Karanlığın İçinde Bir Ben Gizli

Karanlığın İçinde Bir Ben Gizli

382
0
PAYLAŞ

O herkesin çok sevdiği ama sizin bir türlü ısınamadığınız iş arkadaşı, veya size göre sorumsuzca davranan kardeşiniz. Bu örneklerdeki gibi birçok insan her gün hayatımıza girip çıkıyor hatta çok yakınımızda bulunuyor, ama neden? Bize ne anlatmak istiyorlar?

Koçlukta çok sık kullandığımız aynalama yöntemi aslında günlük yaşantımızda bize farkettirmeden sürekli uygulanır. Manipülasyon, övgü veya ama’lar olmadan karşımızdakinin duygularını dile getirmek olan aynalama tam da o bir türlü ısınamadığınız iş arkadaşının veya kardeşinizin size sorumsuzca gelen davranışlarında gizli işte.

Çevremizdeki insanlarda bize itici gelen, yargıladığımız ne kadar davranış varsa bunlar bizim kabul etmek istemediğimiz, gizlemeye çalıştığımız yanlarımız. Benzer şekilde takdir ettiğimiz kişilerde de kendimizde potansiyeli olan yetenekleri görür ve hayran oluruz. Çevremizdeki insanları, olayları kendi filtrelerimiz ile görür ve yorumlarız. İyi ya da kötü, yargı ya da takdir farketmez; kendimize söylemek istediklerimizi başkalarına söyleriz.

Debbie Ford, “Işığı Arayanlar’ın Karanlık Yanı“ kitabında tüm potansiyellerini kullanan bir birey olmanın “karanlık yanlarımızı“ kabul etmekten geçtiğini söylüyor. Karanlık yanlarımızın farkına varmak da en kolay çevremizde bizi en çok rahatsız eden kişileri tanımakla mümkün. Ford kitabında bu farkındalığa varabilmek için etkili bir egzersiz öneriyor.

  1. Bir hafta boyunca, başka insanlar hakkındaki yargılarınızı gözlemleyin. Her ne zaman bir başka insanın davranışı sizi rahatsız ederse, o insanda sizi en çok rahatsız eden niteliği yazın. Size en yakın olan insanlarla ilgili her türlü kanınızı yazın.
    Bu liste gizli veçhelerinizi keşfetmenin başlangıcını oluşturur. Gölgenizi sahiplenme sürecini başlattığınızda bu listeye başvuracaksınız.2. Başka insanlara verdiğiniz öğütlerin bir listesini çıkarın. Başkalarına yaşamlarını daha iyi kılmak için ne yapmalarını söylüyorsunuz? Başkalarına verdiğiniz öğütlerin aslında kendinize vermeniz gereken öğütler olup olmadığını düşünün. Bazen biz yapmamız gereken şeyi kendimize hatırlatmanın bir yolu olarak başka insanlara ne yapmaları gerektiğini söyleriz. Onlara öğüt vermenizin kendinize bunları hatırlatmanın bir yolu olabileceğini idrak edin.

Ve Debbie Ford aslında evrenin bize yardımcı olmak istediği konuyu çok net bir şekilde özetliyor. “Kendimizi görmek için bir aynaya ihtiyacımız vardır. Siz benim aynamsınız, ben de sizin.“ Bütün olma sürecinde bize ayna olan kişiler bize sunulmuş bir armağandır. Kendimizi bu aynada görüp karanlık yanlarımızı kabul ettiğimiz noktada da hayatı yok saydığımız yanların filtresi ile görmeyi bırakıp olduğu haliyle özgürce deneyimleyebiliriz.

İpek Laleli