Mutlu Bir Hayatın Sırrı Hikayenizde Gizli. Hemen Şimdi Değiştirebilirsiniz!

Mutlu Bir Hayatın Sırrı Hikayenizde Gizli. Hemen Şimdi Değiştirebilirsiniz!

59988
24
PAYLAŞ

Nasıl bir hayat yaşayacağımızı anlattığımız hikâyeler belirliyor. Çünkü hayat yazdığımız deneyimlerden oluşuyor. Yıllar önce hikâyelerimi değiştirdiğimde hayatımı değiştirebileceğimi öğrenmek bana o kadar çok şey kattı ki, bugün bile neyi başardıysam, ne elde ettiysem hepsinin arkasında hikâyelerimin oluşum sürecinin en önemli şey olduğunu fark ediyorum. Eğer mutluluğun ve yaşama sevincinin bir sırrı varsa işte tam olarak bu! Nasıl mı? Üstelik kolayca yapabileceğiniz bir şey! Elbette yapmak, yazdığım kadar kolay olmayacak, yüzlerce kere kendimize itiraz edeceğiz, şartlarla savaşacağız ancak gerçekten isterseniz ve bir kere “Olsun!” der ve denerseniz farkı o kadar hızlı göreceksiniz ki, kendiniz bile yarattığınız yaşama şaşırabilirsiniz. Unutmayın bunun zor olma sebebi sadece SİZ olabilirsiniz.

Yazdığımız hikâyeleri genellikle üç aşamada ele alıyoruz. Bunlardan ilki başkaları hakkında yazdığımız hikâyelerdir.

1. Başkaları hakkında yazdığımız hikâyeler

Yıllar önce bir yönetici ile çalışırken “Yöneticimin hiç çalışmadığı ve işten erken çıktığı, dolayısıyla veremediği onaylar nedeniyle işlerimizi aksattığı”nı düşünüp öfkeleniyordum. Özellikle arkadaşlarla bir araya geldiğimde bundan bahsedip bizim “başarısız” olmamıza sebep olduğunu dile getiriyordum. Kendime anlattığım hikâye şuydu: “Çalışmayı sevmemesi nedeniyle işten erken çıkıyor, ortalıkta görünmüyor ve bize liderlik yapamıyor.” Birkaç defa kendisine hafif politik bir şekilde bu durumu da aktarmaya çalıştım ama anlamış görünmüyordu. Birkaç hafta geçtikten sonra artık hiç işe gelmemeye ve tüm yükü bize yüklemeye başlamıştı. Artık işler başka bir hal almıştı ve ben öfkeden neredeyse yerimde duramıyordum. Bu olayın üzerinden on beş yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ o halimi hatırlayabiliyorum. Elbette konuyu şirketin en tepe yöneticisine aktarmakta fazla gecikmedim ama yöneticinin bana cevabı tepemden aşağı buz gibi bir suyun dökülmesini sağlamıştı. Yöneticimin çocuğunda “Lösemi” vardı ve tedavisi için her gün ofisten erken çıkıyordu, gelmediği hafta da 7 yaşındaki oğlunu kaybetmişti.

İnsanların davranışlarını okuyabiliyoruz ama niyetlerini okuyamıyoruz. Her durumda başkaları hakkında aklımızda bir hikâye yazıyoruz ve yazdığımız hikâyenin çoğunlukla doğruluk ihtimalini bile bilmiyoruz. Madem kesin doğru hikâyeyi yazamayacağız, neden bizi en mutlu eden hikâyeyi yazmıyoruz ki?

Çoğu insan kendini kurban haline getirerek başkalarını suçlar (Elbette bu hikâyede ben bu kişiydim!) ancak gerçekten şefkate, insan sevgisine sahip insanlar hikâyelerini başkalarını suçlamadan ve daha da iyisi kendilerini mutlu edecek şekilde yazabiliyorlar.

2. Durumumuz hakkında yazdığımız hikâyeler

Kendi hakkımızda yazdığımız hikâyeler genellikle sahip olduklarımıza değil, sahip olmadıklarımıza odaklanır. Tatile gittiğimizde insanlara bakıp sanki devamlı tatildelermiş gibi hissedip kıskançlık duyarız ya da Bodrum’da domates yetiştirmeye çalışan bir arkadaşımız gibi olmak isteriz. Çünkü kendi durumumuzda, biz de eksik olanlara odaklanırken, başkalarının sahip olduklarıyla karşılaştırırız. Dünya kıskanan insanlarla doludur. Bu kendini kurban etmekten farksızdır. Okul balolarına ya da pilav günlerine kendi arkadaşlarımızdan daha iyi olduğumuzu ispatlamak için ya da ne kadar iyi durumda olduğumuzu anlatmak için gideriz. En lüks arabaya binmeye çalışır, en havalı kıyafetleri giyeriz. Yine de bunların bizi ne kadar mutlu ettiği tartışmalıdır. Çünkü bizden daha lüks arabayla gelenlere imrenir, kendi sahip olduklarımızı bile göremeyiz.

