“Kendini Tanı” – Socrates

“Kendini Tanı” – Socrates

322
0
PAYLAŞ

Yaklaşık 2500 yıl önce Atina sokaklarında Sokrates’in günümüze kadar gelmiş en ünlü öğüdü olan ve Delphi tapınağının girişine asılan o iki kelime, insanoğlunun hala en zor ödevlerinden biri; Kendini Tanı.

İnsan beyni dış dünyayı algılamaya programlıdır. Bu nedenle kendimize değil dışa dönük oluşumuz bu yapının doğal bir sonucudur. Dış dünyayı algılama eğilimimiz, en ilkel dürtümüz olan hayatta kalma ihtiyacımıza hizmet etmektedir. Dış dünyada olup bitenlerin bizim için oluşturabileceği tehditler beynimiz tarafından sürekli değerlendirilir. İşte tam da bu nedenle kendimiz dışındaki insanlar için daha kolay fikir ve yargı sahibi oluruz. Çünkü çevremizdeki insanların değerleri, beklentileri ve potansiyel tercihleri hakkında beynimzde güçlü inançlarımız vardır.

Çevremizdeki insanlarla ilgili fikir ve yargılarımız ne kadar güçlüyse, söz konusu kendimiz olduğunda duraksamalarımız da o kadar fazladır. Gündelik hayatımızda çok defa ne yapacağımıza karar veremediğimiz irili ufaklı sorularla karşılaşırız. Bunların bir kısmını zamanla çözer, bir kısmını yok sayar, bir kısmına ise haftalarca, aylarca hatta bazen yıllarca cevap ararız. Peki ne oluyor da içinden çıkamadığımız bir durum arkadaşımızın başına geldiğinde tavsiye vermekte usta oluyoruz da, kendi başımıza geldiğinde içinden çıkamıyoruz?

İşte bunun cevabı 2500 yıllık öğütte yatıyor; Kendini Tanı. İçinden çıkamadığımız soru ve sorunlarımızın olmasının tek nedeni ne istediğimizi bilmemekten, yani kendimizi yeterince tanımamaktan kaynaklanıyor. Çünkü kendini tanımak, ne istediğini keşfetmek, tabiri caizse içindeki seni tüm detayları ile bir aynada görüp öğrenmek hiç de kolay değildir. İçindeki senin gerçekten ne istediğini öğrenebilmek için kendine sorular sorman, alacağın yanıtlarda gizli detayları yakalaman ve sonra kendine yeni sorular sorman gerekir. Kişinin kendi kendine bu disiplinle yaklaşması ise neredeyse imkansızdır.

İşte bu noktada koç devreye girer. Kendimizi tanımamız, içinden çıkamadığımız konularda gerçekten ne hissettiğimizi bulmamız için bize yol arkadaşı olur. Kafamızda sürekli dönüp duran o cevaplanamamış sorulardan, verilememiş kararlardan ve alınamamış aksiyonlardan kurtulmamız için kendi potansiyelimizi, beklenti ve arzularımızı bize sesli ifade ettirecek soruları sorar. Kendimizle ilgili farkındalığımız bu sorularla bazen öylesine artar ki, loş ışıkta el yordamı ile yürümeye çalıştığımız o yola güneş doğmuş gibi hissederiz.

2500 yıl önce Kendini Tanı diyen Sokrates, Atina’nın toplanma mekanlarında gezinerek, her meslekten insana işlerine ve fikirlerine dair sorular sorardı. Bunu yapmaktaki amacını ise insanların kendi yaşamlarını sorgulamalarına ve kendilerini tanımalarına yardımcı olmak olarak açıklardı. Aslında bugün koçluk mesleğinin yaptığını belki de ilk yapan Sokrates olmuştu.

Tercihler, memnuniyetsizlikler ve kaygılar hayatımızın bir parçası. Ne yapacağımızı bilememek ayıp ya da yetersizlik değil. Kendimizi daha detaylı tanımaya ihtiyacımız olduğunun bir göstergesi sadece. İnsanlık var oldukça bu ihtiyaç da var olmaya devam edecek. İşte bu yüzden yaradılışımızın bu yanını da kabullenip, bize bu yolculukta eşlik edebilecek yetkinliklerle donatılmış olan koçlarla bir araya gelmeyi hayatımızın bir rutini haline getirmeliyiz.

Emrah SOĞANCI