Ne güzel şeydir kitap okumak ve yazmak. Ne kadar da özgür bir...

Ne güzel şeydir kitap okumak ve yazmak. Ne kadar da özgür bir eylemdir.

222
0
PAYLAŞ

Bir kitapçıya girip gözlerini raflarda gezdirdiğinde çoğu kişinin aklına gelen ilk şey ” ne çok kitap var” cümlesidir muhtemelen. Ne çok insan, ne çok şey yazmıştır. Ne kadar farklı konularda, ne kadar da farklı şekillerde anlatmıştır hayatı, hayata dair bir konuyu, bir olayı, bir varlığı. Rengarenk kapakları, farklı farklı resimleri, fotoğrafları ile her biri ayrı bir mesaj verir. 

Hayatın içinde olmak gibidir bu çeşitlilik, bu renklilik. Bazen insanın üstüne üstüne gelir. Binlerce seçenek arasından birini seçmek, birini okumak ne kadar da az bildiğini hatırlatır durur insana. Ne kadar okursa okusun asla herşeyi okuyamayacağı gerçeği ile yüzleşir bir anda. Kitaplardan birini , ikisini , üçünü, beşini seçmek, kalanların hiçbirisini seçememek, okuyamamak ve kaçırmak demektir . 
Bu duygu karşısında kendimi rahatlatan bir cümlem var artık benim. Bir kitapçıya girdiğimde ” ben kitabı değil, kitap beni seçecek ” diye düşünüyorum. Aradığım özel birşey yoksa, kendimi raflar arasında özgürce dolaşmaya bırakıyorum. Sonra o kitaplardan biri, seçiyor beni ve çağırıyor kendine doğru. Elimi uzatmamı ve dokunmamı istiyor ona. Önce güzel yüzünü gösteriyor bana, herkese gösterdiği yüzünü. Sonra usulca arkasını dönüp, diğer yüzünü de gösteriyor. “Bu yüzümü herkes bilmez , görmez ” diyor. “Sadece benim seçtiklerim bakabilir bu yüzüme.” Sonra içini açıyor bana öylesine, rastgele . Bazen öylesine sarıyor ki içini açtığı anlar, zaman akıp gidiyor.” Ayrılmayalım seninle, birlikte çıkıp gidelim burdan ” diyor. “Aynı evde olalım artık, hatta birlikte uyuyalım bu gece…” . Bazen çabuk sıkılıyoruz birbirimizden. ” sen bana göre değilsin, beni okumanı istemiyorum artık” deyip kapatıyor kendini…Kitap bu işte, hayatın en özgür hâli. 
Artık kaygılanmıyorum eskisi gibi. “Okuyamadığım ne çok şey var şu kitaplıkta, ne çok şey kaçırıyorum kimbilir” diye kendimi yetersiz hissetmeyi seçmiyorum. Artık biliyorum ki, kitap beni seçecek ve bilmem gereken herşeyi bana verecek. Artık yepyeni bir dünyam olacak benim . Ve bu dünyayı benden başka kimse bilemeyecek. 

Yazarlara notum: Yazarken kendini anlatmaksa derdin, ya da bir ders vermekse, boşuna.. Ne kadar yazarsan yaz, kendini anlatamazsın. Anlayamazlar. Anlamayacaklar. Yazıp bitirdiğin anda senin olmaktan çıkacak kitap. Okuyan sadece kendini anlayacak okuduğundan. Kendi anlamını yükleyecek her satıra. Bu yüzden yazı sadece kendin için bir terapi, başkaları için ise bir keşif sürecidir aslında. Keşfettiğinin sen olduğunu düşündüğü anda bile yanılır okuyucu. Yazarın yazdığı tamamen kendisinde gizli bir bilinmezdir.

Okurlara notum: Ne kadar okursan oku , yazarın yazdığı andaki sırrına eremezsin. Ereceğin tek şey, kendi içinde gizli, kendi sırlarındır. Bu yüzden okumak da en az yazmak kadar özgün bir yaratma sürecidir. Gözünde canlandırdığın sahneler, seni duygulandıran satırlar, bir sözcükle canlanıveren anılar, okurken kendine sorduğun sorular, verdiğin cevaplar,yüklediğin anlamlar, içinde uyanan merak, ilgi, korku, kuşku, sıkılma duygusu, isyanlar, itirazlar bile sana has, sana özel ve eşsizdir. 

Kendime notum: Yazarak, okuyarak kendini yaratmaya devam et bakalım…bunun ötesinde birşey bekleme ne yazardan, ne okurdan…

Son söz aynı zamanda İlk sözdür aslında: Ne güzel şeydir kitap okumak ve yazmak. Ne kadar da özgür bir eylemdir….

 

 

 


Yaşam Koçluğu Eğitimleri ve Mutlaka Bilinmesi Gerekenler

Çocuğunuzun hangi meslekte mutlu olacağı belirlenebiliyor

 

BİR CEVAP BIRAK