KENDİMİZE KOYDUĞUMUZ ENGELLER

KENDİMİZE KOYDUĞUMUZ ENGELLER

163
0
PAYLAŞ

İnsan, sınırsız bir hayal gücüne ve bunları gerçekleştirebilecek muazzam bir potansiyele sahiptir. Ne var ki zaman içinde oluşturduğu inanç kalıpları, kaygıları ve çevresinin ona öğrettiği ezberlerle bu potansiyelinin büyük bölümünü kullanamaz ve daha da kötüsü farkına bile varamaz hale gelir. İnsanın potansiyeli ile kendisi arasına koyduğu her duvar bir ‘engel’dir. Tim Gallwey bunu “potansiyel eksi engel = performans” formülüyle açıklar.

Tıpkı bir balonun havalanmasını engelleyen kayalara bağlı ipleri kesmek gibi, engellerimizi fark edip ortadan kaldırdığımızda her şey kendiliğinden yoluna girer. Kendimize koyduğumuz en yaygın engeller ise şunlardır:

  1. NET BİR VİZYONUMUZUN OLMAMASI

Genellikle istediğimiz şeyleri kafamızda net bir resim, somut bir hedef ve açık bir amaç haline getiremeyiz. Biri bize hayallerimiz hakkında birkaç detaylı soru sorduğunda isteğimizin netliği ve sınırları hakkında şüpheye düşmeye başlarız. Oysa gideceği limanı bilmeyen yelkenliye hiçbir rüzgar yardım edemez. Bu nedenle isteğimizi netleştirmeli, tüm ayrıntılarıyla karşımızda görür gibi somutlaştırmalıyız.

  1. ZAMANI YÖNETEMEME

Aslında istediğimiz birçok şeyi genelde “zamanımız olmadığı için” erteleriz. Yıllardır gitmek istediğimiz bir kurs vardır ama işten zaman bulamayız. Düşüncesi bile bizi heyecanlandıran hobimize başlamayı hep önümüzdeki aya bırakırız. Kitap okumaya bile zaman bulamayız. Oysa her şey bir önceliklendirme ve planlı olma meselesidir. Haftalık, aylık ve yıllık planlar birçok şey için yeterli zamanımız olduğunu görmemizi sağlayacaktır. Amaçlarımıza ulaşınca elde edeceğimiz faydaları kendimize hatırlatmamız da bizi motive edecektir.

  1. SÖMÜRÜLMEK

Bazen çevremizde enerjimizi tüketen insanlara fazlaca yer veririz. Bunlar arkadaşlarımız, iş arkadaşlarımız, akrabalarımız hatta eşlerimiz olabilir. Değişimimizi önlemek için sürekli mazeretler, nedenler bulan bu kişiler adeta içimizdeki coşkuyu emer. Bu tür kişileri fark etmek, onlarla geçireceğimiz zamanı kısıtlayıp iletişimimiz için en uygun formatı bulmak gerekir. Bizi engellemek yerine destekleyecek yeni arkadaşlar edinmek, özellikle vizyonu geniş, enerjisi yüksek, pozitif kişilere yaşamımızda daha fazla yer vermek iyi olacaktır.

  1. KENDİNE DEĞER VERMEMEK

Kendini başkaları için yaşar hale getirip benliğini yok saymak veya en sona atmak bizi hayat mağduru yapar. Oysa, hayatımızı adadığınız kişilerin mutluluğu için önce bizim sağlıklı, güçlü ve mutlu olmamız gerekir. Oksijen maskesini önce kendimize sonra çocuğa takmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu yüzden başkaları için yaşamaya değil, kendimizi de içine katacağımız ortak hedefler geliştirmeye çabalamalıyız.

  1. YAŞ MAZERETİ

Bazen bir şeyi yapmayı çok isteriz ama “Bu yaşta da yapılmaz ki” diye kendimizi engelleriz. Başlamak için çok yaşlı (veya çok genç) olduğumuzu düşünmek içimizdeki hevesi söndürmeye yeter. Oysa ünlü ressam Vincent van Gogh 27 yaşına kadar eline fırça almamış, Leonard Cohen kendisini ünlü yapan müzik albümünü 40 yaşında çıkarmıştır. Yaş, bazı işlerde bize avantaj ya da dezavantaj sağlayabilir, hepsi o kadar.

  1. MALİ PROBLEMLER

İstediğimiz birçok şeyde olduğu gibi kendimizi dönüştürmek adına atmayı planladığımız adımlarda da yüksek maliyetler bize engel olabilir. Bu durumda “para yok ki” diye kestirip atmak yerine hem maliyeti azaltma seçeneklerini araştırmalı hem de kendi finansal durumumuzu iyileştirmeye çalışmalıyız. Gelir-masraf dengesini önyargısız biçimde tespit etmek, mali danışmanlık desteği almak ve kendi çözümlerimizi hayata geçirmek mantıklı olacaktır.

  1. “BİR GÜN PİYANGO BANA ÇIKACAK”

Birçok hayalimizi ve idealimizi hep o güne erteleriz: “Bir gün büyük ikramiye bana çıkacak, işte o zaman…” Kaderimizi, çıkma ihtimali 10 milyonda 1 olan piyangolara bağlamamız ve nihai özgürlüğümüzden feragat etmemiz kabul edilemez. Tam şu an, o hayalimize ulaşmak için ne yapacağımızı bulmalı, bir seferde ulaşmayı ummak yerine küçük adımlarla ama uzun vadeli bir plan oluşturmayı denemeliyiz.

  1. KOŞU BANDINDA YÜRÜMEK

Kendimizi köşeye sıkışmış hissettiğimiz zamanlardan biri de yaptığımız işi sıkıcı, hayatımızı monoton bulup bir çıkış yolu da göremediğimiz anlardır. Ayakta kalmak için çok fazla enerji harcarız ama mutluluğa giden yolda ilerlemeyip yerimizde saydığımızı fark ederiz. Tıpkı bir koşu bandındaymışız gibi… Bu durumda hayatımızda hiçbir kısıtlama olmasaydı yapacağımız işlerin bir listesini çıkarmak ve o işlerin hangi değerimizi onore edeceği için istediğimizi bulup karşısına yazmak farkındalığımızı arttıracaktır. O değeri somut olarak fark edip, onu besleyecek ve bizim yapmamızın mümkün olacağı uğraş ve hobiler edinmek hayatımızı daha anlamlı hale getirecektir.

  1. MÜKEMMELLİK TAKINTISI

Yapacağımız işe mükemmellik koşulunu koymak, çoğunlukla o işe başlayamama engelini de beraberinde getirir. Örneğin kusursuzluğu arayan bir yazar birinci sahnenin çeşitli sürümlerini yazmaktan oyunun gerisini yazamaz. Süreçten keyif almak yerine sürekli sonuçları düşünmek bizi bir yere götürmez. Hata yapmaktan korkmamak daha esnek, daha özgür ve daha akıcı olmamızı sağlayacaktır. Bir konuda bizden daha başarılı olanlar muhtemelen o konuda bizden daha fazla hata yapmış olanlardır. Birçoğumuz başarısızlıktan korkar ve önümüze ne konmuşsa, zaten neyi iyi yapıyorsak onu yapmaya devam ederiz. Ancak gerçekten başarısız olmayı göze alabildiğimiz konularda gerçekten başarılı oluruz.

Umut Esen
Profesyonel Koç & Eğitimci

BİR CEVAP BIRAK