Kimliklerinizin hakkını veriyor musunuz?

Kimliklerinizin hakkını veriyor musunuz?

232
0
PAYLAŞ

Yeryüzüne geliş hikayemiz “insan kadın” olmak ile başlar.

Her şeyin öncesinde insanızdır. Nefes alan, büyüyen, gelişen, beş duyusuyla yaşayan ve bunlarla kararlar alan. Sonra elimizde olmayan şartlarla yeryüzüne kadın olarak geldiğimiz gerçeği vardır. Cinsiyetimiz yeryüzündeki varoluşumuza etki etmeye başlar. İnsanlıktan kadınlığa geçişi bekli de hiç fark etmeden gerçekleştiririz. Gerçekten de bu iki varoluş ile ilgili bizim yapacağımız hiçbir şey yoktur. Elimizden gelen de….

Kadın olarak hayatımıza devam ettiğimiz yaşam içerisinde, tam da “kendimiz olma” isteğiyle verdiğimiz kararlar diğer bir deyişle tercihlerimizle başka kimlikler ekleriz varlığımızın önüne, arkasına, yanına.

Birisinin sevgilisi olmayı tercih ederiz, sonra birisinin eşi olmayı. Tercihlerimiz bizi “Anne” kimliğimizle tanıştırır. Bunları hak ettiğimiz ölçüde başarıyor olduğumuzu düşünür, başına birde “çalışan” sıfatını ekleriz . Çalışan eş, çalışan anne gibi. Çalışmak elbette bizim tercihimiz ya da çalışmamak… Konumuz çalışıyor olmak ya da olmamak değil. Tercihlerimiz ile kazandığımız kimliklerin hakkını veriyor muyuz?

Kimliklerimizin hakkını vermek , ne demek?

Kadın kimliğimiz bizim tercihimiz değildi elbet. Ama kadın olmakla ilgili kendimizi tanımak, kişiliğimizin nasıl olduğunu objektif olarak fark edebilmek. Hiç gocunmadan ve pişmanlık duymadan olduğun haliyle, hiç kimseye kendini beğendirme zorunluluğu duymadan “ben buyum” diyebilmek.

Sevdiğin ve sevmediğin şeyleri bilmek, kendi tahammül sınırlarını belirlemek, prensiplerinin olması, kendini ilgi duyduğun alanlarda geliştirmek, ne için çalıştığını veya çalışmadığını bilmek, kendi özgür alanlarını yaratabilmek, başkasının özgür alanlarını görmek, bilmek, saygı duymak, ben kimim sorusunun cevabını bulmaya çalışmak veya bulmak, gerçek anlamda egosuz insanca kendini sevmek, diğer insanları anlamaya çalışmak, paylaşımcı olmak, yaşamında heyecan yaratabilmek, en büyük yarışını kendisiyle yapmak vs.

Mükemmel insanı anlatmaya çalışmıyorum sadece önce insan sonra da kadın olan bir canlıdan bahsediyorum. Tüm bunları yaşamına koymuş bir kadını bir eş veya anne olarak düşünmenizi istiyorum. Çünkü tüm bunları yapabilen ve varoluşuna ekleyen kadın yaptığı tercihleriyle yaşamına devam ederken kendine yeni kimlikler eklemeye devam edecek. Annelikten sonra zaman içerisinde yaşamın doğal sürecinde kayınvalide, dünür, büyükanne gibi “sözüne fikirlerine değer verilen insan” konumuna erişecek. Bilge büyük kadın olarak yaşamanın keyfini sürmek, tam da bu kimliklerde ortaya çıkmaya başlayacak.

Ve bir önceki kimliğinizin altından kalkamazsanız bir sonraki kimlikte sorunlar yaşamaya başlarsınız.

Her bir öğretim döneminden mezun olmadan diploma almak gibi bir durum.

Yetersiz gelişme, yetersiz öğrenme, yetersiz merak, yetersiz iletişim….

Sonuç olarak son derece yeterli mutsuzluk ve memnuniyetsizlik. Hayattan bezmişlik…

Şimdi kendimize soralım mı?

NASIL BİR ANNEYİM?

NASIL BİR EŞİM?

NASIL BİR KADINIM?

NASIL BİR İNSANIM?

Sevgiyle kalın

Serpil Ünal / Öğrenci, Eğitim ve Aile Koçu

 

BİR CEVAP BIRAK