Yaşadığımız her an dünyada o kadar şanssız insanlar var ki, görmek için sokağın başındaki hastaneye kadar uğramak ya da bir Çocuk Esirgeme Kurumu’nu ziyaret etmeniz yetecektir. Çok kötü durumda bile olabilirsiniz ama lütfen bir dönüp bakın sahip olduklarınıza, odağınızı sizde olmayanlara değil sahip olduklarınıza çevirdiğinizde tüm dünyanın değişimini yakalayabileceksiniz.

Kurbanların çoğu hayatlarının en kötü kısımlarına odaklanırlar. İyi kısımlarını sadece kaybettiklerinde fark ederler.

3. Kendimiz hakkında yazdığımız hikâyeler

Ne kadar kötü durumda olursak olalım ne yapabileceğimiz ve kapasitemizin ne olduğuna ilişkin kendimiz hakkında yazdığımız hikâyeler tüm hayatımızı belirliyor. Her filmin bir mutlu sonu olacağını iddia etmiyorum ama işin güzel tarafı film hiç bitmiyor. Bırakmadığım, “yapabileceğim”i düşündüğüm sürece kaybetmiyorum. Kendi durumundan şikâyet etmeyi ama buna rağmen hiçbir adım atmamamın ne demek olduğunu biliyorum. Biliyorum çünkü bunu tüm iliklerime kadar yaşadım. Her gün isteksiz bir şekilde işe gitmeyi, moralsiz bir şekilde niye yaşadığımı anlamadan günlerimi geçirmeyi, anlamsız rekabetlerin olduğu bir yapıda nereye gideceğini bilmeyen biri gibi olmayı o kadar iyi biliyorum ki… Hatta biri bunları bana anlatsa muhtemelen “Senin tuzun kuru… Olduğun yerden konuşmak kolay…” sözünü birkaç defa tekrar ederdim. Ancak ne söylerseniz söyleyin olduğunuz yerden çok daha iyi yerde olabileceğinizi, başkalarının hayatlarına katkı yaratabileceğinizi ve işinizi yaparken sanki âşık olduğu kızla buluşmaya giden bir ergen edasıyla yaşayabileceğinizi içten içe hissettiğinizi biliyorum. Benim hayatımı dönüştüren şey “Koçluk” oldu. Hatta koçluktan daha dönüştürücü hiçbir şey görmedim. Üniversitesi, yüksek lisansı, doktorası, Türkiye’de, Amerika’da, İngiltere’de, Kanada’da aldığım yüzlerce eğitimden çok daha dönüştürücü olan koçluk sürecinin bana ve hikâyelerime kattığı şeyi bugüne kadar hiçbir şey katmadı.

Kendi yolculuğuma çıkarken insanların neler söylediğini hatırlıyorum. Bundan 8 yıl önce henüz bir şirkette beyaz yakalı bir yöneticiyken imkansızlıklara rağmen bugün Sola Unitas Academy, Paul Ekman International Türkiye, Sola Yayınları ve İzotomi Projesi’nin kurucu ortağıyım. Yüzlerce yöneticiye koçluk yapma ve onların hayatlarına dokunma şansına sahip olabildim. Koçluk Eğitimleri’nde Türkiye’nin en büyük Pazar payına sahip şirketi olabildik. Microsoft’tan, Aselsan’a, Media Markt’tan Doğuş Holding’e, Enerjisa’dan birçok dünya devine hizmet verme şansına eriştim.

İnsanlar şikayet etmek yerine kendilerini geliştirseler çok daha fazla başarı elde edebilirler. Bu dünyada en güçlü araç iletişimdir ve bunu yansıtan dil koçluk dilidir. İletişiminize koçluk dilini eklediğinizde dünya sizin için başkalaşıyor.

Kendi içsel iletişimimiz ise hikayelerimizdir. İletişim dilimiz tüm hayatımızda fark yaratır. Hikâyenizi yazma vaktiniz geldiğinde buna hazır olacağınızı biliyorum. Ancak bazılarımızın yazmaya başlaması için düşük bir ses yeterliyken, bazılarımızın kulağının dibinde birilerinin bağırması gerekiyor. Her şeyden önce asıl cevaplanması gereken soru ise kendi hayatınızda “Kurban mısınız yoksa Kahraman mı?” Bunu cevapladığınızda hikâyeleriniz sizin yerinize konuşuyor olacaklar.

