MUTLU OLMAK HER ZAMAN ELİMİZDE Mİ?

MUTLU OLMAK HER ZAMAN ELİMİZDE Mİ?

142
0
PAYLAŞ

Hayatta elimizde olmayan pek çok olayla karşılaşıyoruz. Bunların bir kısmı bizi mutlu ederken, bir kısmı da üzüyor, haksızlığa uğradığımızı düşünüyoruz. Hele ki adalet değeri benim gibi güçlü bir insansanız, bazı şeylere boş vermek daha da zor olabiliyor. Neden bize mutluluk veren olayları hemen kucaklayıveriyoruz da, mutsuzluk yaşatan olayları defediveremiyoruz hiç düşündünüz mü?

Ben çok düşündüm. Okuduğum kitaplar, konuştuğum insanlar ve aldığım kişisel gelişim eğitimleri sonunda bir karar verdim. Öncelikle insanları yargılamaktan vazgeçmeye çalışarak işe başladım. Düşünsenize dünyada yaklaşık olarak 7,8 milyar insan yaşıyor. Bu da demektir ki 7,8 milyar tane ayrı hayat hikayesi ve bakış açısı var. TDK bakış açısını “bir olay, konu veya düşünce incelenirken izlenen belirli yön, görüş açısı, açılım, perspektif” olarak tanımlıyor.  

Anatomik olarak konuşmak gerekirse insan gözü yatay olarak 178, dikey olarak 135 derecelik alanı görme kapasitesine sahip. Aynı ortamda 1 saat zaman geçiren insanlardan sonrasında o 1 saati anlatmalarını istesek; mekanı, konuşulan konuları, renkleri, kokuları, sesleri vb. sorsak çok farklı şeyler duyarız. Hatta bazen o kadar farklı anlatımlar olabilir ki, o insanların hakikaten aynı ortamda 1 saat geçirdiklerinden kuşku duyabiliriz.

İşte bakış açısı böyle bir şey, herkes olayları kendi bakış açısıyla algılıyor ve yorumluyor. Durum böyleyken, ilişkide olduğumuz insanların her birinin kendi bakış açısı olduğu gerçeğinden hareketle, onların davranış ve tutumlarının bizden çok farklı ve fakat kendi içinde çok da değerli olduğunu öncelikle kabul etmek işimizi oldukça kolaylaştırıyor. Bundan sonra iş bize yapılan davranışın, ne kadar hoşumuza gidip gitmediğini ölçmeye kalıyor. Bu noktada, çok değer verdiğimiz insanlardan bize mutsuzluk veren davranış görürsek her zaman konuşmaktan yanayım.

Ne demişler: “En kötü diyalog bile diyalogsuzluktan iyidir.” Belki de bir elin parmağını geçmeyecek sayıdaki bu insanlar haricindeki insanlar için ise kendimizi pek üzmememiz gerektiğini düşünüyorum.  Hayatımdaki insanları kafamda ve gönlümde, kıymetlilerim en üstte olmak üzere yukarıdan aşağıya doğru raflara yerleştiriyorum. Önem sırasına göre bu raflar belki de yüzlerce kişiyle dizili. Birisi beni kıran tavır ve davranış sergilerse, onu birkaç basamak alta taşıyorum ve ilişkiye o noktadan devam ediyorum. En zor olan, kişiyi o üst rafta tutma çabası. Bu o kadar yorucu bir şey ki, o çaba bazen ilişkinin kendisinden bile önemli hale gelebiliyor. Halbuki yukarıda bahsettiğim şekilde davrandığımızda, ilişkiye verdiğimiz önem belki azalıyor ama her şey olması gerektiği gibi akışında devam edebiliyor. Bir süre sonra o kişiyi tekrar üst raflara taşıma olasılığı her zaman var. Hatta bu olasılık, o durumu kafamızda sürekli sorgulayıp durduğumuzda bize yükleyeceği yük söz konusu olmayacağı için daha da fazla.

Peki ya başımıza gelen kötü olaylarla, kayıplarla, hastalıklarla nasıl baş etmeli? Mücadele etmek tabi ki bir yere kadar şart. Ama bir nokta var ki, ne kadar mücadele edersek edelim koşulları ve olayları değiştiremiyoruz. İşte o noktada tevekkül diyeceğim. Bir baş eğme değil, hayatı kolaylaştırmak için kendimize verdiğimiz bir hediye bu.

Başımıza gelen olaylar değil, onlara verdiğimiz tepkiler hayatımızı şekillendiriyor. “Bakış açımızı genişleterek veya değiştirerek olaylar hakkındaki duygularımızı, duygularımızı değiştirerek olaylara verdiğimiz tepkileri, tepkilerimizi değiştirerek de hayatımızı değiştirebiliriz” gibi bir cümle okumuştum, ne kadar doğru! Benzer olaylara verilen farklı tepkiler kişilerin tüm hayatını şekillendiriyor. Karşımızdaki insanın da kendi doğruları olduğu gerçeğini kabul edebildiğimiz, hayata iyimser bakabildiğimiz, kullandığımız dili olumluya çevirdiğimiz, tepkilerimizi daha sakin verdiğimiz ölçüde mutlu olabiliriz. Kendi adıma mücadeleci ve savaşçı bir ruha sahip ben, bunu başarabilmek adına adımlar attım. Daha gidecek çok yolum olsa da, hayatımdaki olumlu değişiklikleri gözlemlemenin keyfini sürüyorum şimdi. Darısı ilgi duyup da bu yazıyı okuyan ve hayatını gürül gürül akan bir nehirden, sakin akan bir ırmağa çevirmek isteyen tüm okurlara…

Sezgi Demir

PAYLAŞ
Önceki makaleNEREDE O ESKİ AŞKLAR?
Sonraki makaleUçak Modu