Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez

Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez

128
0
PAYLAŞ

İlkokul yıllarımda Türkçe dersi ile deyimler ve atasözleri ile tanıştım. Hala kitaplığımda saklarım sözlüklerimi. Deyim ile atasözü arasında ki farkı anlamak içinde epey çalışmışımdır. Zaman geçtikçe ezberlerimiz artıyor ve anlamlarını merakla araştırıyorduk. Bulduğumuz bilgiler sonrasında insanlığı ve yaşamı nasıl çözdüklerine görmek heyecan vericiydi.

Damlaya damlaya göl olur. Demir tavında dövülür. Eğri otur, doğru konuş. Ev alma, komşu al. Gülü seven dikenine katlanır.

Sizlerde o günlerinizi hatırlayabildiniz mi?
Ancak bu yazıda bir tanesini atalarımızın affına sığınarak değiştiriyorum. Belki onlar zaman olarak gözlemlerini ve deneyimlerini eklediklerin de söz öyle olabilir ama günümüzde değişen her şey gibi bu sözde biraz esneyebilir diye düşünüyorum. En azından kendi adıma bende deyimimi eklediğimde …

Terzi kendi söküğünü de diker…

Başkalarına bilgisi ve tecrübesi ile yardım ederken fayda sağlayabilen bir insan neden kendine bunu sağlayamasın değil mi?

Üç hafta görev gereği uzaklardaydım. Bu görevin anlamını ve gerekliliğini düşünmek belirli bir süre sonra ihtiyaç duyduğum motivasyonu sağlamaz oldu. Çünkü gün geçtikçe farklı şeylerle karşılaşıyor ve üzülüyordum. Bu duygulara girme sebebim ise aslında neden böyle, neden şöyleden yana iletişime dayalı problemlerdi. Ya da ben öyle olduğunu düşünüyordum.

21 gün kuralını sanırım çoğunuz duymuştur. Yenilik adına bir şeyler olduğunda her yerde karşılaşılan uygulama. Tabi ki birçok bilimsel çalışma neticesinde beynin bu sürede ihtiyaçları karşıladığı ölçülmüş. Ama benim çok tercih ettiğim bir kural değil.

Sonuçlar her zaman istediğimiz gibi olmayabiliyor. Elde edilen sonuç belki de bizler için o an ki ihtiyaca denk geliyor. Tabi ki bunu görmek ve anlamak önemli. İşte hiçbir kural veya teorem tek başına bu noktada yeterli olmayabiliyor.

Bunun yerine ben kendi kendine koçluğu tercih ettim. İki yılı aşkın zamandır bireysel ve takım koçluğu çalışmalarımın geri bildirimlerini düşündüm. Şimdi farklı bir deneyim zamanıydı. Her hafta diktiğim kumaşlar yoktu ama kendime güzel bir elbise dikmem gerekiyordu. Neden olmasın ki dedim. Ve içinde bulunduğum duygu selinde koçluk bana çok iyi geldi.

Koçluk yetkinliklerini ilk defa bu kadar yüksek dozda kendime aktardım. Ve o zaman rahatlamanın keyfi ile motivasyonumu düşüren olay ve anların arkasına erişebildim. Aslında her şey olması gerektiği gibi ya da herkesin bir rol model seçerek arkasına sığındığını ve bundan beslendiğini görebildim. Diğer türlü eleştiri ve yargı üreten bir zihin çepeçevre beni sarıp esir alıyordu. Beni etkisi altına alan gördüğüm ve duyduklarımın değil, içinden bir parça kendimin olduğunu görebildim. NLP ile çıktığım yolculukları da koçluğum ile buluşturduğumda artık su gibi akıyordu zaman ve bu arındığım hal etrafıma bulaşmakta çok hızlıydı.

Koçluk yüzleşme olduğu kadar da arınma sürecidir. İhtiyaçlarını ve sorunlarını cesaretle yalın bir şekilde döktüğünde çözüm o kadar uzak değil. Eğer siz hala koçluğu deneyimlemediyseniz bir an önce bu konuda bir koç edinmeniz sizlere sunduğum tarifi daha iyi aktaracaktır.

Başarı, kolay elde edilen bir olgu değil. Sabır, azim ve zaman üçlüsü ile hareket ederek kazanılan bir duygudur.

Şimdi eğer izin verirsen düşünmeni istiyorum.

Bu aralar sen ne ile boğuşuyor, sıkılıyor veya neyi başarmak istiyorsun?

“Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur: Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez.” Johann Heinrich Pestalozzi

Ender ERMİŞ
Yönetici Koçu

BİR CEVAP BIRAK