Mario’nun Seçimi

Mario’nun Seçimi

224
0
PAYLAŞ

Hepimiz en azından bir kere meşhur kahraman Süper Mario ile maceraya çıkmış, defalarca kez mantarları yemiş, prensesi kurtarmak için oradan oraya zıplamışızdır. Bir ksımımız  piksel piksel olan ama gördüğümüzde hepimizin yüzünü gülümseten Mario’ya daha aşinadır. Bu Mario’ya Atari kuşağı Mario’su dersek, bu kuşağı kaçırmış deyim yerindeyse Play Station kuşağı diyebileceğimiz grup ise  kendine yepyeni bir boyut katmış olsa da bıyıklarını korumuş Mario’ya aşina olacaktır. Aralarındaki fark ne süperlikleri ne de kahramanlıkları… İkisi de aralarındaki kuşak farkına rağmen mertliklerinden ödün vermemiş. Tek farkları yeni Mario’muzun 3. boyuta yani derinlik algısına sahip olması. Yaşlı Mario’muz sadece ileri-geri ve yukarı-aşağı hareketler yapabilirken genç Mario’muz buna bir de öne-arkaya hareketini eklemiştir.
 Peki, size sorum şu: Genç Mario, bir gün yaşlı Mario’nun karşısına çıksa ve ona bölüm sonu canavarının saldırılarından kaçmak için tavşan gibi zıplamasına gerek olmadığını arkaya veya öne atacağı tek bir adımla her şeyi çözebileceğini anlatsa sizce yaşlı Mario buna sevinir miydi?

Bu çözümü hemen uygulayıp çok sevdiği prensesine hızlıca ulaşır mıydı?

Neden olmasın?

Bu mucize çözüm ile her şey tereyağından kıl çeker gibi kolayca çözülebilir. Hepimiz zaman zaman böyle mucizevi çözümleri çok sevdiklerimize sunmuyor muyuz?

Çevrenizdeki herhangi biri için şu cümlelerden birini hiç mi kurmadınız? “O çocuk seni çok üzecek ama göremiyorsun. Bence hemen ayrılmalısın.” “Bizim işte başarılı olmak için böyle davranmaktan vazgeçmen lazım. Ben yıllarımı verdim. Sana da anlatıyorum ama hala dediğimi yapmıyorsun.” “Güzel sanatlar okuyarak mutlu olamazsın. Bunun yerine hukuk okuman gerekiyor. Şimdi beni anlamıyorsun ama ileride çok dua edeceksin.”

Bu dâhiyane çözümlerimizi akılda tutarak Mario metaforumuza geri dönelim.

Yaşlı Mario ne mi yapardı? En naif tepkisi “Ne demek istediğini anlayamadım. Dikey ve yatay hareketten başka bir hareket olamaz ki!” olabilir veya her şeyi keskin bir dille reddedip “Bu Mario (Genç Mario’muzu kastederek) deli olmalı! Seni kaçık adam!” diyebilirdi.

Yalnız bu davranışından dolayı Yaşlı Mario’muzu geri kafalılıkla suçlamamamız lazım. Bilakis, verdiği tepki muhtemelen bir çoğumuzun kendi yaşamlarında verdiği veya vereceği bir tepkilerdir. Bu nedenledir ki çoğu mucize çözüm önerimiz ötekisi tarafından görmezden gelinmekte veya reddedilmektedir. Birileri hala burnunun dikine gitmeye devam etmektedir… Öncelikle görmemiz gereken bu durumun karşı tarafın yetersizliğinden ya da dik kafalılığından kaynaklanmadığıdır. İki boyutlu bir dünyada büyümüş, tüm algısı buna göre biçimlenmiş bir Mario’ya 3. boyutu sihirli bir dokunuşla göstermek nasıl imkansızsa başkalarının hayatlarına böyle kısa yoldan rotalar çizmek de imkansızdır.

Birine öğütler verirken, yönlendirmeye çalışırken, hatta yaptığı hatalara nasıl düştüğünü yüzüne vurup eleştirirken bir kez daha düşünün. Karşınızdaki Yaşlı Mario iki boyutlu dünyasında mutlu mesut yaşıyor olabilir. Ona sizin sihirli öğütlerinizin çözüm olma ihtimali en başta teknik olarak mümkün değil zaten. Bilenler bilir, eski Atari kollarına göre Play Station kollarında karakterleri derinlemesine de hareket ettirebilecek, 3 boyutta hareket eden bir düğme bulunur. Bu nedenle sizin yapabileceğiniz en iyi şey Yaşlı Mario’nun yeni kumandayı fark etmesini sağlamak ve bunu kullanmaya yüreklendirmek olacaktır.

Sonrasında yeni boyutu keşfedip çözümü üretecek olan yine Yaşlı Mario olacaktır… Boyutlar ve algılar üzerine daha fazla okuma yapmak için bana da ilham kaynağı olan “Düzdünya ” kitabını tavsiye ederim.

Oğuz GENCER

Kitap Koala Sokak Hayvanlarına Destek Olmak İçin Kurulmuştur. Lütfen Ziyaret Ediniz!