Çocuklarınızın (Ve Tabii Sizlerin de) Seveceği Bir Okulu Nasıl Bulursunuz?

Çocuklarınızın (Ve Tabii Sizlerin de) Seveceği Bir Okulu Nasıl Bulursunuz?

331
0
PAYLAŞ

“Yaratıcılık bugün eğitimde okuryazarlık kadar önemli bir hale geldi ve bu konuya da artık eşit derecede değer vermemiz gerekiyor.” Bu ifade, Sir Ken Robinson’ın – 50 milyon kezden fazla izleme ile – en popüler TED konuşmalarından biri olan 2006 tarihli, okullar üzerine yeniden düşünmeyi ele aldığı konuşmasındaki çok sayıdaki değerlendirmeden bir tanesi. Yazar, uzman ve eski bir eğitim profesörü olan Robinson; geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, bir çok şeyin yanı sıra örneğin dansın matematikten daha önemli olabileceğini de öne sürdü (Tabii bunların ikisinin de önemli olduğunu kabul ederek). Aynı zamanda bizim bugünkü – robotikleştirilmiş, biçimlendirilmiş ve sanayileşmiş – eğitim sistemimizin daha çok bir fast food zincirine benzediğini de.

Ken Robinson, You, Your Child, and School (Siz, Çocuğunuz ve Okul) adlı yeni kitabında bir okulun nasıl olması gerektiği konusundaki görüşleriyle ailelerin eğitimde aramaları gereken belli başlı şeylere tercüman oluyor. İşte Ken Robinson ile yeni kitabı hakkında yapılan bir röportajdan kısa bir derleme:

Bir ebeveyn olarak bir okulu ziyaret ettiğinizde, “Okullar nasıl daha yaratıcı olmalılar?” gibi felsefi fikirler ile bir okul ziyaretini birbirleriyle ilişkilendirmek güç olabiliyor. Aileler yeni bir okula gittiklerinde nelere dikkat etmeliler?

İyi bir okulun başarılı sınav sonuçları ve üniversiteye yerleştirme oranındaki yüksek skorlardan ibaret olduğuna inanma konusunda kendimizi yoğun bir baskı altında hissederiz, fakat eğitim bu saydıklarımızdan çok daha fazlasıdır.

Bakılacak ilk şey müfredattaki denge olmalı. Bu özetle çocuklarımızın ne öğrenmesini ve nasıl öğrenmesini istediğimizin yanıtıdır. Okul müfredatında gerçek bir denge ve dinamizm olduğundan emin olmalısınız. Sınavlar; anlaşılabilecek nedenlerden ötürü okulları, işlevsel bir değerlendirmeye tabi tutulacakları alanlara odaklanmaya yöneltiyor. Bu yüzden de birçok alanda müfredatta bir daralmaya gidiliyor. Güzel sanatlar programlarında, pratik mesleki programlarda ve hatta teneffüslerde kısıtlamalara şahit oluyoruz çünkü bunlar sınavlara tabi değiller. Esas odak noktasıysa STEM – bilim teknoloji mühendislik ve matematik. Çünkü bunlar çok önemli. Fakat sanat, sosyal bilimler, beden eğitimi de en az onlar kadar önemli. Bu nedenle ilk dikkat edilecek konu budur. Ben sürekli ebeveynleri okul müfredatına bakmaları yönünde teşvik ediyorum.

Aynı zamanda öğretimin niteliğini de araştırın, bu da bir sonraki adımdır. Değerlendirme önemlidir, eğitimin hayati bir parçasını oluşturur ve sınavlar da bu konuda yapıcı ve önemli roller üstlenebilir. Önemli olan dengedir. Önemli olan değerlendirmenin ne amaçla yapıldığıdır. Ve ideal olanı, değerlendirmenin çocukların gelişimi ve başarısı konusunda destekleyici, teşvik edici ve bilgilendirici olmasıdır.

Ve diğer bir konu da okulun fiziksel ortamıdır. Duvarlarda neler olduğuna bakın. Duvarlarda çocukların yaptığı çalışmalar var mı? Sergileri? Bu da genel okul kültürüyle ilgili fikir verir. Yani, okul hangi değerleri öne çıkarıyor ve ebeveynlerle ve daha geniş topluluklarla ne ölçüde yakın çalışıyor? Bunların bir okulun sağlığı ve yaşamsallığı açısından makul değerlendirme kriterleri olduğunu düşünüyorum.

Bir okulun kültürünü incelerken, konuşmalarınızın ve kitaplarınızın arasında sürekli kendini gösteren iki tema bulunuyor. 1: Hatalardan korkmamak 2: Kendi tutkunuzu keşfetmek için sürekli deneyimlemek, oyun oynamak ve yeni şeyler denemek.

Deneme yanılma, hata yapma, anlamama… Bunlar öğrenmenin ve yaşamın doğal birer parçasıdır. Ve kanımca sınav baskısı ve belli öğretim kalıpları çocukları hata yapmaktan korkar hale getirerek feci bir trajediye yol açıyor. Düşük bir not aldıklarında ya da sınıf arkadaşları önünde bir hata yaptıklarında utanıyorlar. Böyle olduğu için de kendilerinin aptal ya da ahmak olduğunu düşünmeye başlıyorlar. Ve bu uzun süre yük olarak taşıyacakları bir şeye dönüşebiliyor.

