KENDİNİ GÖRÜYOR MUSUN ?

KENDİNİ GÖRÜYOR MUSUN ?

48
0
PAYLAŞ

Özgür Yazarlar (Freedom Writer) filminde öğretmen, kendi yaptığı ödeve F veren öğrencisine yaptığı konuşma ;

“Mazeret istemiyorum. Neye karşı olduğunu biliyorum. Hepimizin karşı olduğu şeyler var. Aklını toplasan iyi olur. Gözlerimin içine bakarak hak ettiğinin bu olduğunu söyleyecek cesareti bulana kadar senin düşmene izin vermeyeceğim. Bunun anlamı, her gece evine gelip sen çalışmanı bitirene kadar orada beklemek olsa bile. Senin “kim” olduğunu görebiliyorum. Beni anlıyor musun? Sen bir hata değilsin.

Bu konuşmada aklıma gelen soru, hayatını kendini düşündüğünde insanlar kendilerine kaç not veriyorlar, bu notu neye göre veriyorlar, kim olduklarını düşünüyorlar, gerçekten kendilerini görebiliyorlar mı? Bu sorularla birlikte kendimi görme, kendimi sevme konusunda yaşadığım bir anlamda zorlayıcı bir anlamda dönüştürücü deneyimim aklıma geldi.

Her birimiz başkaları tarafından sevilmek, sayılmak, varlığımızı kabul ettirmek, onaylanmak isteriz. Gittiğim bir eğitimde öğretmenimiz, bize ödev olarak her gün kendini ya da bir başkasını günde en az dört kez takdir edeceksiniz demişti. Bu ödev üzerinden yaklaşık bir ay geçmişti ki, gittiğim cafelerde çalışan personele hizmetinden, üründen memnuniyetimi, gözlerinin içine bakarak hiç sektirmeksizin dile getiriyor, arkadaşlarımla buluşmalarımızda samimi paylaşımları, destekleri için içten teşekkür ediyor, annemin yemeklerini muhteşem buluyor, masmavi gökyüzünü kutsuyor, güneşin doğuşundaki ve batışındaki muhteşem renk cümbüşüne şahitlik ettiğim için şükrediyordum. Artık günlük yaşamımda insanların, doğanın, yaşamın muhteşemliğini, güzelliklerini gün geçtikçe daha fazla görebiliyor, onurlandırabiliyorken sıra bana geldiğinde kendimi takdir etmek konusunu es geçmeye devam ediyordum.

 Ne demekti kendini takdir etmek, ne yaparsam kendimi takdir etmeliydim, insan kendini takdir eder mi…? Bu alıştığım, bildiğim bir şey değildi. Bildiğim şey, takdir başkaları tarafından verilirdi, insanın kendisini takdir etmesi tam anlamıyla tuhaftı, saçmalıktı. Evet, birçoğumuz annemizden, babamızdan, eşimizden, sevgilimizden, çocuğumuzdan, yöneticimizden, öğretmenimizden, öğrencimizden, müşterimizden takdir bekleriz. Düşünceli özenli davranışımız için, vermiş olduğumuz hizmet için, çalışkanlığımız için, aldığımız hediye için, güzel yaptığımız yemek için, başarılı olduğumuz bir proje için, işimize gösterdiğimiz özen için, güzelliğimiz için…bizi görmelerini isteriz. Bazen bu isteğimiz gerçekleşir, bazen ise gerçekleşmez, ama dışarıdan beklemeye devam ederiz.

