KORKU’dan mı SEVGİDEN’mi

KORKU’dan mı SEVGİDEN’mi

169
0
PAYLAŞ

KORKU ve SEVGİ, hangisi yönetiyor hayatımızı?

Korku üzerine düşündüğümde kendimi bildim bileli korkularım olmuştu, hatırladığım kadarıyla çocukken en çok korktuğum hatta büyüdüğümde bile son zamanlara kadar devam eden karanlık korkum, karanlıkta uyuyamamam. Korkularım üzerine düşündüğümde korkularımın her daim olduğunu, büyüdükçe azalmadığını, büyüdükçe korkularımın değiştiğini ve çeşitlendiğini fark etmeye başladım. Ne oluyordu, ben deneyim kazandıkça neden korkularım yok olmuyordu? Üstelik birçoğunu kendim deneyimlemiş olmama rağmen, anımsamadığım hatta farkına varmadığım bir zaman diliminde korku yelpazemde yer alıyordu. Korkularımız, yaş aldıkça çeşitleniyor ve artıyor muydu? Korku öğrenilen bir şey miydi?

Korku konusunda birçok araştırma var. Bazı araştırmalara göre doğduğumuz da iki temel korkumuz var;  yüksek ses ve düşme korkusu. Diğer korkularımız ise öğrenilmiş korkular. Nasıl oluyor derseniz, bunu bizzat deneyimleyerek öğrenebiliyoruz, gözlem yoluyla da öğrenebiliyoruz. Korku kültürü de var, korku ile kitleler yönetilebiliyor. Bunun için günümüzde televizyon kanallarının herhangi birinde haber bültenini en fazla 10 dakika izlememiz yeterli.

Korkularımız neler?Başarısızlık, parasızlık, huzursuzluk, sevilmeme, işini kaybetme, beğenilmeme, dışlanma, reddedilme,  yalnızlık, incinme, yükseklik, hastalık, sınav, yılan, yapay zeka …. Korkmak kötü bir şey mi derseniz, hayatımızın bütünlüğünü korumak açısından gerekli, o anda gerçekten bir tehlike bir tehdit var ise.  Bahsetmek istediğim ise korkularımızla hareket etmek, karar vermek. Bir şekilde korkularımızın hayatımızı ele geçiriyor olması.

Korktuğumuz şeyleri yaşamamak için, yaşamayı durdurabiliyoruz.

Korku, ne oluyor da hayatımızı yönetebilir hale gelebiliyor? Korktuğumuzla yüzleşemeyebiliyoruz, bir şekilde kaçıyoruz, gücü kendimize değil ona, korktuğumuz şeye veriyoruz. Bir belirsizlik var.  Korktuğumuz şey başımıza geldiğinde, o durumla baş edemeyeceğimizi düşünüyoruz. Bir şekilde kendimize de hayata da güvenmiyoruz. Başarısızlık korkusu yüzünden çok istediğimiz bir projeyi gerçekleştirme teşebbüsünde bulunmuyor, hareketsiz kalabiliyor, konuyu erteleyebiliyoruz. Huzursuzluk yaşanmaması için kendi düşüncelerimizi, hislerimizi olduğu gibi aktarmayabiliyor, incinmemek için kendimizi ilişkilere kapatmış olabiliyoruz. Yalnız kalmamak için artık anlaşamadığımız birisi ile evli kalabiliyor, kangren hale dönmüş, içinde sevgi barındırmayan ilişkimizi sürdürebiliyoruz. Başka bir iş bulamam korkumuz yüzünden yıllarca sevmediğimiz, saatlerin, yılların geçmesini beklediğimiz bir işte çalışabiliyoruz. Hastalık korkusu nedeniyle, doktora gitmediğimiz durumlar yaşayabiliyoruz.  Bir şekilde korktuğumuz şeyleri yaşamamak için, yaşamayı durdurabiliyoruz, Nietzcche’nin ifade ettiği gibi korkularımızla, yaşamaktan çok, hayatı seyretmeyi seçebiliyoruz.

Sevgi, hepimiz gerçek sevgi olduğumuzu, yaşamla var olan her şeyle bir bütün olduğumuzu zaman zaman belki de genellikle anımsamıyoruz. Hayatta zorunluluklarımız olarak algıladıklarımız, zihnimizdeki korkularımız, öğrenmişliklerimiz, kendimiz zannettiğimiz benliklerimizle yaşamımızı sürdürebiliyoruz.

Sevgi var olmanın saf mutluluğundan doğan şiirselliktir. Sevgi şarkıdır, danstır, kutlamadır: Bir minnet şarkısı, bir şükran dansı, bazen sebepsiz yere, bazen dört bir yanımızı kuşatan bu muazzam armağan için, bu bütün evren için, topraktan kutsal güce kadar her şey için bir kutlamadır.  – Osho

Sevgi’den karar vermek, hareket etmek, insanın kendi bütününde olması, kendini gerçekleştirmek için seçimlerde bulunması, bu yönde karar vermesi.  Yaşamdan korkmak yerine, korkularına rağmen cesurca yaşamayı seçmesi. Yaşamı bir tehdit olarak değil, kendini tanımak, gerçekleştirmek için bir hediye olarak görmesi. Sevgi de olmak, bir anlamda  kendine de yaşama da inanmak, güvenmek, ayrılık bilincinden uzaklaşmaktır.  Örnek olarak sevgi’den hareket eden insan, bir iş yerinde çalışma kararı alıyor ise, işi kendini gerçekleştirmek, büyütmek, geliştirmek, diğer insanlara hizmet etmek, değer katmak güdüleriyle yapar.  Yeni bir projeye girdiğinde, heyecanlıdır, kendi isteği ile hareket etmektedir, yaşamla birlikte akıyordur, orada coşku vardır.  Bir arkadaşı ile ya da dostu ile sohbet ettiğinde paylaşım vardır, anlayış vardır, samimiyet vardır.

Kararlarımızı korkudan mı sevgiden mi aldığımızı nasıl anlayacağız? Hayatımızın her anında aslında bilinçli ya da bilinçsiz olarak seçimler yapıyoruz. Akşam saatlerinde kitap okumamız ya da dizi seyretmemiz de bir seçim, bir karar. Korku’nun olduğu yerde hepimiz derecesi farklı olsa da tatmışızdır, bir huzursuzluk vardır, bir endişe, kaygı vardır. Öfke, kızgınlık gibi duygular da yakınımızdadır.  Basit bir örnek vermek gerekirse arkadaşının doğum günü partisine, sırf o arkadaş çevresinde olmak, onları kaybetmemek için gittiğinde, ne hissedersin? Bir de çok isteyerek gittiğin, orada olmaktan keyif aldığın doğum günü partisini düşün, iki ayrı doğum günü, aynı sen ve hissettiğin duygular birbirinden o kadar uzakta.

Korkudan mı sevgiden mi, hayatımızın her anında bir seçim var, yaşamayı mı seyretmeyi mi  seçiyoruz.

Sakine KAŞ

Profesyonel Koç