Hepimiz, genetik miraslarımızın ve yaradılışlarımızın teşvik ettiği tecrübelerimizin eşsiz birer alaşımıyız. Ve ebeveynlere düşen görev ise bu çeşitliliği anlamak, bundan korkmamak ve ellerinden geldiği kadarıyla bu farklılık için mücadele etmek ve imkan sağlamaktır. Okullarımızın yapmasını cesaretlendirdiğim bir konu da bu.

Yapılması gereken şey aslında apaçık duruyor; insan hayatı, aynı bizi çepeçevre saran doğal hayat kadar çeşitliliği ve birbirinden farklılığı içeriyor. Ve eğer çocuklarımızı onları ölçecek tek bir metodu olan bir eğitim biçimiyle homojenleştirmeye çalışırsak, kaçınılmaz olarak çoğunun yeteneklerini marjinal bir şey olarak bırakacağız.

Çocuğunuzu daha fazla anlamaya başladıkça, neye ihtiyaçları olduğunu daha iyi görebilecek ve bunları gittiğiniz okullarda aramaya başlayacaksınız.

Bu gerçekten de böyle. Ve ebeveynler açısından çocuklarıyla kurdukları ilişkiden daha önemli hiç bir şey yoktur; bunun tam tersi de geçerlidir. Okul bu bağın kapsamını geliştirebilecek ya da tam tersine araya girebilecek önemli bir etmendir. Ve bana göre, aileler daha fazla bilgi sahibi oldukça, teşvik edildikçe, farklı tercih ve seçeneklerin mevcudiyeti konusunda fikir sahibi oldukça ve çocuklarının okulda, okula giderken veya okuldan dönerken neler yaşadığını daha fazla anladıklarında, ve bu konulara farklı bir yaklaşım getirebilecekleri konusunda cesaret kazandıkça, umut ediyorum ki bu konuların üstesinden gelmenin  en iyi yolunun kendi aileleri açısında ne olduğunu daha iyi anlamaya başlayacaklardır.

Bu kitabı sanki bir nebze devlet okullarına hitaben yazılmış bir “aşk mektubu” gibi de okudum. Yanılıyor muyum?

Devlet okullarımızın arkasında durmak gerektiğine inanıyorum.

Eğitim sistemimiz bir hayli etkili ve birçok kişi için de özgürleştirici deneyimlerden ibaret. Bugün yaptığım her şeyi, İngiltere’deki devlet eğitim sisteminin tornasından geçmeme borçluyum.

Dediğim gibi, bu; çocukların büyük bir çoğunluğu açısından – Avrupa, Birleşik Krallık ve ABD’deki çocukların ezici çoğunluğundan bahsediyorum – sahip oldukları içerisinde en iyi fırsatları değil, tek fırsatları. Pek çok aile özel okul giderlerini karşılayamıyor, ve kısa vadede de bunu gerçekleştirebilmeleri mümkün görünmüyor. Ve bu yüzden iyi finanse edilmiş, iyi desteklenen, düzgün bir kamu eğitim sisteminin kafamızdaki tüm ihtiyaçları karşılamaması için bir sebep yok.

Charter okulların (sözleşmeli okullar) doğası gereği daha iyi olduğu ya da bağımsız okulların doğası gereği iyi desteklenen devlet okullarında daha iyi olduğu varsayımı mevcut, halbuki öyle değil. Gerçekten de çok sayıda muazzam devlet okulu var ve yine çok sayıda kasvetli charter okul ve ilhamdan yoksun bağımsız okul bulunuyor.

Biliyorsunuz, mevcut halinden daha sağlıklı bir kamu eğitim sistemine kavuşmanın, bunu desteklemenin ve teşvik etmenin daha iyi yolları var. Testlere harcanan tüm paraların, öğretmenlerin mesleki gelişimine yatırım yapmak için kullanılması çok daha hayırlı olur. Bu bütçelerin okullardaki tesislerin iyileştirilmesine ayrılması çok daha iyi olur. Ve okulun kendi bölgesindeki kültürel ve ticari kuruluşlarla işbirliği kurma yönünde kullanılsa yine daha iyi olur.

Yaptığımız yanlışların farkına vardığımıza inanıyor musunuz? Özellikle testlerle ilgili…

Bence evet, birtakım değişiklikler olmaya başladı. Belli bölgelerde sınavların artık niceliksel olarak azaltılması kısmen ailelerin bir araya gelerek bundan bıktıklarını söylemesiyle başladı. Ve öğretmenlerin de. Ve benim okullar hakkında söylediğim şeylerden biri de bu, insanların farkına vardığından çok daha fazla alanda çok daha fazla değişiklik yaratılabilir. Bu Kongre’ye yönelik lobi faaliyeti yürütmekle ve yeni yasama çıkana kadar hiçbir şey yapmamakla ilgili bir mesele değil. Mevcut sistemin çatlaklarından faydalanarak yapılabilecek şeyler var. Okullarda olup biten çoğu şey yasal düzenlemenin konusuna girmiyor, bunlar sadece bizim sürdürdüğümüz alışkanlıklardan ibaret ve değiştirilebilirler. Dışarıda halihazırda bunu yapan birçok iyi okulun olması da bu sayede.

Bir ebeveyn olarak bu konuya bir ilginiz ve sorumluluğunuz mevcut, ve belli bir nüfuzunuz ve gücünüz de var. Ve tüm nüfuz ve güç meselelerinde olduğu gibi, bunların ne olduğunu kavramanız ve sorumlu bir biçimde kullanmanız gerekiyor.

Çeviri: Taner Olçum

Kitap Koala Sokak Hayvanlarına Destek Olmak İçin Kurulmuştur. Lütfen Ziyaret Ediniz!

Kaynak:egitimpedia

BİR CEVAP BIRAK