MARKA OLMAK İSTİYORUM

MARKA OLMAK İSTİYORUM

197
0
PAYLAŞ

Günümüzde artık marka olmak anlayışı bilinir olmak ile eşleşmiş ve küçük, büyük işletmelerin amaçları haline gelmiştir. Bunun için yaptıkları işlerini çeşitli projeler, reklamlar, kampanya vb. etkinliklerle donatıyorlar. Peki sizce ihtiyaçları olan bu mu?

Geçtiğimiz aylarda Michael Port’un Book Yourself Solid isimli kitabı Sola Yayınlarından ‘’Marka Olmak İstiyorum‘’ ismi ile raflarda yerini aldı. Kitabı elinize aldığınızda herhangi bir alanda marka olmak istiyorsanız pazarlama ve satıştan nefret etseniz bile günümüzde etkili olan bu sistemi kullanmalısınız mesajı ile başlıyor.

Yola çıktığınızda cebinizde olması gerekenler;

  • Vizyon ve misyon
  • Motivasyon ve Çalışma Ruhu
  • Yaptığınız işe uygun bir tabela
  • Reklam, Pazarlama
  • Sürekli gelişebilir hizmet veya ürün ( İnovasyon )
  • İçsel ve kişisel Restorasyon
  • Doğru ve etkin müşteri portföyü

Ama tabi ki yapılacakların sıralaması oldukça önemli. Öncelikle yaptığımız işin tanımı, hedef kitlemiz ve alt yapı çalışmalarımız ile temelleri oluşturmamız gerekiyor. Yaptığımız iş ne olursa olsun gelişmek ve güçlenmek için sektörün takibinde ve devamlı araştırma içinde olmak gerekiyor. Kitapta Reciprocity ( Karşılıklılık ) ile işaret edilen işimize, kendimize, müşterilerimize saygı duyma kavramı önemli değerler arasında gösteriliyor. Ancak çoğunlukla atlanılan bir değer maalesef.

Bireysel başarıların işletme başarısının önünde sahnelenmesi, markalaşma sürecini negatif değere sürükleyebiliyor. Eğer bir işletme ışık saçacaksa mum yerine kandil ışığı gibi yanmalıdır. Çünkü esas olan kalıcı olabilmeyi sağlamaktır. Ancak kalıcılığı kar odaklı sistem ile bağdaştıran işletmeler orta döneme gelmeden zarar ederek, paydosa geçmektedir. Tabi ki kuruluşlar kar amacı güdülerek kurulmaktadır ama planlı ve sistemli yapıların kurulması sonrasında zaten mutlak sonuç kar olacaktır.

“Hizmet lokomotifine makinist olun, para arkanızdaki vagonlarda sizi izler” B.Tolga Sasık

İşletmeler çoğunlukla müşterilerinin veya taşörenliğini üstlendiği başka bir markanın memnuniyetini esas aldığında, kendi markasının farkında olamayabiliyorlar. Piyasada ki müşteriler veya müşteri potansiyeli bulunanlar için gösterilen özenin çalışanları içinde mutlaka olması gerekmektedir. İşletmeye emek verenlere değerli olduklarını hissetmeleri için iyi davranırsanız onlarda görevlerine değer verip müşterilere iyi davranacaktır. Böylelikle marka oluşumu hızlanacak ve oluşan aidiyet duygusu ile beslenmesine devam edecektir.

Çalışanlar kurumun dış yüzünü temsil etmektedirler. Bu yüzden kaliteli yaklaşımlar içinde olmaları önemlidir. Oryantasyon ruhunu canlı tutabilmek adına şirket içi eğitimlerin sıklıkla yapılması gerekmektedir. Belirli sürelerde de dış kaynak desteği ile kişisel gelişim ve işe dönük eğitimlerle desteklenmelidir.

Tüm bunlar kurmuş olduğunuz markanın değerini arttırmaya yönelik aksiyonlardır. Bu sürecin sonu yoktur. Süreklilik yazının başında anlattığımız gibi kuruluştan başlar ve işletme ayakta durduğu sürece devam etmelidir. Şirketiniz için koyduğunuz hedeflerin peşinde ilerlerken sabırlı olursanız kurumsallaşma ve marka konusunda önünüze çıkan engeller sizi vazgeçmek yerine güçlendirecektir.

Bazen ilerlediğiniz bu yolda kendinize ve işinize küçük mola verebilirsiniz. Yaşadığınız aksilikler, üzüntüler ve kayıplar karşısında enerjinizi tüketeceğinize, durup nefes almalısınız. Kendinizi iyi hissettirecek ne varsa onları deneyebilirsiniz. Bu küçük mola size çözümü ve mücadeleyi getirebilir.

“Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.”
– Peter F. Drucker

Her zaman her şeyi detaylı, sistemli yapmak yerine olağan akışına da bırakabiliriz. Ve bu sizin uğraşınızdan daha hızlı markanıza katkı sağlayacaktır. Şimdi düşünmenizi istiyorum. Bir kafeye gittiniz ve iyi bir kahve içmek istiyorsunuz. Siparişinizi verirken ‘Bir Nescafe alabilir miyim?‘ diyor musunuz? Eğer cevabınız hayır ise ama bilin ki her 5 kişiden 3 ü bu siparişi veriyor veya garson bu cümleyi kullanıyor. Oysa Nescafe kahve sektöründe markalardan biri. Sektörde ilklerden olması, kurumsal olması, yıllardır sağlam bir marka olması ve reklam vb. etkenlerle halk arasında örnekte olan potansiyeldedir.

Birde Apple markası var ki, diğer markalar gibi reklam çalışması yapmadığı gibi sosyal medyayı da kullanmıyor. Ancak seri çıkan telefonlar, tablet ve akıllı cihazlar satış rekorları kırmaya devam ediyor. Ülkemizde asgari ücret ile geçinen, üniversite öğrencisi veya işsiz kişilerde bile elma logolu telefonları görebiliyoruz.

Yeter ki isteyin ve %100 kapasite ile işinize emek harcayıp gönül verin.

Sevgilerimle,
Ender ERMİŞ
Yönetici Koçu/ Executive Coach

“60 dakikam olsa, 55 dakikasını düşünmek, 5 dakikasını da aksiyon için kullanırdım.”
– Albert Einstein

BİR CEVAP BIRAK