desek kulağa nasıl geliyor?

Ardından sürekli koruma kollama halinden bir vazgeçsek; üşüdün mü, aç mısın, aman giy aman ye aman çalış aman öyle yap böyle yap deme hallerini bıraksak diyorum. Bu kadar koruyucu davranma yılları geride kaldı, bebeklikte yapılacak tavırları büyüyen çocuğumuza yapmayalım artık. Bu kadar korunan kollanan ve hatta söz hakkı bile verilmeyen gençlerimiz var. Ebeveynler oturup düşünmüş kararı vermiş, sunmuş ve al şimdi bunu yap yaşa diyoruz, Olmaz!

Böyle yetişen çocuk zaten yetişkin olamaz, hayatı boyunca biri bana ne yapacağımı söylese dürtüsünden kurtulup, ayakları üzerinde duramaz, sonra da ileride adam olamadı birşey de beceremedi der yine beğenmeyiz onları. Çocuklarımız büyüdükçe onlarla biz de büyümeliyiz, onlar heyecanla dünyaya getirdiğimiz bebeklerimiz değiller artık, sen ne kadar büyüsende benim gözümde hala benim minik bebeğimsin demeyelim mesela. Böyle birşey yok, bebek falan değiller, resmen büyüdüler ve birey oldular kabul edelim. Bu boyda ve yaşta bebek olabilirler mi?:)

Saygısızlık olmadığı sürece kesinlikle ve kesinlikle gençleri dinleyelim, varsa bizden aksi olan görüşleri bakalım neye dayanarak onu seçmişler. Belki de harika fikirleri vardır, bakmadan duymadan anlamaya çalışmadan iletişim kuramayız. Sonra da bana birşey anlatmıyor demeyelim. Bi bakmak lazım gerçekten karşılıklı olarak kurulan bir iletişim var mı, yoksa sürekli olarak verilen derslerle geçen ,sıkıcı ötesi, akıl verip duran , diyalog kurduğumuzu sanırken aslında monoloğun alasını mı yapıyoruz çocuklarımız ile.

Bir bakalım evimizde gayet demokratik bir çerçevede etkin bir iletişim sağlanıyor mu? Yoksa sürekli eleştiriyor ve akıl mı veriyoruz?

Odalarına kapanırlar suç olur ama ders çalışmak için bir dakika bile masalarından kalkmasalar gözümüzde dahi ve muhteşem çocuk olurlar 🙂 Algımız o kadar önemli ki onların üzerinde. Zaten birey olarak şu an bizimle yaşıyorlar, okula belki servisle gidiyorlar, okulda bir koşturma bir hengame zaten topluluk içindeler, eve geliyorlar ve dersler vs vs, eeee bu çocuklar ne zaman kendileri ile başbaşa kalacaklar, ne zaman kafalarını dağıtacaklar, ne zaman hayal kurabilecek, ne zaman çocukluklarında bıraktıkları iç dünyalarına dönecekler? Yalnız kalmaya ihtiyaçları var, kendilerini dinlemek ve dinlenmek için yalnız kalmaya ihtiyaçları var. Hayallerini ellerinden almayın. Tüm hayatı boyunca her an yanında olamayacağımız çocuklarımızın kendisi ile başbaşa kalabilme yeteneklerini bizim çatımız altında geliştirdiklerini düşünsek yanlış mı olur?

Gençler zaten çocukluktan çıktıkları yetişkinliğe geçiş aşamasında oldukları için fizyolojik olarak değişim ötesi yıllarındalar.Bu yıllarda ruhsal bedensel tüm değişimlere ayak uydurmaya çalışırken kendi beden ve ruh durumlarını görmeye ihtiyaç duymakta, ayrıca çocukça davranışlarını bırakmaya çalışıp yetişkin kararlar vermeye alışmaya çalıştıkları yıllarındalar. Bu yıllarda kendilerinden çok beklentileri var.Güzel olmak ,yakışıklı olmak, popüler olmak, başarılı olmak, rahat yaşamak, kendini memnun etmek mutlu etmek eğlenmek, aileyi menun etmek, okulu memnun etmek vs vs Ayrıca okulun öğrenciden ders beklendileri ve ebeveynlerin çocuklarından temizlikten başarıya ,saygıdan düzene olan tüm ev içi ve ev dışı beklentileri ile boğuştukları yıllarındalar. Sizce de onlara fazla yüklenmiyor muyuz?

Bir aile kurulabilmesi için sadece eş seçebildiğimiz unutmayalım. Ki ülkemizde olan boşanma oranlarına bakarsak eğer eşleri de çok da doğru seçemediğimiz ortada. Peki bir aile kurmak için anne baba ve çocuk olması gerekiyorsa, bu bireylerden sadece eşimizi seçebiliyorsak, aile olmak için çocuk yapıp (çocuğumuzu seçemediğimizi unutmayalım ve ayrıca doğduğu an dünyanın en muhteşem!!! çocuğunu dünyaya getirdiğimiz hissimizi de unutmayalım) sonra da bolca beklenti içine girmek ne kadar doğru?

Çocuklarımız sadece bizim en kıymetli varlıklarımız , evlatlarımız, canımız onlar ama kesinlikle bir proje değiller. Hayatın içinde birşeyleri hayal edip onlara yıkamayız. Yoksa yıkıyor muyuz, dayatıyor muyuz fikirlerimizi? İstediğimiz şeyleri yapınca uslu yapmayınca asi bir ergen mi oluyorlar gözümüzde? Hep hata mı yapıyorlar, tüm hatalar onların tüm doğrular ebeveynlerin mi? Bu düşünce bile külliyen saçma, ayrıca varsayalım ki hep hata yapıyorlar. Yapsınlar hemde bizlerin yanında yapsınlar, ileride tüm hayatları boyunca her an yanlarında olamayacağız, ileride hata yapıp yalnız kaldıkları zaman sığınacak liman olarak biz ebeveynleri yanlarında olamadığımızda zorlanacaklarına şimdi hata yapıp ders çıkarmalarını sağlamamız en anlamlı yaklaşım diye düşünüyorum. Hatalarında da başarılarında da hep yanındayım demek çok mu zor?

Bu harika yılları bir daha geri gelmeyecek,tıpkı bizim geri dönüp de tekrar o yıllarımızı yaşayamadığımız gibi hatıra olarak kalacak zihinlerinde. Ama bu hatıranın kalitesi ve yüzlerindeki tebessümünün izlerinde bizim de katkımız olacak. Tüm hayatları boyunca onlara eşlik edecek en muhteşem şey mutlulukla dolu kalpleri olacak.

Seviyorum sizi çocuklar hem de tüm hatalarınız ile, tüm heyecanlarınız ile ve tüm telaşınız enerjiniz ile
PINAR SAYAN
YAŞAM-AİLE & ÖĞRENCİ KOÇU

BİR CEVAP BIRAK