MESLEĞİMİZİ SORGULASAK DA MI SAKLASAK? SORGULAMASAK DA MI SAKLASAK?

MESLEĞİMİZİ SORGULASAK DA MI SAKLASAK? SORGULAMASAK DA MI SAKLASAK?

256
0
PAYLAŞ

Son zamanlarda etrafıma her baktığımda işinden mutsuz, hayıflanan, “keşke”lerle dolu cümlelere sahip birçok insan görüyorum.

Günümüzün yeni moda mutsuzluk sebebi “Yanlış Meslek Seçimi”.

Evet, mutsuzluk diyorum çünkü hayatımızın büyük bir kısmını çalışarak geçiriyoruz ve iş dünyasında yaşanılan olumsuzluk insan hayatının her alanına etki edebiliyor. Peki, toplumda kangren olma noktasına giden bu sorunun sebebi ne?

Pek çok sebebe bağlanıyor olmasını göz ardı etmeyerek biraz daha temelinden düşünmek istiyorum konuyu; toplumdaki belli inanışlar ve ön yargılar.

Hepimiz bu inanışlar ve ön yargılar ile büyüyor, gelişiyor, bir çevreye giriyor, bir karaktere sahip oluyoruz. Nihayetinde bu inanış ve ön yargıların bizi yönettiği bir dünyanın bireyleri oluyoruz. Özellikle meslek seçimi yaparken genellikle içimizden geçene değil de; toplum, aile, sosyal çevre tarafından uygun görülen mesleklere farkında olmadan yöneliyoruz. Ve gün geliyor hayatın bir yerinde bir aydınlanış yaşayıp “Bir dakika, ne oluyor?” dediğimiz zaman da genelde geç kalınmış oluyor. Çünkü bir sistem var uyulması gereken; sosyal güvencesi olan bir iş bul, giriş çıkış saati belli olsun, iş yerinde çok göze batıp sesini çıkarma, sadece sana söyleneni yap gerisine karışma, yaşın gelince emekli ol, yazlığın varsa emekli olduktan sonra o evine git, vaktin geldiğinde de öl!

ÖL – Yazması çok kolay, iki harf… Sadece bu…

Peki, film şeridini başa sararak ilerlemek istersem ve biraz da ileri gidersem, bu bahsettiğim hayat düzeninde zaten “ölü” bir süreç geçtiği sonucuna varabilir miyim?

Şöyle ki;

A : Sosyal güvencesi yerinde olan düzenli bir meslek bul! Mümkünse bu meslek Doktor, Mühendis, Öğretmen olsun. Sana uygun olup olmadığı, sevip sevmeyeceğin önemli değil!

B : Ama ben Tiyatrocu olmak istiyorum!

A : Tiyatro bu ülkede para getirmiyor, ne olduğu belli bile değil, öyle meslek mi olur! Aç kalırsın!

B : … ?!
——————————————————————————————–
A : Giriş çıkış saatin belli olsun, yerin yurdun belli olsun. Bilmediğin sularda yüzme!

B : Ama kendi giriş çıkış saatimi kendim ayarlamak istiyorum, ticaret ile uğraşıp kendi işimi kurmak istiyorum. Fikirlerim var!

A : Ticaret ne kadar tehlikeli biliyor musun? Çevremizde ticaret yapanların hepsi battı! Aç kalırsın!

B : … ?!
——————————————————————————————–
A : Çok göze batma, sesini çıkarma, fazla da fikir söylemeden işini yap!

B : Ama hakkımı savunmam, kendimi ifade etmem ve doğrularımla orada olduğumu göstermem lazım!

A : Müdürler karşı geleni sevmez, işinden olursun. Aç kalırsın!

B : … ?!
——————————————————————————————–
A : Emekliliğinde tadını çıkarırsın hayatın, yaptığın şeyi çok sorgulayıp ne yapacaksın?

B : Ama 65 yaşında olacağım!

A : Eeee ne yapalım, hayat böyle… Biz de bu yollardan geçtik…

B : … ?!

Hemen hemen hepimizin aşina olduğu diyaloglardan bahsediyorum. Bütün diyalogların iç içe geçtiği, birbirini beslediği bir sarmal…

İnsan sorgulama ihtiyacı duyar. Bu ihtiyacı en hassas anında bir korku ile kesilirse şu an geldiğimiz noktaya geliriz; birçok insanın yaşadığı mutsuzluk ile birlikte doğan “Yanlış Meslek Seçimi”.

Peki ne oldu da eski zamanlara göre şimdi moda olan bir “Yanlış Meslek Seçimi” sorunu var karşımızda?

İnsanlığın gösterdiği gelişim ile birlikte teknolojinin hayatımıza soktuğu yeniliklerin yanı sıra, yine gelişen dünyada hayatımıza giren farklı ihtiyaçları gidermek için oluşan yeni meslek çeşitlerinin artması bir etkendir. Ancak bu gelişmelerin dışında belki de çok önemli bir noktayı kaçırıyoruz;

“Ne istediğini bilmek!”

Evet, ne istediğini bulmak sihirli bir çözüm gibi geliyor kulağa. Kimisi 18’li yaşlarında, kimisi 30’larında, kimisi de 50’lerinde ne istediğini aramaya başlıyor.

“Ne istiyorum? Ne yapıyorum? Yaptığım şeyin bendeki anlamı ne? Amacım ne?”

Bu soruların geldiği an çok önemli. Geriye dönüp baktığında “keşke”lerin yoğunlukta olduğu bir hayatı görmeyi kim ister?

“Keşke” diye bir şey yoktur dediğinizi duyar gibiyim. Eğer mutsuzluk varsa geçmişe dönüp bakmayı huy edinir insan ve bulduğu şey oradaki “keşkeler” diyarıdır.

“Yanlış Meslek Seçimi”ne gelince; belki de vazgeçmeden sorgulamaya devam etmek gerekir, ta ki kendi doğru cevabını bulana dek… İçimizdeki tutkuyu bulana dek… Belki onu bulduğumuzda herkes olması gerektiği yerde, yapması gereken işi yapıyor olur. Çok mu ütopya? Belki öyle, belki değil… Ancak benim ütopyamda sorgulayarak saklamak lazım bazı şeyleri…

“Şampiyonlar salonlardan çıkmaz. Şampiyonlar içlerinde tutku, hayal ve amaç olan insanlardan çıkar.”
Muhammed Ali

Ceyda ILGAZ