KURBAĞANIN PSİKOLOJİK DAYANIKLILIĞI

KURBAĞANIN PSİKOLOJİK DAYANIKLILIĞI

48
0
PAYLAŞ


Birçok bilim insanının yaptığı bir deneyden bahsedeceğim: sıcak suda haşlanarak can veren kurbağalar. Sonuçlara göre; soğuk suya atılan kurbağanın bulunduğu suyu bir anda ısıtırsanız, zıplayarak kaçabiliyor. Eğer yavaş yavaş suyu ısıtırsanız kurbağa suyun içinde zıplamıyor ve haşlanarak can veriyor. Belki buna halk arasında mayışmak diyebiliriz, belki de kabulleniştir. Ancak sıcak su kaslarımızı gevşetir, hatta zaman zaman o sıcak sudan çıkmak bile istemeyiz. Bugün haşlanan kurbağa örneği ile bulunduğumuz psikolojik durumda bizler nasıl haşlanıyoruz, bununla ilgili yazmak istiyorum.
Yaptığımız davranışları sıcak su olarak düşünebiliriz. Eğer o davranışın yanlış olduğu ile ilgili hızlı ve sert bir geribildirim alırsak, onu yapmaktan vazgeçeriz. Diğer yandan, onu yavaş yavaş içselleştirirsek bir yerden sonra vazgeçmek çok zor olacaktır. Örneğin; söylenerek ya da sürekli kavga ederek, duygularımızı sert bir şekilde dile getirdiğimizde kendimizi ifade ettiğimizi düşünüyoruz. Ancak karşıdaki kişiyi hem uzaklaştırıyoruz hem de bozuk bir iletişim kurmuş oluyoruz.
İletişimde ve hayatımızda yaptığımız davranışların sonucunu yaşarız. Bazen bunun sonucunda insanları kaybedebilir ve kırabiliriz. Ama bu her zaman böyle olmak zorunda değil. Davranışlarımızın ve duygularımızın farkında olduğumuz zaman her şey çözülür. Kendimizi törpülemeliyiz.
Verdiğimiz tepkiler ne kadar sert olursa olsun, en temelinde üzüntü vardır. Klişe bir söyleme göre; “Seni çok sevdiğim için sana bu kadar çok kızıyorum.” Verilen tepki kızgınlık oluyor, en temel hissedilen duygu ise üzüntüdür. Öfke ve sinir, üzüntü duygusunu perdelemektedir. Ne oluyor da yaşadığım bir olay karşısında bu kadar çok üzülüyorum? Kurbağa örneğindeki suyun ısınması misali, hissettiğimiz duygularda farkındalık yaşayarak kendi içimizde muhakeme yapmalıyız. Her düşündüğümüz, her yaptığımız davranış doğru değildir. Özellikle yaptığımız davranışlar bize de ters geliyorsa, bunu değiştirmek için artık adım atmalıyız demektir.
Kendimizi değiştirmek bu kadar kolay mı? Hayır değil, hatta hiç kolay değil. Yeri gelecek görmek istemeyeceğiz, yeri gelecek canımız çok yanacak. Değişim her zaman kolay olmuyor. Kendi hayatımız için yenilik yapıyoruz. Başarabiliriz, bu süre zarfında bilinç düzeyimiz yüksek olmalı ve asla vazgeçmemeliyiz. Üstümüzdeki olmaması gereken duyguları bırakırsak, gün sonunda daha hafif hissedeceğiz.

Zeynep TÜRKOĞLU
Halkla İlişkiler ve Tanıtım Uzmanı
Yönetici Koçu