Kıssadan Hisse

Kıssadan Hisse

108
0
PAYLAŞ

2006 yılının sonbaharını bir tepede denizi seyrederken karşılamıştı. Gözlerine düşen iki tepe sanki onun içinde büyüyen seçim gibi yükseliyordu. Aslında hemen aşağıda ki otel kısa zamanda güzel imkânlar sağlamıştı. Ancak sancılı geçmişti. Bir yol ayrımındaydı Alice misali. Ya sorunlarla uğraşacaktı ya da kendini gerçekleştirme güdüsünü kovalayacaktı. Savaş meydanına dönen toplantı salonunda ki gergin konuşmaların içinden kulağına ilişen bir söz gelmişti aklına: ‘Bakmak ile görmek aynı değildir’.

Endişe ve korkular yok değildi. Ama biliyordu ki bugüne kadar başarının karşılığına cesaret düşmüştü. Belki de şimdi görmeye başlamıştı.

Ve rota Bodrum’dan İzmir’e çevrilmişti. Uğraşacağı krizler peşini bırakmasa da cesaretli yürüyüş, kriz yönetimini öğretmişti. Sonra birbiri ardına eğitimler, seminerler gelmiş ama bir noktada tepeye bakan gözleri ışıktan kamaşmış: ‘KOÇLUK’.

Belki de savaş meydanında artık bir kalkanı olan savaşçıydı. Üzen, ezen yöneticilerden, yönetici koçluğuna uzanan bir yol ayrımıydı hikâye.

“Kendi yolunda yanlış gitmek, başkasının yolunda doğru gitmekten iyidir.” – Dostoyevski

Bugün eğitimlerde tanıştığım katılımcıları ya da koçluk finansörlerini tanımak ve içeriğe canlılık katmak için hikâyelerini sorarak başlıyorum. İsim, soyad, unvan, çalışma yılı zaten ulaşılabilir bilgiler. Bazen de onlardan meraklılar çıkabiliyor. İşte o zaman eğitim, kariyer silsilesi yerine yukarıda ki cümleler dökülüyor ağzımdan.

Çocukluğum hep hikâye dinlemekle geçti. Bir dönem babaannemden bir dönem ise babamdan. Ama bu hikâyeler bir varmış bir yokmuş ile başlamadığı gibi onlar ermiş muradına diye de bitmiyordu. Hüseyin Amca’nın oğlunun yaşadığı motor kazasından sonra akıllandığı ve bundan sonra motor sürenlere nasihat ettiğini ya da Ayşe Teyze’nin zeytinleri kargı ile düşürmeyip hep ağacın üstüne çıktığı, bir gün düşüp kolunu kırınca bundan vazgeçtiği gibi gerçek hikâyelerdi. Hele ki babandan dinlediğin gençlik hikâyeleri en büyük süper kahramanı unutturuyordu.

Gerçeklikten başka bir şey değildi etkisi altında olduğumuz. Çocukluktan başlayan hikâye serüveni bugün iş dünyasında oldukça etkili. Etkili konuşma yapmanın belki de en pratik hali diyebiliriz. Bazılarına göre basit gibi görünse de sağladığı fayda ve kattığı hız küçümsenmeyecek derede önemlidir.

Ekmek Teknesi dizisini izlediyseniz Heredot Cevdet karakterini hemen anımsayabilirsiniz. Gün bitmiş, iş bitmiş ve tüm mahalle bir kahvede toplanmış. Ne oyun oynuyor ne başka bir şey. Mutlaka da gündemde bir sıkıntı ya da olay olurdu. Herkes o gün dinleyeceği hikâyeyi heyecanla ve merakla bekliyordu. Tıpkı uyku öncesi ebeveynini bekleyen çocuk gibi.

Koçluk eğitimleri boyunca her modül de aldığımız eğitimi perçinleyecek vaka çalışmaları da aslında hikayeleştirmenin bir parçası. Konunun hem içine girmek hem de benimseyebilmenin ne kadar hız kattığını sanırım herkes onaylayacaktır.

Günümüzde hangi iş sektörü olursa olsun motivasyon ve performans için iyi veya kötü bir takım emekler verilmektedir. Aslında bu değerleri uygulamasa bile önemini bilen birçok yönetici olduğunu görüyorum. Artık liderlik özelliklerine çalışanlarını motive edebilmekte eklendi diyebiliriz.

Geçmişte veya günümüzde hala yaşayan iş hayatının ekolü haline gelmiş lider veya patronların biyografileri, belgesellerinin ne kadar dikkat çektiğine de bakabilirsiniz. Çok uzaklaşmadan ulaşabileceğiniz en yakınınızda ki bir lidere veya iş sahibine sorabilirsiniz. Ya da internet biraz daha hızlı kaynak yaratabilir. Sanırım sizde pozitif ve heyecana tutkulu, ekibi ile güçlü iletişim kurabilme yeteneğine sahip olduklarını göreceksiniz.

Kıssadan hisse eğer bugün yaptığınız işte verimlilik, kazanç, motivasyon ve birazda keyif katmak istiyorsanız bu yöntem seçiminiz olabilir.

“Dünyada görmek istediğin değişimin bir parçası ol.”Mahatma Gandhi

Ender ERMİŞ

Yönetici Koçu