KURBAN OLMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ… Mİ…?

KURBAN OLMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ… Mİ…?

136
0
PAYLAŞ

Bazen, “yeter artık” dediğiniz oldu mu hiç? “Bırak beni” dediğiniz… “Özgür bırak.. Bırak ki ilerleyebileyim…” Adım atmak istediğiniz ancak birden zihninizden geçen konuşmalarla o adımı atmaktan çekindiğiniz… Sizi durduran korkular, endişeler, soru işaretleri ve acabalar… Konfor alanının yarattığı o sözde rahatlık ve güven duygusuna karşı belirsizliğe doğru atılacak her adımda aslında belki asıl özgürlük ve gerçek konfora ulaşma düşüncesini geri plana ittiğiniz oldu mu hiç? “Evet, bunu istiyorum” demenize rağmen, isteğinize doğru ilerleyememek, kendi sarmalınızda dolanıp durmak… Sonra da geriye bakıp, geçen ve kaybedilen günlerin pişmanlığıyla ağızdan dökülen “keşke”ler… Ve artık daha fazla keşke dememek için, zihnin içinde sizi usul usul yiyip bitiren düşünceleri bir kenara itebilmeyi başararak ileri doğru adım atabilme cesaretini toplayabilmek… Zincirlerinizi kırarak ilerlemek.. İlerlemek.. İlerlemek…

Nedir aslında bizi tutan? Gerçekte istediklerimize ulaşmamızı sağlayacak yolu ve yöntemi bilmemize rağmen, nedir gerçekte bizi durduran? Zihnimizde hiç durmadan konuşan ve bizi olduğumuz yere mıhlayan o sesi nasıl durduracağız? Aslında cevap çok basit… Farkındalıkla…

Önce farkına varmalıyım ki, sonra çözüm için harekete geçebileyim…

Hayatımızda her yeniliğe yeltendiğimizde, ilkel beynimiz devreye girerek sözde bizi korumaya çalışır. “Yapma!” der… “Bilmediğin bir yola giriyorsun, tehlikeli!” der… Hep olumsuzlukları aklımıza getirir. Oysa ki biraz düşününce ve rasyonel zihin devreye girince, sebep sonuç ilişkisi kurmaya başlayınca, aslında neyin nasıl olacağını daha net görebiliriz. Olası engeller karşısında nasıl hareket edebileceğimizi sorgulayabiliriz. Daha da önemlisi, geçmiş tecrübelerimizi düşünüp, onları şimdiki zamana nasıl taşıyacağımıza akıl yorabiliriz. Özetle, kendimizin önündeki en büyük engeli yani kendi zihnimizi aşabiliriz.

Verdiğim eğitimlerde ve seminerlerde, sıklıkla insan davranışlarından da bahsediyorum…En çarpıcı etki, kendi davranış kalıplarıyla karşılaştıklarında oluyor… Kurban psikolojisinde misiniz yoksa sorumluluk mu alıyorsunuz? Daha ne kadar kurban olmaya devam edeceksiniz? (Tokat etkisi yapan, tam da bu soru…) O zaman, şu anda bir seçim yapmak zorunda olsanız, hangisini seçiyorsunuz…? Kurban olmaktan vazgeçip sorumluluk almak için neye ihtiyacınız var?

Adı her ne kadar hoşumuza gitmese de, aslında “kurban olmak” bize kolay gelen… Ne de olsa edilgen… Sorumluluğu başkasına yükleyebilirsiniz, konfor alanının içinde, bildik düzende hareket edebilirsiniz, bir şeyi beğenmediğinizde sürekli söylenir durur ancak onu değiştirmek için harekete geçmezsiniz… Alışkanlıkların içinde dolanır durursunuz…Oysa ki diğeri zor olandır; eylem gerektirir…Oturduğunuz yerde oturamazsınız, etkin olmanız gerekir… Sorumluluk alıp, emek vermeniz gerekir ve kendi eylemlerinizin sonuçlarıyla yüzleşmeniz gerekir… Bunun için de kendinizle yüzleşme cesareti ve güç gerekir…

Şimdi bir dönüp bakın bakalım kendinize… Kurban psikolojinde misiniz yoksa sorumluluk mu alıyorsunuz? Gerçekte tam olarak ne istiyorsunuz? Yapmak isteyip de yapamadıklarınız var mı? Nedir sizi durduran ve bunu nasıl aşabilirsiniz?

Konfor alanının hapishanesinden çıkıp, aydınlık bir zihinle, özgürlüğe uçmak için daha ne bekliyorsunuz…?

Sevgilerimle,

Ayça Aytaç
Profesyonel Koç
İzotomi Analisti
NLP Master Practitioner