Kendinden Kaçamazsın

Kendinden Kaçamazsın

188
0
PAYLAŞ

“Bir kişi kendinden başka herkesten kaçabilir…”

Stefan Zweig’ın Amok Koşucusu adlı kitabının arka kapağında tek başına bu cümle bulunur. Eğer bu cümleyle merakını ve ilgini uyandırmaya yettiyse yazının geri kalanını kitabı okuduktan sonra okumanı tavsiye ederim çünkü kitaba dair bilgiler içeren bir yazı olacak.

Amok Koşucusu Malezyalılara özgü bir nevi sarhoşluk hali olarak tasvir edilir kitapta. Fakat bu sarhoşluğu alkole bağlı bir gevşeme, kontrolün yitirilmesi hali olarak düşünmemek lazım. Şöyle tanımlıyor Zweig;

“Ölümcül, manasız bir saplantının, alkol zehirlenmesiyle mukayese edilemeyecek bir ölçüde krize dönüşmesi hali.”

Yani birey bu tanımda tasvir edilen ruh haline ulaştığında etrafındaki hiçbir şeyi fark etmeden, ağzından köpükler saçarak, delirmiş gibi çılgın bir halde koşmaya başlar. Yoluna çıkan her şeye saldırır, bilinçli bir karar sürecinden geçirmeden her şeye zarar verir. Ta ki biri onu şiddet kullanarak durdurana veya kendi enerjisini tüketip köpükler saçarak yere yıkılana kadar.

Fakat asıl soru Amok Koşucusu’nun ne anlama geldiğinden ziyade bir kişinin neden Amok haline dönüştüğüdür. Kitabın ana karakteri olan doktor da belki ağzından köpükler saçarak fiziki bir koşuya başlamamıştı ama ruhsal olarak o koşuya verdiği bir karar ve kararın peşinden gelen kırılmayla başlamıştı.

Bu yazının amacı ne kitabın tahlinini yapmak ne de edebi bir tartışma yürütmektir. Benim daha ziyade ilgimi çeken arka kapaktaki son cümle. Doktoru derin bir nevrotik sarmala sürükleyen ve bir Amok Koşucusuna çeviren kırılma noktası kendisine ihtiyaç duyan ve yardım dilemeye gelen bir kadının zor durumundan faydalanmak istemesi ve kadının da buna doktoru çılgına çevirecek bir metanetle karşı durması oluyor. Sonunda birini eceliyle(!) ölmeye diğerini ise intihara sürükleyen kırılım. Biri değerlerini ölümü pahasına korurken diğeri kendi değerine ihanet etti ve sonunda bir Amok’a dönüştü. Değerine ihanet ettiğini nasıl mı anlıyorum? Şu sözler doktorun ta kendisine ait:

“Bana ihtiyaç duyulması, kendime de yardım edebilmemin bir yoluydu.”

Bu noktadan sonra da ihanetinin sonuçlarını düzeltebilmek adına bir saplantıya girdi. Ne işleri daha iyi hale getirebildi ne de kendisine yardım edebildi. Kendinden kaçamadığı hikayesinin sonu ise malum…

Tabii ki tüm değer çatışmaları tabiri caizse kişiyi Amok olmaya sürüklemeyecek ama koçlukta kişinin değerlerine neden bu kadar önem verildiği bu küçük romanda bile kolaylıkla görülebiliyor. Birey, biraz iddialı bir ifade de olsa, değerlerinden ibarettir diyebiliriz. Belki bu ifadeyi değerlerinin hayatındaki dinamikleriyle uyumu olarak açmak daha anlaşılır olacaktır.

Yardımseverliği ilk 3 değerinden biri olarak kabul eden kişi meslek olarak ne ile meşgul? İçinde bulunduğu insan ilişkileri bu değerini yaşatmasına ne kadar izin veriyor? Daha da önemlisi kişi bunun ne kadar farkında ve değiştirmek için ne yapıyor? Zweig’in doktoru gibi Asya’nın bir köşesinde inzivaya çekilmiş, yardım etmeyi geçtim doğru dürüst insanlarla iletişime bile geçmeden günlerini doldurup kendinden yardım dilenmeye gelmiş bir kişiyi elinin tersiyle itiyor mu? Kendine değer olarak huzuru seçmiş bir kişi stres altında çalıştığı bir firmada kariyer hırsıyla amok koşusuna mı çıkmış? Bireyselliği en tepeye koymuş bir kişi yıllardır istediği bir terfiyi almış ve ekip yöneticisi olmuşken neden bu kadar mutsuz olduğunu mu bulmaya çalışıyor?

Bu tip soruların ve tezatlıkların cevabı değerlerimizde yatabiliyor. Fark ettikten sonra cevaplar da çözümler de daha kolay bir şekilde gelse de zor olan bu farkındalık noktasına adım atabilmek. Şimdi sen de önüne bir kağıt kalem alıp, seni sen yapan 5 tane değerini hepsini ayrı ayrı kağıtlara kocaman harflerle yaz. Sonra da hayatının dinamikleri, içinde bulunduğun ilişkiler, beklentilerin ve hedeflerin bu değerlerini nasıl etkiliyor tahlil et. Bakalım neler çıkacak?

Son kelam olarak başladığımız cümleyle bitirelim. Sonunda kaçamayacağın tek kişi kendin de olsan, sana yardım etmeye hazır ilk kişi de yine o olacak.

Oğuz GENCER

BİR CEVAP BIRAK