Mükemmel Olma(ma)yı Bilmek

Mükemmel Olma(ma)yı Bilmek

152
0
PAYLAŞ

En iyisi olmak…

En iyisini yapmak…

En iyi sözü söylemek…

En iyi fikre sahip olmak…

En iyisi, daha da iyisi, hep en iyisi…

Bir şarkıda hiç bitmeyecekmiş gibi devam edip duran nakarat misali enerjimizi tüketen bir çaba mükemmel olmaya çalışmak. Kimileri için saplantı düzeyine ulaşmış bir duygu hali. Bazıları için yaşamlarının kılavuzu.

Mükemmel ol(a)madıkları zaman eksiklik hisseden, yetersiz olduklarını düşünen insanlarla karşılaşmışızdır. Hayatın yalnız bu insanlar için değil; aileleri, arkadaşları, yakın çevrelerindeki diğer insanlar için de zor geçtiğine şahit olmuşuzdur. Herkesten ve her şeyden önce kendileriyle girdikleri mükemmellik mücadelesinin duygu dünyalarındaki yansımaları, onulmaz bir hastalığın yarattığı yıpranmışlık durumunu çağrıştırır.

Mükemmelliğin bir piramidin tepe noktası olduğunu hayal edersek bu noktanın altında yer alan katmanlarda bireyin kendini gerçekleştirmek adına sahip olmayı tercih ettiği kişisel niteliklerini ve değerlerini görürüz. Bu nitelikler ve değerler, kişinin sahip olmak istediği maddi unsurlarda kendini gösterebildiği gibi eylemlerinde, alışkanlıklarında, bulunmayı arzu ettiği mekânlarda, okuduklarında, seyrettiklerinde, hobilerinde, vb. yer bulur. Tüm bunlarda mükemmele erişme gayretindeki bireyin izlerine rastlarız.

Alice Miller, kaleme aldığı Yetenekli Çocuğun Dramı adlı eserinde mükemmeliyetçi bireylerin çocukluğunda yer etmiş bulunan yetersizlik duygusuna değinir. Yetersizlik hissiyle yetişmiş çocuğun, kendini yine en başta kendisine karşı ispatlama çabası içerisinde, yaşamı boyunca umarsız bir mükemmeliyetçilik mücadelesi sürdürdüğünü ifade eder. İnsan, bu gerçeğin farkına varamadığı sürece de bireysel yaşamında ve iş hayatında hep bir basamak yukarıya, bir adım ileriye, “iyi” ile yetinmeyip “daha iyi”ye yönelme eğiliminde olmaya devam eder.

Mükemmelliği “… sahip olduklarımızın listesine ekleyecek bir şey kalmadığında değil; bu listeden çıkaracak bir şey kalmadığında elimizde kalandır,” şeklinde yorumluyor Prof. Dr. Acar Baltaş, Bir Yolculuk Olarak Liderlik kitabında. Bu açıdan bakıldığında sırt çantamıza koyma gayreti içinde olduğumuz, bizim için değerli olduğuna inandığımız maddi ve manevi unsurlar çoğaldıkça kendimizi taşımaya mahkum ettiğimiz yükün ağırlığı da artıyor. Mükemmel olmanın getirdiği yükün farkına varmaksızın çantamıza bir şeyler koymaya devam ediyoruz.

Oysa yaşamımızı karmaşıklaştırmak yerine yalınlaştırmamızın bizi daha huzurlu ve mutlu kılacağının farkına varabilmek sırtımızda taşıdığımız çantayı hafifletiyor olacak. Yaşamımızı kolaylaştırmak elimizde. Bizi mükemmel olmak adına mücadeleye iten dürtülerimizin farkına vardığımızda ve bize yaşattıkları azabın varlığını kabul ettiğimizde mükemmel insan olmamayı da tercih eder hale geleceğiz. Belki de “mükemmelliğe” asıl bu şekilde varabileceğiz.

Ünal Elbeyli

Yazarın diğer yazıları:

Bakalım Göreceğiz

Değerlerimizin Şekillendirdiği Bir Yaşam