Kimliğimiz, çıplaklığımızda gizli

Kimliğimiz, çıplaklığımızda gizli

192
0
PAYLAŞ

Kadın, dolmuşta bağırıyordu yanında oturan kızına ”Sen kimsin de benimle böyle konuşuyorsun?”

Katılımcı eğitmene soruyordu ”Siz kimsiniz?”

Dolmuşta, okulda, belki alışverişte, bazen siyasetçiler konuşmalarında, zaman zaman iş yerinde çoğumuz ”Sen kimsin?” diye sormuş, kimi zamanda içinden geçirmiştir öfkeyle.

Önyargılarımız çevrelemiştir her yanımızı çoğu zaman böyle durumlarda. Duygularımız öfke karmaşasında boğulmuş, o izni de aslında bizim verdiğimizi unutup gitmişizdir.

Kendine soranlar da vardır ”Ben kimim?” diye.

Bazen, mesleğimiz ya da mevkiimiz belirler kim olduğumuzu, daha doğrusu kendi kimliğimizin önüne geçer statümüz. Sonrasında öyle bir kayboluruz ki daha da sıkı sarılırız o masaya. O masa ve biz bir bütünüzdür artık. Onunla var olup onunla kaybolur gideriz.

Sen kimsin sorusuna, eğitim durumu, iş, meslek vb. belirtmeden, kalıpların dışında, nasıl cevap verebiliriz?

Kimsin sen? Kimim ben?

Hepimiz aynı ”Öz”den geliyoruz aslında.

Yaşadıklarımız ve öğrendiklerimizin toplamının duyguyla çarpımından ibaretiz.

Kimliğimiz, çıplaklığımızda gizli.

Tüm kalıpların, tüm maskelerin ardında, misyonumuzda saklı.

Vizyonumuzla anlamlı.

Kim olduğunuzu arayanlardan iseniz eğer, çıkarın tüm giysilerinizi, sıfatlarınızı. Anne, baba, eş, sevgili, çocuk, meslek, kariyer, mal-mülk, ne varsa atın!

Bir süreliğine yok sayın hepsini!

Geriye ne kaldı?

Özünüze ulaşabildiniz mi?

Neyi bırakamazsınız?

Ne olmazsa sen, sen olmazsın?

Ne yaparken kedini en zirvede hissediyorsun?

Hiç bir karşılığı olmasa da, bir an dahi olsa, neyin içinde olmaktan mutluluk duyuyorsun?

İşte o, sensin.

Sen, onunla varsın.

Hepimizin günlük rutininde yapmak zorunda olduğu görevler, sorumluluklar var.

Aynı zamanda da hepimizin dünyaya gelişinde bir anlam, bir görev var. Evrene, dünyaya, bütüne hizmet etmesi gereken…

Sen de bunu hissedenlerden isen eğer, ” Öz”ünü bulmalısın.

İşte asıl kimliğin ”O”.

Sonrasında ise ”O”nu, yaşamınla harmanlamak kalıyor.

Hepimizin yaşamla beraber oluşan sığınakları, kabukları var. Görmeye, hissetmeye, hayallere ulaşmaya engel kabuklar, soyulmaya hazır bekleyen kabuklar…

En derinde, tenine yapışanlar var, işte onlar soyulurken canın yanacak, direneceksin.

İşte o zaman çıkacaksın ortaya.

İnci tanesi gibi kabuğunuzdan sıyrılıp çıkmaya hazır mısınız?

Gülşen Usta

BİR CEVAP BIRAK