Kelebeğin Kozası

Kelebeğin Kozası

208
0
PAYLAŞ

Uzunca bir süredir kalu beladan beri kozmosta bir kozanın içerisinde derin bir uykudaydı ruhu. Bir gün sıranın kendisine de geleceğini umarak uykudan uyanmayı bekliyordu. Sadece bunun ne zaman olacağından bihaberdi.

Sonra birden vuslat bulacağı özdeşi kendini yaydan fırlayan ok gibi hissetti. Hızla ileriye doğru atıldı şaşkın şaşkın ne olduğunu anlamaya çalışarak etrafına bakındığında, kendisi gibi hızla ilerleyen binlercesi vardı. İşte o an büyük bir yarışın içinde olduğunu anladı.

“Başarmalıyım! Mutlaka başarmalıyım! Kozmos da varoluşum buna bağlı” diyordu. Daha da bir hırsla hızlandı pes etmek yoktu. Her zaman olduğu gibi bu yarışı da güçlü, hızlı ve hırslı olan kazanacaktı.

Bu düşünceler içinde birden kendini hedefin önünde buldu! Hiç düşünmeden hızla içeri daldı. “Oleyy, oleyy başardım işte” diyordu. Binlerce yarışmacıyı geçip hedefe ulaşmış, varoluş hakkını kazanmıştı. Hiç bilmediği bir boyutun içindeydi artık. Anlamaya çalıştığı sürekli dönüşümler yaşamaya başlamıştı.

Yalnız anlayamadığı bir şey vardı. Neden suçlu gibi karanlık, içi su dolu bir hücreye kapatılmıştı? Hem de dokuz ay on gün sürecek olan bir cezaydı bu. Tıpkı KELEBEĞİN KOZADA BEKLEMESİ gibi dönüşümünün tamamlanmasını beklemesi gereken bir ceza…
Sonra “Madem ki şimdilik buradan çıkış yok! Yan gelip yatayım bari” dedi.
Nasılsa daha çok zaman var. Hep burada kalacak değilim ya, elbet zamanım dolunca çıkarım buradan da diye düşündü…
“Nasılsa beni besleyecek bir kordona da bağlıyım, aç da kalmayacağım burada, ama kalbim çok hızlı atıyor biraz dinlenmem lazım, çok yorgunum, çok uykum var, çok…”

Derince bir uykunun ortasındayken “Hadi uyan artık. Vuslat zamanı geldi” dedi bir ses! İrkildi “Sen kimsin? Yoksa senide mi buraya hapsettiler?” dedi.
– Ben senin ruhunum, sen bensin, ben de senim. Artık biriz. Zamanı gelince buradan beraber çıkacağız.
– Neden geç kaldın peki? Ben yarışırken yoktun!
– Ruhlar âlemindeydim. Yarışı kazanmanı, yaşam hakkını alıp, Kalbinin atmasını bekledim. – Uzunca bir süre beraberiz artık. Sendeki değişimleri beraber yaşayacağız, tam dokuz ay, on günümüz dolunca, Dünya denen boyutta gözlerini açacaksın.Yalnız söylemedi deme, biraz sancılı olacak doğumun zorlanacaksın.
– Olsun! Sonunda karanlıktan kurtulup ışığı görmek var. Sonuca da katlanırız elbet.
– Ağlayarak doğacaksın ama sonrasını bilemem belki kâh ağlayıp, kâh güleriz. Ömür denen yol böyle geçecek. Kaderde yaşanacak çok şey var beraber atlatırız.
– Peki ama doğunca bana kim bakacak? Yaşamayı nasıl başaracağım? Daha çok küçüğüm.
– Beraber büyürüz, hem annemiz ve babamız olacak onlar bakacak bize, annemizin sevgisi bizi sarıp sarmalayacak, büyütecek hiç merak etme sen.
– Tamam o zaman…

——————————————–

– Of ya of iyice daraldı burası iki büklüm oldum, artık sığmıyorum buraya boyum, kolum, bacağım iyice uzadı.
– Tamam, sızlanmayı bırak artık tekmeleyip durma, çok az kaldı uslu dur biraz.
– Bak işte gördün mü? Uslu dur demiştim sana PLESENTAYI patlattın. Sular boşalıyor.
KOZADAN ÇIKMA ZAMANI DOĞUM BAŞLADI…
– Oleyy sonunda ışığı göreceğim! Annemi göreceğim!

Sevim AKTAŞ