Kendinize sorun: “Hangi hikâyeleri yazmak istiyorsunuz?” Gerisi gelecektir. Hem içsel hem de dışsal iletişiminiz içinse eğitim almayı ve kendinizi geliştirmeyi ihmal etmeyin. Kendimize yaptığımız yatırımlar sahip olmaya çalıştığımız şeylerden çok daha anlamlı. Çok sevdiğim bir söz var, asıl yatırımlarınızı çırılçıplak dahi kalsanız kaybetmeyeceğiniz yani sizden alamayacakları şeylere yapın. İnanın size geri dönüşü çok daha yüksek ve tutku dolu bir hayat vaad ediyor. 

UMUT KISA

Sola Unitas Academy, Paul Ekman International, Sola Yayınları ve İzotomi Projesi’nin lideri olan Umut Kısa “Us’ta Yol”, “Ahuna” ve “Kendini İşten Fethet” adlı kitapların yazarıdır. İletişim alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir.

24 YORUMLAR

  1. Sahanesiniz hakikaten.kurbanmi .kahraman mı?seciminiz nedir. İşte bu hiç kolay değil.kurbanliktan çıkmam için bir şey birşey yapmalıyım.kahraman olmam için o bir şey olmalı.butun olay bu .o bir şey için siz gibi uzmanları okuyoruz okuyoruz bı yere varamiyoruz.sevgilerimle.

    • Yorumunuzu bir daha okuyun! Siz yorumda kendinizi “Kurban mı” yoksa “Kahraman mı” görüyorunuz. Yazınız tam bir kurbana örnek oldu 🙂

  2. Insan hep okur gorur birseyler ogrenir ancak bilmekle farkina varmak cok ayri seyler..helede uygulamak cok cok ayri birsey.. karar ani diye bir an var ki o yasanmadan adimlar dusunceler hep havadaa kaliyor.. bunu gozlemlemek icin binlerce hayat gorme sansim oldu oluyor olacak. gordumki insan birseye karar vermeden kader boyleymis diye altina sigindigi bahanenin akisinda kurbani yasiyor. Birseyleri goze alip dugmeye basmaya kesin karar verdiginde ve bu kararda sebat ettiginde ise degisim basliyor ve kahraman ortaya cikiyor. hayatin her doneminde olagelen ve yasanmasi kacinilmaz zorluklarri altindan kalkilmazmis gibi gordugumuzde aslinda kendi kendimiize daha da zorlastiriyoruz. Halbuki zorluklarin basarinin bir adimi oldugunu kabul edip surecin parcasi oldugunu dusundugumuzde gozumuzde buyutmemis oldugumuzdan aşılması kolay basamaklar haline geliyorlar ilginc bir sekilde.. aslinda neredeyse her olay bir sekilde beynin durumu algilama ve yorumlama sekline dayaniyor.. oooo aman Allahim bunu ben yapamam diye basladiginiz bir isi bitirene kadar doktugunuz terle., hadi bi deneyelim bakalim birileri yaptiysa biz de yapariz elbet dediginizdeki caba ve hatta bu bizim isimiz diyerek basladiginiz iste harcadiginiz emek arasinda yaptiginiz eylem ayni olsa dahi dunya kadar fark var.. neden isleri kendi kendimize zorlastiriyoruZ neden elimizdeki buyuk imkanlari degerlendirmiyoruZ. Hersey kararda gizli 😊

  3. Kurban ?
    Kahraman ? Bu kavramlar bence çok görece
    Bence ben ikiside değilim
    Naif ve şirin bir hayatım var
    Bir yayın evinin ortağı olmak istemem
    Yada şu anki sorumluluğumu artırak herhangi bir şey
    Peki bu beni kurban mı yapar?
    Sizin sıradan dediğinizi yaşamayı özlerdim
    Şimdi çok şükür ki
    Böyle
    Yine de beklentileri için ne yapacaklarını netleştiremeyenlere
    Motive yazısı olmuş

  4. sayın Hülya s.duygu ve düşüncelerimi okadar net anlatmıssınız ki,bn bizzat yazsam bu cumlelerle ifade edemezdim,eksik kalırdım.
    ewet su durumda yaşadıklarım ve o birtürlü vermeye cesaret edemediğim kararım nedeniyle” kurban” ım.O kararı bir verebilsem belki kahraman olabilirim….selamlar

