23 Nisan 2018 için “Küçük Prens’ten Mesajınız Var!” – Asla Unutulmaması Gerekenler

23 Nisan 2018 için “Küçük Prens’ten Mesajınız Var!” – Asla Unutulmaması Gerekenler

“Bir generalden kelebek gibi çiçekten çiçeğe uçmasını ya da bir trajedi yazmasını ya da martı olmasını isteseydim ve o da yapamasaydı, suç kimde olurdu?” “Majestelerinde olurdu,” der Küçük Prens. Kral; “Tamam o zaman, demek ki herkesten verebileceği kadarını istemeliyiz,”

2651
0
PAYLAŞ

1979 yılında henüz on yaşında bir çocuktum. UNESCO, o yılı çocuk yılı ilan etmişti. Benim yaşımda olanlar anımsayacaktır. O yıl, TRT ilk kez 23 Nisan’da Dünya çocuklarını ülkemize davet ederek TRT Uluslararası Çocuk Şenliği’ni başlatmıştı. Benim yaşadığım yerde de o yıl coşkulu kutlamalar olmuş ve bizler de bu kutlamalara katılmıştık. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayramımızı, dünya çocuklarıyla paylaşmak da bizlere ayrı bir mutluluk vermişti. Yanı sıra her yıl geleneksel hale gelen ve bir günlüğüne de olsa çocukların başbakan, meclis başkanı gibi görevlere getirilişini ve o makamdan yaptıkları konuşmaları izlerken kendimizi bir gün geleceğin büyükleri olarak düşlemeyenimiz yoktu. Aradan neredeyse kırk yıl geçti. O günlerde bir çocuk olarak üyesi olduğum eğitim camiasının bugün bir öğretmen olarak düşlerini gerçekleştirme yolunda kimi zaman öğrencileriyle birlikte öğrenen, kimi zaman onlarla birlikte yol alan, onlara rehberlik eden üyesiyim. Ben öğrencilerime yol gösterirken, öğretirken bana da yol gösteren kitaplardan sık sık söz ederim onlara. Küçük Prens de bunlar arasında önemli bir yere sahip. Çünkü her okuduğumda farklı ve yeni bir şeyler keşfettiğim kitaplardan. Kitabın okuduğum bakış açısına göre anlam kazanan cümlelerini bu kez meslek seçimi açısından değerlendirmek istedim.

Antoine de Saint-Exupery’nin Küçük Prens adlı çocuk kitabını okumayanımız ya da en azından içinden cümlelerle karşılaşmamış olanımız azdır sanıyorum. Aslında ona yalnızca bir çocuk kitabı dersek haksızlık etmiş oluruz. Kime yazıldığına gelince; ona da okuyucu karar verecektir eninde sonunda. Dikkatli bir okuyucuysanız ilk okumada bile içerisinden pek çok cümle, sizi size anlatacaktır hemen. Yok değilseniz, hiç de şansız sayılmazsınız aslında. Çünkü kitap, defalarca geri çağıracaktır sizi. Ve siz de her okumayla biraz daha derine inecek ve bulduklarınız karşısında benim gibi şaşkınlığa düşeceksiniz her seferinde.

Küçük Prens’in pilot kahramanının öyküsü, henüz altı yaşındayken çizdiği resimleri, büyüklere göstermesiyle ve bu resimleri anlayamayan büyüklerle başlar.

Şimdi sorun kendinize. Sizin meslek öykünüz, ne zaman ve nerede başladı? Başlamadan mı bitti yoksa?

Büyükler, kahramanımıza bu yaptığını bir yana bırakıp tarih, coğrafya, aritmetik ve dilbilgisiyle ilgilenmesini öğütlerler.

Size, yaşamınızın hangi döneminde kimler, hangi yeteneğiniz ya da yeteneklerinizi bir yana bırakıp yalnızca ders çalışmanız gerektiğini öğütledi?

Ve pilotumuz, sonunda Küçük Prens’le karşılaşır. Küçük Prens’in ondan bir koyun çizmesini istemesi üzerine bir koyun çizer. Küçük Prens koyun çizimini bir türlü beğenmez. Pilotumuzsa bu başarısızlığı, büyüklerin daha altı yaşındayken onun resim sanatına karşı hevesini kırmalarına bağlar.

