Mor Çiçek

Mor Çiçek

66
0
PAYLAŞ

Eskiden ne kadar kolaymış her şey. Hiç uğraşmadan ne istersen gelsin önüne, yan gel yat. Gazetenin sayfalarında kaybolmak üzere iken kızının annesi ile olan konuşmasına farkında olmadan kulak misafiri olmuştu. Öyle kulak kabartayım bakayım ne konuşuyorlar, mutfağı banyoyu şöyle bir kulaklarımla süzeyim tarzı biri değildi ama bu sefer nasıl olmuşsa olmuş kızı ile eşinin konuşmasını duymuştu. Kendi kendine söylendi;
-Yaş ilerledikçe yeni yeni huylar mı ediniyorum nedir?
Kızı hararetli bir şekilde annesine bir şeyler anlatıyordu.
-Şimdi öyle mi? Sıkıysa çalışma aç kalırsın. Sizin zamanınızda ne kolaymış anne. İstediğin okula git. İstediğin işi yap. Yurt dışına vize bile yokmuş.
-Olur mu kızım, zaman aynı zaman her devrin başka bir zorluğu var.
Diyecek oldu annesi, kız tekrar sözünü kesti.
-Yok yok anne, inan öyle değil, daha ilk okul birinci sınıfta başlıyor kurslar, özel dersler, hafta içi okul, hafta sonu okul, özel ders. Odama bir baksana yüzlerce binlerce kitap var. Yüzlerce hazırlık kitabı, yüzlerce test, sürekli bir yerlere koşuyoruz ama nereye kadar?
Anne kızının gözlerindeki heyecanın yavaş yavaş azaldığını fark etti.
-Sen ne olsun isterdin.
Gözlerini kıstı. Başını yukarı kaldırdı. Birkaç dakika sessizlik oldu.
-Bilmiyorum, inan hiçbir şey istemiyorum.
-Kızım.
Diye seslendi, bir süredir pür dikkat konuşmalara kulak misafiri olan baba.
-Neyi bilmiyorsun?
-Baba sen bizi mi dinliyordun? Yüzünün hafifçe yandığını hissetti.
Kesin yanaklarım kızarmıştır diye aklından geçirdi.
-İstemeden kulak misafiri oldum. Neyi bilmiyorsun?
-Baba canım hiçbir şey istemiyor. Ne yapacağımı bilmiyorum, sınavlara şurada ne kaldı ki. Kendimi hazır hissetmiyorum. Hala bilmediğim bir çok konu var nasıl bunları yetiştireceğim. Kesin sınavda başarısız olacağım. Ben biliyorum yine yapamayacağım.
Oturduğu koltuktan kalkıp kızının yanına geldi,
-Öncelikle çok yanılıyorsun, başarısız olduğun inancın nerden gelip sende bir değer oldu? Hatırlasana daha bir yıl önce kimya dönem ödevin ile aldığın ödülü, hiçte küçümsenecek bir başarı değil. İstersen sana onlarca başarını bir çırpıda sayabilirim, sende biraz daha düşündüğünde bu başarılardan birçoğunu hatırlayacaksın.
Kızının başını hafifçe okşadı hadi gel bak sana ne göstereceğim. Kızını mutfağa götürdü. Mutfağın penceresinden karşı binanın ikinci katını işaret etti.
-Ne görüyorsun?
-Hir bir şey.Bina.
-Biraz daha dikkatli bak.
-Binalar var, insanlar işte.
-tam karşımıza bak lütfen.
-Pencere, çamaşırlar of baba ne gösteriyorsun ne olur doğrudan söylesen.
Sabırsız gençlik diye aklından geçirdi. Kesinlikle her şeyin bir an önce olmasını istiyorlar.
-Biraz daha dikkatli baksan göreceksin.
-Göremedim baba hadi söyle, birde bu konuştuklarımızla karşıdaki binanın ne alakası var.
-Sarı boyalı pencerenin altına bak.
-Evet.
-Ne gördün?
-Hiçbir şey.
-Duvardaki mor çiçeği fark etmedin mi?
-Evet şimdi gördüm. Ne var ki bunda? İnan baba çok tuhafsın bunca bak bak bunun için mi?
-O kadar çok ders var ki kızım. Hiç düşündün mü bu tohum buraya nasıl gelmiş olabilir? Nasıl buraya geldiği kadar nasıl büyüyü geliştiği de üzerine kafa yormamız gereken başka bir konu. İşte şu karşımızda duran bu çiçek öyle büyük bir emeğin sonucudur ki. Büyüyüp gelişmesi için ne bir parça toprak nede ona bakan bir kişi olmamasına rağmen hayatta karşısına çıkan onca engele karşı pes etmemiş mücadele ederek yaşama tutunmuştur.
-Ama orda kalamayacak ki. Ya ev sahibi koparıp atacak ya bir rüzgâr dallarını kıracak.
Evet doğru söylüyorsun tohum burada olmayı seçmedi ama olduğu yerde ve zamanda mücadele etmeyi seçti, ne olursa olsun o kendi üzerine düşen görevi yerine getirdi artık yapraklarında yetişen yeni tohumlar yine bir şekilde bir yerlerde hayata tutunacak. Başarısızlıklarımıza ağıtlar yakmak çok kolay, bırakmak gitmek, uzaklaşmak, susmak çok kolay ama bize yakışan tüm eğerler ve ancalara karşın mücadele etmekten vazgeçmemektir. Gireceğin sınavda başarısız olabilirsin ama bir daha, bir daha denediğinde mutlaka başarı senin olacak işte şu karşı pencerede duran çiçek gibi.

BİR CEVAP BIRAK