Minik Bal Arısından Empati Dersi

Minik Bal Arısından Empati Dersi

218
0
PAYLAŞ

Arkadaşlarımızla harika geçen bir pikniğin dönüşünde, 20 dakikadır yoldaydık. Birden sol bacağımda yanma-kaşınma arası bir hisle irkildim ve aracın koltuğuna bakmak için döndüm. Bir şey göremedim, birkaç dakika sonra tekrar aynı his, koltuğu yoklayış ve yine bir şey yok. Bu haraketliliğin hemen ardından, koltuktan zıplamama neden olan üçüncü ve en şiddetli acı geldi. Çığlığımla araba durdu, araçtan inip çiçekli eteğimi silkeledim ve eteğimden minik bir bal arası uçtu, uçmadan beni üç kez sokmayı da ihmal etmemişti. Hayvanlara kızmak gibi bir yönüm gelişmemiş, evimizdeki evcil hayvanlar dahi beni sahipleri olarak değil, iri cüsseli bir oyun arkadaşı gibi görürler. Bu nedenle evcil hayvanlara eğitim veren ben değil, evin diğer üyeleridir. Yani kişisel olarak benim minik bal arısına sinirlenip zarar vermem olası değildi. Ancak yol boyunca düşündüm. Eğer hayvanlara sinirlenebiliyor olsaydım, beni 3 kez sokarak zarar veren minik bal arısını öldürmek meşru olur muydu? İnsan açısından düşününce; dünyadaki en yüce, en kudretli canlıyı sokmaya cüret eden bre gafil minik bal arısı büyük bir hadsizlik etmişti. İnsan olan ben, olanca kibrim ile kızmakta ve bana zarar veren minik bal arısına misilleme yapmakta haklıydım. İnsan tamamıyla haklıydı, zararına karşılık zarar verebilirdi, zarar veren zarar görmeliydi. Bu elbette meşru ve tarih boyunca süregelmiş kadim bir yaklaşımdı. Dişe diş, kana kan, bu olayda ise iğneye iğneydi.

Ta ki minik bal arısını dinleyene kadar; minik bal arısı en az 20 dakikadır insanla beraberdi ve kendini tehlikede hissettiği anlar dışında saldırmamıştı. İnsan dev cüssesi ile hareket ettiğinde ezilme tehlikesi geçiriyor ve can havli ile saldırıyordu. Belki, orada bulunduğu 20 dakikayı aşkın sürede, insanın anlayamadığı bir iletişim şekli ile defalarca yardım istemişti. Peki, bu taraftan bakınca, kudretli insanı 3 kez sokan minik bal arısını öldürmek meşru muydu? Kudretli insan o denli kudretliydi ki; zarar gördüğünde saldırmadan önce, olayı minik bal arısının penceresinden de ziyaret etmeliydi. İnsan ne olursa olsun minik bal arısını öldürmemeliydi.

Minik bal arısının insanlığa öğretebilecekleri var, başta empati. Dünyamızda bu kadar şiddet ve kan varken, durup düşündüğümüzde bu hikâye size de çok tanıdık gelmiyor mu? Sonu cinayetlere varan anlaşmazlıkları düşünün. Bazen düşmanlarımız minik bal arılarıdır. Evet, bize defalarca zarar vermiş olabilirler ama belki de bu iğneler onların “imdat!” çığlıklarıdır. Minik bal arılarını öldürmeyin. Einstein’ı hatırlasanıza; “Eğer arılar ölürse insanlar da ölür.” Bu kuram doğru mu ya da Einstein gerçekten böyle mi söylemiş net bir kanıt yok. Ama şunu söyleyebilirim, minik bal arıları ölürse insanlık da ölür.

Selinay Ünlüdoğan Şahin
Takım ve Kariyer Koçu

BİR CEVAP BIRAK