Peki, sizin neye yeteneğiniz vardı ve hangi nedenle yitirdiniz onu? Hevesinizi kıran neydi?

Dediğim gibi, Küçük Prens, koyun çizimlerini bir türlü beğenmez ve en sonunda pilotumuz, bir kutu çizer ve “İstediğin koyun, kutunun içinde, der. Sonunda Küçük Prens, “Tam da istediğim gibi oldu,” der.

Sizler, hangi hayallerinizi, başkalarına beğendiremeyip onları kutuların içine hapsettiniz? Kutunun içine bakmayı hiç düşündünüz mü? Belki hala oradadırlar. Hayallerinizi günışığına çıkarma zamanınız gelmiş olabilir mi? Haydi öyleyse; ne duruyorsunuz?

Ve pilot şöyle der: “Daha altı yaşımda, bana parlak bir gelecek sunan resim sanatından vazgeçtim. Resimlerimin uğradığı başarısızlık, hevesimi kırmıştı. Büyükler, hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar. Başka bir iş tutmalıydım.  Ben de pilotluğa merak sardım…

Siz aldığınız hangi yanıtlarla hayallerinizden vazgeçtiniz? Hangi yanıtlarla hevesiniz kırıldı ya da güçlenip yola devam ettiniz? Ve ilk ne zaman hayallerinizin saçmalığına inandırılıp “gerçek uğraşların” peşine düştünüz? Hangi düşünüzü, yeteneğinizi, kime kurban ettiniz? Ya da aslanlar gibi savunup geliştirdiniz?

Küçük Prens, yolculuklarından birinde bir kralın gezegenine gider. Kral sorar: “Bir generalden kelebek gibi çiçekten çiçeğe uçmasını ya da bir trajedi yazmasını ya da martı olmasını isteseydim ve o da yapamasaydı, suç kimde olurdu?” “Majestelerinde olurdu,” der Küçük Prens. Kral; “Tamam o zaman, demek ki herkesten verebileceği kadarını istemeliyiz,” der.

Sizin elinizden gelen nedir? Elinizden gelenin en iyisini yaptığınıza inanıyor musunuz? Sizce insanların sizden beklentisi, yapabileceğinizden fazlası mı? Onlara elinizden gelenin bu olduğunu anlatmanın yollarını aradınız mı ve olduğunuz gibi değerli olduğunuzu?

Dördüncü gezegenin sahibi işkolik bir işadamıdır. Aralıksız gökyüzündeki yıldızları sayar. Küçük Prens sorar: “Saydığın yıldızları ne yapıyorsun?” İşadamı, onları düzene sokup sayarak sahip olduğunu belirtir. Bunun üzerine Küçük Prens bu işin önemli olmadığını, kendisinin bir gülü olduğunu ve her hafta süpürdüğü üç yanardağı olduğundan söz eder. “Ve bu yaptıklarımla hem yanardağlarıma, hem de gülüme yararlı oluyorum,” der.

Meslek seçerken sordunuz mu kendinize? “Benim için önemli olan ne?” “Yapmak istediğim mesleğin kime, ne faydası olacak?” Tercih sizindir tabii ki.

Ve ilerleyen bölümlerde Küçük Prens, gittiği gezegenlerden birinin sahibine sorar. “Bu koca kitap ne? Burada ne yapıyorsunuz?” “Coğrafyacıyım ben.”“Coğrafyacı ne demek?” “Coğrafyacı, denizlerin, ırmakların, kentlerin, dağların ve çöllerin yerlerini bilen bilgine denir.” “Ne ilginç! Sonunda gerçek bir meslek adamına rastlayabildik.”

Kendinizi hatırlayın şimdi. Ailenize ilk kez ne olmak istediğinizi söylediğiniz zamanı ve anımsadığınız diyalogların buna benzeyip benzemediğini. Ya seçtiğiniz meslek gerçek meslek değilse, ya bir işe yaramazsa? Sizce “gerçek meslek” ne demek? Peki ya “gerçek olmayan meslek” ?

