Kıvılcımların İnovasyona Dönüşme Süreci

Kıvılcımların İnovasyona Dönüşme Süreci

168
0
PAYLAŞ

Hayata imkânsızların olmadığı bir yer gibi bakmak nasıl olurdu ?

İlkokula giderken hepimiz sınıf öğretmenlerimizden aynı soruyu benzer şekillerde mutlaka duymuşuzdur. “Eğer dünyada daha önce düşünülmemiş bir yenilik yapacak olsanız neye benzerdi’’ diye. Herkes fikirlerini paylaştıktan sonra sınıfta bir kıkırdama olurdu. Bu kıkırdaşmalar hayal etmenin bize yaşattığı muhteşem hazdan dolayı mı yoksa “Hani olurda, o kadarı olmaz” diye, bazı fikirlerin olağanüstü olduğunu düşündüğümüzden mi olurdu tam bilemiyorum? Ama ne çok parmak kalkardı (neredeyse çarpışırdı parmaklar birbirleriyle).

Bizlerin minik kafalarında dönen kendimizce muhteşem fikirleri birileri bize sorduğu için heyecanla paylaşmak isterdik. Ben ilkokuldayken bu soruya verilen cevaplardan aklımda kalan bir cümle “Farklı bir telefon olsun, arayınca karşımızdaki kişiyi görebilelim’’ idi. Bu cümle sarf edilirken de inanılmaz bir kıkırdama vardı. Oysa o zaman yüreğimizi hızlıca çarptıran, gözümüze gerçek olamayacak kadar güzel görünen şey şuan ki yaşamımızın doğal bir parçası haline geldi.

Peki ya ilk çağlarda yaşayan insanların gökyüzünde uçan kuşları izleyip keşke insanoğlu da bir yerden bir yere uçabilme isteğini içselleştirmeye çalışsak. Bu örneklere bakarak inovasyon’un (TDK’ya göre – yenilikçilik) heyecan dolu bir tarihçesi ve hiç bitmeyecek bir geleceği olduğunu görebiliyoruz.

Peki aslında “İnovasyon’’ nedir? Nasıl beslenir? Nasıl büyütülür? Nasıl sulanır ve ürün verdirilir? Düşmanları nelerdir? Tüm bunları bilmek günümüz iş dünyası için kayda değer bir önem taşıyor.

İnovasyon dünyayı değiştirme sürecidir, dünyayı değiştirebileceğine ve daha güzel bir yere dönüştüreceğine inanan insanların kollarını sıvadığı bir alandır. Sizde benim gibi değişim belirleyicilerdenseniz bu konu tam size göre.

İnovasyon yaparken ya henüz keşfedilmemiş anlaşılır olmayan bir kavramın anlamını birden buluyor yada çözülemez gibi görünen bir problemin çözümünü yakalıyoruz (Evreka) yada var olan bir şeyi daha iyi hale getiriyoruz. Bu yeni şey bir ürün, araç veya bir metot olabiliyor.

Yaratıcılık inovasyonun olmazsa olmazlarından. Yaratıcılık bir fikiri harekete geçiriyor ve inovasyon ise bu harekete geçen fikire bir değer katıyor. Toprak fikir ise tohum yaratıcılık en nihayetinde elde ettiğimiz ürün ise inovasyon oluyor. İnovason basit bir düşünceyi alıp toplum yararına daha iyiye dönüştürmeyi amaçlıyor.

Ancak yaratıcı fikirler bir anda aklımıza gelemeyebiliyor. Zihnimiz yaratıcı fikirleri hayli zaman alan zincirleme bağlantılar kurarak inşa ediyor. Yeni kombinasyonlar kuruyor ve dönüştürüyor. Bunun içinde en yakın arkadaşımızla türk kahvesi içerken nasıl derin ve içten sohbet ediyorsak zihnimizde düşüncelerimizin birbiri ile konuşmasına izin vermemiz çok değerli.

Beklemeyi bilmemiz, biz bekleme sürecindeyken etrafımızda çakan kıvılcımları farketmemiz büyük önem taşıyor. Albert Einstein’ın gerçekleştirdiği iki inovasyonu arasında tam 10 sene geçtiğini biliyor muydunuz? Buluşlarını internetteki sözlüklerden araştırdığımzda kimse Einstein’ın iki inovasyonunun arasında 10 senelik bir ara olduğuna vurgu yapmaycaktır. Ama bekleme sürecinin ardından gelen muhteşem inovasyonları tüm insanlığı etkileyecek düzeydedir.

Bu yaşanmış hikâyeden de anlayacağımız üzere başarılı inovatör olmak için bir çok kere yere çakılmamız ve tekrar kalkıp, çakılırken öğrendiklerimiz ile yeniden ve yeniden daha iyisini yaratma sürecine hevesle devam etmemiz büyük önem taşıyor. Başarısızlık ciddi şekilde önemli! Meydan okumamız, risk almamız ve kuralları bozmamız inovasyonun can sularından. Geleceği görmemiz, yakalamamız cesaret ile harekete geçmemiz zaten yolun yarısı ediyor.

İnovatörleri bir kahraman olarak görebiliriz diye düşünüyorum. Şu anda bu yaşam standartları ile yaşıyor olamızı bu inavatör kahramanlarımıza borçluyuz. Çok yakın bir komşumuzun çamaşır makinesini bulan kişi için dua ediyor olduğunu biliyorum. Ne kadar özel bir kahramanlık ki bazen ismini bile bilmediğimiz insanların minnettarlığını barındırıyor.

Peki, bu gün biri size gelip kahramanlığı bahşetseydi, aklınızın ufuklarını genişletmenizi ve engelsizce hayal kurabileceğinizi, yeniden yaratabileceğinizi söyleseydi insanlık yararına bu dünyada ne gibi yenilikler yapmak isterdiniz ?

Aklınızın sınırlarını yeniden biçimlendirin. Etrafınızda çakan kıvılcımları görün. Endişelenmeden hatalar yaparak tekrar ve tekar deneyin. İçinizdeki zenginliğe izin verin , hem sizin hem etrafınızdaki tüm insanlar için daha iyi bir dünya yaratmak adına ortaya çıksın. Hayal etmek geleceğin önizlemesi ise; geleceğe doğru uzanın, geleceği koklayın, görün, tadın, dokunun ve bu sayede yapmak istediğiniz inovasyona bir adım daha yaklaşın. Başarılı olduğunuzda ise yarının başarısının en büyük düşmanının bugünün başarısı olduğunu hatırlayarak alçakgönüllü bir şekilde yenilikler şehrinde ilerleme devam edin.

Einstain’den bu kadar bahsetmişken Onun sözüyle bitirmemek olmaz.
“Hayal Gücü bilgiden daha önemlidir.” Etrafımızda kıvılcımlar çakarken hep bir çocuk heyecanı ile hayal etmeyi devam ettirebilmemiz ümidiyle.

Not : Bu makaleyi yazarken bana ilham veren Rovan Gibson’ın “İnovasyonun 4 Merceği” adlı kitabı için minnettarım.

Esra Miller