Kendimi takdir etme konusundaki istikrarım neticesinde, katıldığım eğitimde bir süre sonra tahtaya  kendimi sevme konusunda zorlananlarda en başta yazılmayı başardım. Kendini takdir etmek benim alışkanlığım değildi, daha doğrusu bilmiyordum, yakın çevremde tanık olmamıştım ya da farkında değildim. Ancak, hocamın kendini takdir etmeyi kendini sevme ile ilişkilendirmesi benim için oldukça çarpıcıydı, beklenmedikti. Ne demek istiyordu hocam, bu tanımlama fazla olmamış mıydı? Diğer yandan zihnimde:  

başkalarının beni görmesini beklerken, ben kendimi görüyor muyum,

başkalarının beni sevmesini beklerken ben kendimi seviyor muyum,

başkalarının beni onaylamasını beklerken ben kendimi onaylıyor muyum,

ben kendime iyi davranıyor muyum,

gerçekten ben kendimden ne bekliyordum,

ne olursa kendimi takdir edebilirdim,

ne olursa kendimi onurlandırabilirdim? gibi sorular birbiri ardına durmaksızın geliyordu.

Ne demekti takdir? Takdirin kelime anlamı, çalışmayı, bir işi, bir davranışı beğendiğinde bunu açıkça belirtme, bir kimseye değer verme, bir şeyin, bir kimsenin değerini, önemini anlama. Başka bir ifadeyle olandaki güzelliği, değeri, emeği hazineyi görme. Evet, ben kendimi ne olursa takdir edecektim, ne olması gerekiyordu? Bu bir anlamda kendini sevme ise, kendimi sevmem için ne olması gerekiyordu?

Sorularımda görülen o ki , mutlaka bir şey yapmam bir şey olmam gerektiği vardı zihnimde. Kendimle başkaları ile hayat ile bir yarış hali vardı. Mevcut halimle, var olduğum halimde, zihnim kendimi takdir etmemi ön görmüyordu. Alıştırmalara başladım, planladığım bir işi yaptığımda kendimi takdir ettim, arkadaşlarımla samimi bir sohbet yaptığımda kendimi takdir ettim, kendime özenli bir yemek hazırladığımda kendimi takdir ettim, sabah kalktığımda aynanın karşısında gülen gözlerimi gördüğümde kendimi takdir ettim, herhangi bir yerde karşımdaki insanı gerçekten görmeyi seçtiğimde gözlerinin içine baktığımda takdir ettim……Artık kendimi takdir etmek hayatımın bir parçası olmuştu, çok büyük bir şey yapmama gerek yoktu, olduğum halimdeki güzelliği görmeye başlamıştım,  bu bir alışkanlık olmaya başlamıştı. Zamanla kendimdeki çevremdeki yaşamdaki güzellikleri görmek, takdir etmek için çaba sarfetmeme gerek kalmamıştı. Artık kendimi görmeye başlamıştım, yaptıklarımın ya da yapmadıklarımın daha farkındaydım. Artık hocamın dediği gibi, her gece yatarken biliyordum ki o gün elimden gelenin en iyisini yapmıştım, yarın daha iyisini olanla yaşamla artık daha uyum içindeydim.

Kendimi takdir etmek, kendimdeki güzelliği görmeyi seçmek, kendimle ilişkimi bambaşka boyuta getirdi. Zihnimizin yapısı gereği kendimize de olaylara da eleştirel gözle bakarız. Bu alışkanlıkla birlikte  kendime yakınlaştım, kendimi tanıdım, kendimle uzlaşmaya başladım, başkaları beni görsün derken kendimi görmeye başladım.  Bir insanın kendini görmesi, olan haliyle barış olmasının muhteşem hissini yaşamaya başladım, halen de bu yolda öğrenmeye devam ediyorum. En azından başkalarının seni görmesini beklerken artık sen kendini görmeye, kendi değerinin kendi güzelliğinin farkına varmaya çalışıyorsun. Takdir etmek, bir anlamda kendindeki yaşamdaki başka insanlardaki eşsizliği, hazineyi görmeyi seçmek, yaşama bambaşka gözle, sevgiyle bakmak anlamına geliyor.

Her birimizin gözlerinde o sevgiyi görmek dileğiyle …

Sevgiler

Sakine KAŞ

Profesyonel Koç