Korkutan Teknoloji: “Açıl Susam Açıl”

Korkutan Teknoloji: “Açıl Susam Açıl”

1116
1
PAYLAŞ
Açıl Susam Açıl

Açıl Susam Açıl…

Çocukluğum neden bir masalda kapıyı açmak için “susam” kelimesinin kullanıldığını düşünmekle geçti. İtiraz edilecek başka yanlar yoktu ya aklım buna takıldı işte. Sadece birinin “Açıl Susam Açıl” demesi metafizik bir denklem olmasa “Ali Baba ve Kırk Haramiler” pekâlâ masal değil gerçek bile olabilirdi.

Ama işin gerçeği o bir masaldı. Zaten metafizik dışında neyle açıklayabilirdik. Sonuçta çocuk olunca inansak da inanmasak da masal masaldır. Masalın gerçek üstü olması gerekir. Uçmak, düşünceleri okumak, nesneleri uzaktan yönetmek ancak bir bilim kurgu filminde ya da bir masalda olabilirdi.

Gerçek ise sokaktaydı.

İlişkilerdeydi.

Oynadığımız Yakartopta ve İstoptaydı.

Sokakta koşturmacadaydı gün boyunca.

Öğle arasında evde yenen yemeklerdeydi. Hasta olmayalım diye ıslandığında annemizin değiştirdiği atletteydi gerçek!

Gerçek bir taraftaydı, masal başka bir tarafta.

Her ikisi de olması harika olan yerlerdeydi.

Bundan 10 yıl önce retina tarama yöntemiyle çalıştığım plazaya giriş yaparken yukarıda saydıklarımın hiç birinin masal olmadığını anlamıştım. İnsan artık uçabiliyor, kaçabiliyor, uzaktan nesneleri sesle ya da başka girdilerle yönetebiliyor. Periler yok ama yerine I-Phone’da “Siri” var. Konuşuyorsunuz, dileğinizi yerine getiriyor. Web 3.0 var, “Did You Mean ……” ile başlayan cümleler kuran ve düşüncelerimi geçmişime bakarak okuyan arama motorları var. Hatta yüz okuma sayesinde duygularımı anlayan programlar var. (Paul Ekman sağolsun)

Yani bunlar masal değil artık gerçek.

Masalın gerçeğe dönüşmesinin bedeli de eski gerçeğin masala dönüşmesi.

Şimdiki masalları şöyle başlatmak lazım mesela… “Sokakta arkadaşlarla oynuyoruz, biri geldi sarıldı bana ‘Seni seviyorum’ dedi.”

Açıl Susam Açıl! masal değil artık.

Aç deyince oyunlar açılıyor mesela… Arkadaşa da gerek yok.

Vur Susam Vur!

Assassin’s Creed’de vur. Grand Theft Auto’da vur.

“Baba biraz önce bir polis öldürdüm. Sonra da sokakta birini ezdim”

“Ne yaptın?”

“Oyun oynuyorum baba! Hem Mike ile arkadaş olduk.”

“Mike kim oğlum?”

“GTA’da birlikte oynuyoruz.”

“Peki oğlum.”

GSS’in (General Social Survey) yapmış olduğu araştırmaya göre 1985 ile karşılaştırıldığında yakın arkadaşı olmayanların oranı tam üç kat artmış. Yani yakın arkadaşı olmayan çok daha fazla insan var.  E ne yapsın milenyum çocukları sokağa çıkamayınca sarıldı yeni teknolojinin “Açıl Susam Açıl”larına…

Geçenlerde yakın bir arkadaşımla (gururla söylüyorum hâlâ var) çok keyifli saatler geçirdikten sonra bir de teyit amaçlı “Ne keyifli bir sohbetti!” dedim. “Bence de,” dedi ve ekledi. “Geyik yapmak da güzel.” Elbette benim geyik potansiyelimin zayıf olduğunu bildiğinden kinaye vardı. Ben de cevaben “Bana üniversitede ‘Umut Kısa, Geyik Uzun’ derlerdi de ben yine de geyiğin nasıl yapıldığını bile hatırlamıyorum ama eğlenceyi severim.” dedim. “Hatta gel seninle herkesi davet edelim de hep beraber Maçka Parkı’nda Yakartop oynayalım ne dersin?” diye ekledim. Hem bir masal anlatırız hep beraber sonrasında….

“Sokakta gerçekten oynadık.” diye.

Eski masal gerçek oldu evet ama gerçek masallara karıştı.

Size bir şarkı armağan edeyim, ilk paragrafının Türkçe’si ile beraber.

Felicita 

Mutluluk; el ele tutuşup uzaklara gitmektir.
Mutluluk; insanların ortasındaki masum görünüşündür.*
Mutluluk; çocuklar gibi beraber olmaktır.
Mutluluk,mutluluk…

UMUT KISA

Sola Unitas Academy, Paul Ekman International, Sola Yayınları ve İzotomi Projesi’nin lideri olan Umut Kısa “Us’ta Yol”, “Ahuna” ve “Kendini İşten Fethet” adlı kitapların yazarıdır. İletişim alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir.

1 YORUM

  1. Malesef, tüm soyledikleriniz doğru. Benim oğlum 8 yaşında, dışarıda oynayabilen ve bir çok yakın arkadaşı olan bir çocuk.Yazın kapımın önünde işledikleri gibi olmayabiliyor. Yakantopu, istopu, kukası.. Ama kışın birbirlerine gittiklerinde, yedi erkek çocuk ve hepsinin elinde tabletleri var. Almamak için çok direndim. Çok mu?? O daha 8 yaşında dediğinizi duyar gibiyim. Artık 5 yaşında tableti olmayan çocuk hor görülüp, ezik muamelesi yapılıyor. Oyunlar bir rezalet. Terörist öldürüyorum diyor. Geçen gün yer kalmamış, terörist olup polis öldürmüş. Oyun içinde oyun dönüyor. Belli bir kota koyulmuş, polis sayısına. Yer olmayınca çocuklar sırf oynamak için terörist olarak öldürüyor. Dehşet!!! Hem öldürmeyi, hem de teroristligi beynine işliyorlar çocukların. Kitikolopsmu ne karın ağrısıysa. Çocuklarımızın algisiyla oynanıyor resmen. Çok yararlı uygulamalarda var tabiki. Ben şiddet içerikli oyunlara izin vermediğim zaman, oğlum bana karşı tavır alıyor. Çocuklar hep şiddet içeren oyunları tercih ediyor?Neden bu kadar şiddete meyilli oldular. Öncelikle bunu çözmemiz gerekiyor bence. Yoksa durum çok vahim.

BİR CEVAP BIRAK