Meslekler kimliklerimizdir!

Meslekler kimliklerimizdir!

267
0
PAYLAŞ

Siz bana mesleğinizi söylersiniz, ben sizin bazı özelliklerinizi öğrenmiş olurum. Evet sadece mesleğinizi söylemeniz yeterli. Mesela hostes olduğunuzu söylersiniz ben sizin esnek olduğunuzu düşünürüm, mühendisim dersiniz analitik zekaya sahip olduğunuzu düşünürüm, oyuncuyum dersiniz sağ beyin aktif olduğunu, neşeli, iyimser, yaratıcı ve dağınık olduğunuzu düşünürüm.

Yanılma payım çok düşüktür. Çünkü meslekler kimliklerimizdir ve her meslek için bazı özelliklere sahip olmamız yada bunları geliştirmemiz gerekir. Biri bize kendini tanıt dediğinde ilk birkaç özellik içinde yer alır mesleğimiz, hatta isimden sonra söylendiği de sıklıkla görülür.

Peki, bu kadar önem arz eden bir seçimi biz nasıl yaparız?
Çoğunlukla kendimizi güvende hissetme noktasında endişe hissederiz ve seçimlerimizi de bu noktadan hareketle gerçekleştiririz. Bir akademisyen, önce yine bu kendini güvence altına alma nedenlerinden dolayı Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oluyor, hem de gayet iyi bir dereceyle. Özel sektörde çok rahat iş bulabilecekken çocukluğundan beri ruhunu besleyen müzikle kariyerine devam etmeye karar vermiş ve yüksek lisans ve doktorasına konservatuarda müzik alanında devam etmiş. Ve başarı da tam buradan gelmiş. Gitarla çalınamayan nota aralıklarını çalmaya ve bu nota aralıklarını istediğiniz gibi ayarlayabilmenizi sağlayan Mikrotonal gitarı icad etmiş. Eğer ruhumuza hitap eden işi yaparsak başarı da beraberinde geliyor. Doçent unvanıyla akademik kariyerine devam ediyor, güvenceli iş mi demiştik!

Meslek seçerken her ne kadar güvence hissiyatını baz alıyor olsak da yaptığımız işin de davranışlarımızı şekillendirdiği görülür. Çünkü davranış biçimlerini öğrenir ve benimseriz, zaten bunu yapamazsak o mesleği yapabilmemiz de çok mümkün değildir. Mesela bir kişide her ne kadar sağ beyin daha baskın özellik gösterse de işi gerektirdiğinde düzenli ve programlı çalışmayı benimseyebilir, analitik bakış açısını geliştirebilir. Aslında sağ beyin gelişimine izin verilmediğinde sol beyin gelişir yada tam tersi. Yani insan seçtiği mesleğin özelliklerini geliştirerek mesleğe uyumlanabilir diyebiliriz. Bu nedenle yazımın başındaki tahminlerde yanılma payım çok düşüktür.

Sonra gün gelir, döner bakarız geriye ve fark ederiz ki bu biz değiliz. Geliştirmediğimiz yönlerimizi keşfetmeye başlarız. Halbuki eskiden belki çok da güzel resim yapardık yada öyküler şiirler yazardık.

2008 krizini belki hatırlarsınız, ben o krizde arkadaşlarımı çok üzülerek uğurladım çalıştığım şirketten. Kimileri mesleklerine farklı kurumlarda devam etti bu süreçte, fakat bir arkadaşım için kriz fırsat olmuştu. İçindeki yazar ortaya çıkıvermiş ve öykü kitapları raflarda yerini almıştı. Analitik olmalıydı bir mühendis, sağ beyin gelişmiş olmalıydı bir yazarda.

İyice kafanızı karıştırdıysam çözeyim!

Kalıtımsal özelliklerimiz kişilikte çok önemlidir, beynimizin hangi lobunu kullandığımız baskın kişilik yapımızı oluşturur.

Bizim ülkemizde meslek seçimi ergenlik dönemlerimize denk geliyor. Beynimizin hangi lobunu kullandığımıza göre davrandığımız dönemlerdir bunlar. Aslında tam da kim olduğumuzu açık ettiğimiz etkinlikler yaparız. Kimimiz şiir-öykü yazarız, kimimiz resim yaparız, kimimiz basketbol oynarız, kimimiz dans ederiz, tiyatro ile ilgileniriz, kimimiz de bayılırız matematiğe fiziğe.. Tüm bunlar aslında bizim hangi alanda meslek seçmemiz gerektiğinin ipuçlarını verir.

Bizler iş yerlerimizde çalışırken bir şekilde kendimizi ikna ederiz bu işin bizim için en uygun iş olduğuna, çünkü deneyim kazandıkça davranışsal özelliklerimizde mesleğimize uyumlanır. Fakat seçimlerimizi yapmadan önce kalıtımsal özelliklerimiz yani beynimizin hangi lobunu kullanıyorsak, bunun farkında olarak meslek seçimimizi gerçekleştirmiş olsaydık, acaba hangi mesleği yapıyor olurduk?

Şenay Cengiz Aslan
Yönetici Koçu