Ve Dünya Gezegeni’ne gelir Küçük Prens. Önce çölde yılanla karşılaşır ve konuşurlar. Küçük Prens sorar: ”Acaba, bir gün hepimiz kendi yıldızımızı yeniden bulalım diye mi yıldızlar böyle parlıyor?”

Hiç düşündünüz mü; durmadan yanıp sönen ve size göz kırpan yeteneklerinizi? Daha ne kadar zaman onları duymazdan, görmezden ve anlamazdan geleceksiniz? Sizce sizin parlayan yıldızınız hangi meslek olabilir? En parlak olanından başlamak üzere sıralayın mesleklerinizi.

Dünya Gezegeni’nde, tilkiyle ve güllerle karşılaşır Küçük Prens. Gülleri görür görmez kendi gülüne benzetir. Ama hala kendi gülü, diğerlerinden daha değerlidir onun için. Küçük Prens, bu arada tilkiyi de evcilleştirmiş ve dost olmuşlardır. Tilki bir sır verir O’na. Der ki; “ Vereceğim sır çok basit. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. Gülünü senin için değerli kılan uğrunda harcadığın zamandır. İnsanlar, bir gerçeği unuttular. Evcilleştirdiğin her şeyden sorumlusun. Gülünden sen sorumlusun.”

Başkalarına sıradan gelen, ama sizin için özel ve önemli olan neler var değerleriniz arasında?  Onlara yüreğinizle bakmayı denediniz mi? Gerçeğinizin mayasını hangi meslekle bulabilirsiniz? Bugüne değin yaşamınızda hangi değerleri evcilleştirdiniz ya da hangi değerleri evcilleştirmek istersiniz? Mesleğinizle evcilleştirdiğiniz değerleriniz uyumlu mu olmalı?  Unutmayın! Evcilleştirdiğiniz her şeyden siz sorumlusunuz.

Sonra Dünya’daki yolculuğu sırasında makasçıyla karşılaşır Küçük Prens. Birden bire göz kamaştıran ışıklarıyla bir tren yanlarından geçer. Diğer bir ışıklı trense ters yönde geçer. “Ne çabuk döndüler,” der Küçük Prens. “Bunlar onlar değil,” der makasçı. “Bulundukları yerden memnun kalmamışlar herhalde,” der Küçük Prens. “Kimse yerinden memnun değildir,” diye yanıtlar makasçı. Bir üçüncü tren daha geçer yanlarından. Pek çok kişinin tren yolculuğu sırasında uyuduklarını, yalnız çocukların uyanık olup dışarıyı izlediğini söyleyen makasçıya “Zaten yalnız çocuklar ne aradıklarını bilirler,” der Küçük Prens. “Ne mutlu onlara,” diye yanıtlar makasçı.

Ne aradığınızı biliyor musunuz? Aradığınızı bulduğunuzu zannedip de o olmadığını anladığınızda; geri dönüp tekrar yola koyulacak cesaretiniz var mı? Gerektiğinde makas değiştirebilecek misiniz? Seçimlerinizden memnun musunuz? Değilseniz ne yapmalısınız? Uykuda mısınız? İçinizdeki çocuğu uyandırıp seçimlerinize yeniden cesaretle bakabilmeyi ve onları objektif olarak görebilmeyi ve dilediğiniz hayatı özgürce deneyimleme fırsatını tekrar yakalayabilmeyi ister misiniz?

Yanıtınız “evet” ise o halde ne mutlu size. Doğru yoldasınız demektir.

Bu bayram belki de değişmek, gelişmek, yol almak isteyen çocuklar, gençler ve her dem içindeki çocuğun sesini duyabilen yetişkinler neşeyle şarkısını söyleyebilsin, hayallerinin resmini çizebilsin ve kendi hikayesini yazabilsin diye yeni bir başlangıçtır. Bunu sizden başka kim bilebilir?

Esra Kara – Öğretmen

Kitap Koala Sokak Hayvanlarına Destek Olmak İçin Kurulmuştur. Lütfen Ziyaret Ediniz!

BİR CEVAP BIRAK