Mesele şu ki, “BOŞ” dediğimiz vakitler boşa mı geçiyor?

Mesele şu ki, “BOŞ” dediğimiz vakitler boşa mı geçiyor?

70
0
PAYLAŞ

Meşguliyetlerimizden azat olduğumuz zamanları “boş vakitlerimiz” olarak adlandırmamız bana her zaman tuhaf gelmiştir. İşyerindeki çalışmaya, ev işlerine, alışverişe, çocuklarımıza, yemeğe, uykuya ve hep bir eylemle özdeşleşen olgulara ayırdığımız zamanın haricinde yalnız kendimize ait olduğunu ifade ettiğimiz zaman dilimlerine bu adı veririz.

Boş vakit ile elbette ki boşa harcanmakta olan bir süreyi veya boş oturmayı kastetmek istemeyiz.

Benim üzerinde düşünmek istediğim husus, boş vakitlerimizi nasıl değerlendirmekte olduğumuz.

Standartlaşmış bir çalışma haftasını gözümde canlandırıyorum. Hafta içi her gün belirli bir süreyi işyerinde geçirdikten sonra eve geliyoruz. Evdeki işlerimizi halledip yemeğimizi yedikten sonra uyuyuncaya kadar bize kalan sürede neler yapıyoruz?

Hafta sonları, yine evin ve ailemizin ihtiyaçlarını karşılamak üzere sorumluluklarımızı yerine getirdikten sonra bize kalan vakti nasıl değerlendiriyoruz?

Aslında çok klasikleşmiş bir soruya cevap bulmaya çalışıyorum: “Boş vakitlerimizde neler yapıyoruz?”

Genelleme yapmaktan uzak durmaya gayret ediyor olsam da ekran karşısında oturmak (özellikle televizyon demedim, zira ekran kelimesi günümüzde TV’yi, akıllı telefonu, tablet bilgisayarı, dizüstü bilgisayarı, vb. kapsıyor), kitap okumak, hobiyle ilgilenmek, eşimizle veya arkadaşlarımızla sohbet etmek bu soruya verilebilecek cevapların arasında yer alır görüşündeyim. Elbette ki, her birey için bu cevaplar farklı olacaktır.

Mesele şu ki, “boş” dediğimiz vakitler boşa mı geçiyor? Çalışmak veya herhangi bir uğraşı haricindeki zaman dilimini “boş vakit” olarak adlandırıyoruz. İngilizcedeki karşılığı “leisure time” olarak geçiyor ve “herhangi bir faaliyetin sonlanmasıyla sağlanan serbestlik” olarak tanımlanıyor. Özellikle de bir işin ya da görevin bitişiyle ortaya çıkan serbest zamanı ifade ediyor. O halde bu serbestliği veya serbest zamanı “boş vakit” olarak niteliyor olmamız neye dayanıyor?

Hayatımızın odağına işi, çalışmayı, görevleri, sorumlulukları koyduğumuz ve kendimizi bunlarla var etmeye alıştığımız için olabilir mi?

Tüm bunların arasında biz neredeyiz?

Kendimizi bunlardan ayrı düşündüğümüzde karşımızda kimi buluyoruz?

Neyle büyüdüğümüzü hissediyoruz?

Evet, boş vakitlerimizi çalışarak geçirmiyoruz. Peki, ne yapıyoruz veya neyi yapmıyoruz?

Boş vakitlerimiz kendini gerçekleştiren bir kehanet misali ve boşa akan bir çeşme gibi en çok ihtiyacımız olan ögeleri hayatımızdan alıp gidiyor mu? Yoksa kendimizi olduğumuz ben ile olmak istediğimiz ben arasındaki o keyifli yolculuğa çıkma olanağı mı tanıyor?

Serbest zamanlarımızı boşa geçirmeksizin doyasıya yaşamak için sizce neye ihtiyacımız var?

Yazdıklarıma baktım da son dokuz cümlem hep soru cümlesi. Profesyonel bir koçtan başka ne beklenebilir ki?

Ünal Elbeyli, ACC