  5. Bir Sabah uyandım.Ve tv yi açtım.O sırada bir dizi vardı gözüm ve kulağım o dizide ki
    Oyuncunun söylediğine odaklandı.Benşm
    Bir hikayem olmalı ve bu hikayenin bir de
    Sonu olmalı ama çok iyi bir son.
    Birden kendime geldim ve düşündüm
    Evet dedim benimde bir hikayem var
    Bu hikayenin başrölü ben.Ve ben başrolde
    İsem nasıl istersem öyle oynarım.
    Ve hikaye başladı.Oldukça zorlandım
    Şimdilerde ise diplerdeyim.Fakat bu
    Dip en yukarıya çıkmak için düştüğüm
    Bir dip..Şimdi sırayı zamana bıraktım
    Öyle bir zamanki gerçeklerimin aynası
    Olacak..Kendimi seyrettiğim.

  6. Merhaba,Hemen şimdi değişebilirsiniz?Nasıl olur bu ne yapmalıyız?Bu değişim beni mutlu edecekse ,ben hemen değişmek için hazırım.Ne yapmalıyım.

  7. Yazılmış hikayene bakış açını değiştirebilirsen ki zor olan hatta farkında olunması zor olan budur. Sonra üzerindeki ağırlığı gülümseyere ve tutunarak ellerine sen şekillendiriyorsun hayatı. Hep istediğim halde, kapatıp kendimi resimle, boyayla içimde kalanlarla boğuşarak çıkarmak istedim ortaya ama hep erteledim. Sanki kendimle yüzleşmekten tatlı tatlı kaçmak gibi. Oysa biliyorum, muhteşem seyler çıkacak ve ben oluşacak o ilgiden uzak kalmayı tercih ediyorum. O ilgiyi de alt edebilirim değişmeden, değiştiririm ilgime odaklanmamı engelleyen şeyleri. Teşekkürler. Ara sıra karşılasiyorum yazılarınızla, inanın iyi geliyor. Sevgiyle kalın.

  8. Merhaba Umut Bey,

    Yazılarınız, facebook sayfanızda yayınladığınız videolar, evrensel bakışa sahip felsefeniz ile iyi ki varsınız dediğim biri olduğunuzu belirtmek isterim. Okuduğum yazılardan merak uyandırdığınız iki kitabı aldım ve sabırsızlıkla bekliyorum gelmelerini. Yorum yazma nedenime gelirsem; Koçluk konusunda tüm kalbimle hem fikirim size. Kişisel farkındalığı bu denli artıran bir eğitim aldığım ve Profesyonel Koç olmaktan duyduğum memnuniyet paha biçilemez. Hemen akabinde bir de TA (Transaksiyonel Analiz) eğitimi alma fırsatı bulmuş olmam da ne denli şanslı olduğumun ispatı ve Koçluk üstüne tuz ve biber oldu. Sadece Kurban değil, zorba veyahut kurtarıcı rollerinden birine de girmeden psikolojik oyunları farkedip çıkmak fevkaladenin fevkinde, herkese naçizane tavsiye 😊
    Teşekkürler emeğinize, 👏👏👏 Kaleminiz ve yüreğinize.

  9. Kahraman olmayı neden bu kadar gözümüzde büyütüyoruz? Yorumların birçoğunda bunu hissettim, sanki bir değnekle bütün dünyamızı değiştireceğimiz büyük bir dönüşümden bahsediliyor gibi ve bunun zorluğundan.
    Bence bu kadarına gerek yok ufacık adımlar küçük küçük değişimler yeterli, bir de kahramanlık yarışı tuzağına düşmeyelim aman 🤔
    Bana kalırsa hepimiz kendi dünyamızın kahramanıyız
    sevgiyle kalın 😊

  10. Çok güzel Metin’ler yorumlar ama ben hepsini isteyerek okuduğum halde onayladığım halde içimdeki durgunluğu atamıyorum.gerginlikten istediğim halde yiyerek ağırlığımı artıyorum.her seferinde ayağa kalkan ben bu sefer duyguların ittirmesi ile rutinimi yeterince yaparak Zaman geçiriyorum.halledemediklerim beni boğuyor çabalarımın sonucu bir fiyasko..birşey bitiyorsa yeni bir başlangıçtır da derim ama eşlerinin değişik bakış açılarının oğlum ben ve ailemizi bölmesi kabul edilir gibi gelmiyor bana…niye yazdırm tüm bunları…çaresiz hissetmem tabiki.sevgiler saygılar…

BİR CEVAP BIRAK