Karneleri değil, Çocuğunuzu Sevin!

Karneleri değil, Çocuğunuzu Sevin!

167
0
PAYLAŞ

Her yıl olduğu gibi yine yaz tatili hayalleri kuran çocuklarımızın heyecanla beklediği gün geldi. Tüm eğitim yılı boyunca yoruldular. Çünkü gerçekten çok çalıştılar. Her biri onlardan bekleneni yerine getirmek için olağan üstü çaba harcadı. Harcamadı mı?

Aranızdan kimileri şimdi şöyle düşünebilir,

Hadi canım, bizimkisi yan geldi yattı”   Neden?

Hepsi zayıf notların, çaba gösterse böyle mi olur?”   Olamaz mı?

Aklı fikri haytalıkta”   Nasıl?

Ben üzerine düşmesem dersler umurunda değil”   Durum bu mu ?

Eh o kadar özel ders aldırıyoruz, karne elbette iyi gelecek” Gelmezse?

Gelmeyebilir.

Sizlerin “iyi” diye nitelendirdiğiniz karne gelmeyebilir. Sizin istediğiniz ölçüde gayret etmemiş de olabilir. Tıpkı sizin gibi, çabası fark edilmiyor olabilir.

İş hayatınızda ya da mesleğinizde üstleriniz veya iş vereninizin sizden yapmanızı istediği göreviniz veya sorumluluğunuz ile ilgili elinizden geleni yapmak için çabaladığınız ve onların gözüne girebilmek ve takdir edilebilmek için, içinde bulunduğunuz yıpratıcı gayretin yok sayılması sizi nasıl hissettiriyor?

Halbuki istenilen her şeyi zamanında yerine getiriyorsunuz bazen geciktiği de olmuyor değil ama yapıyorsunuz. Her sabah mesai saatinde görev yerinizde hazır bulunuyorsunuz. Mesai arkadaşlarınız ile “takım çalışması” düşüncesi ile uyum içinde çalışmanız bekleniyor. Her ne kadar aralarından bazıları ile uyum sağlayamıyor olsanızda. Bunu dile getirmeye çalıştığınızda da amirinizden uyarıyı alıyorsunuz. Geriliyorsunuz…

Bazen o gün giymeyi tercih ettiğiniz ve çok severek aldığınız kıyafetiniz eleştiriliyor işvereniniz tarafından. Kırılıyorsunuz…

Gecenizi gündüzünüze katarak bitirdiğiniz bir proje veya çalışma beklediğiniz takdiri görmeyince iş yerinize olan bağlılığınızı sorgulamaya başlıyorsunuz. “Ayrılacağım ben bu işten” diye kaç kere söylendiniz? Belki de ayrıldınız…. Ayrılmadıysanız eğer , bir sonraki çalışmanızı aynı heyecan ve özveriyle tamamlayabildiniz mi? ”Ayaklarım geri geri gidiyor her sabah” cümlesini söylediğiniz zamanlar hiç olmadı mı? Buna sebep olan neler var işinizde? Çaresizsiniz…

Ya da içinizden o gün işi asmak gelmedi mi ? İşi asamadıysanız arada işi kaytarmadınız mı? Çok sıkılmışsınızdır…

Belki yetkinliklerinizi hiçe sayan, fark etmeyen bir yöneticiye sahipsiniz belki de yetkinliklerinizin ve mesleki bilginizin çok üzerinde beklentileri var. Kızıyorsunuz….

Tüm gün gayretle çalıştıktan sonra, yorulmuşken amirinizin size “Yarın sabah bu çalışmanın bitirilmiş olarak masamda olmasını istiyorum” dediğinde eve iş götürme zorunluluğuyla veya fazla mesai ile karşı karşıya kaldığınızda kendinize ait olması gereken ve dinleneceğiniz sürenin gasp edildiğini hissetmediniz mi hiç? Yoruluyorsunuz….

Gün içerisinde ve uzun yıllardır ne kadar çok yorulmuşsunuz. Ne kadar çok üzülmüşsünüz. Evinize geldiğinizde halinizden anlayan olsa, gayretinizin farkında olsa. Yolunda gitmeyen durumları bilen, gören , soran…

Gerildiğinizi, kırıldığınızı, çaresizliğinizi, sıkılmışlığınızı, kızgınlığınızı, yorgunluğunuzu.

Tüm bunları yaşıyorken birileri sizin için şunları diyebilir ;

Hep çok sinirli, öfkeli, laf söylenmiyor”

Kendini işine vermiyor,ben olsaydım…..”

Bu sene de terfi alamadı”

Bir iş yerinde uzun süre kalmıyor”

Fazla mesai mi? Olacak tabi”

Yöneticisi ile hiç geçinemiyor. Biraz alttan alsa.” vs.

Ama siz bu cümlelerdeki insan değilsiniz ki.. Bu cümlelerin kurulmasına sebep olan durumlarınız var. Kimsenin bilmediği, anlatamadığınız ve size sorulmayan.

Çocuklarınızla aynı dünyada, aynı şartlarda ama faklı alanlarda tamamen aynı durumda olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın .

Eğer içinizde çocukları için yukarıdaki cümlelerden en az birini kuracak olanınız varsa notlarını karnesini değerlendirmeden önce lütfen önce şunu sorun;

Senin kendini daha iyi hissetmen için ben ne yapabilirim?”

Ve ekleyin, “ Seni her zaman dinlemeye hazırım”

Başkalarından beklediğiniz anlayışı, sevgiyi ve saygıyı bugün siz çocuğunuza gösterin. Tüm yıl gösterdiği çabayı takdir edin.

KARNELERİ DEĞİL, ÇOCUĞUNUZU SEVİN….

Serpil Ünal
Öğrenci, Eğitim ve Aile Koçu

BİR CEVAP BIRAK