Kanıksadığınız ilişki problemleriniz hayattaki gizli sabotajcınız mı?

Kanıksadığınız ilişki problemleriniz hayattaki gizli sabotajcınız mı?

494
0
PAYLAŞ

Bugüne kadar yaptığım koçluk görüşmelerinde sıklıkla karşılaştığım bir konuyla ilgili paylaşımda bulunmak istiyorum.

İlişkilerle ilgili bir şeyden bahsedeceğim size. Anlatacaklarımın  ilginç tarafı, işle ilgili motivasyon eksikliği, enerjisiz hissetme,kafa karışıklığı ve benzeri gündemlerle gelen danışanlarla birazcık konuştuğumuzda tüm bunların ardında ilişkilerinde yaşanan ve artık kronikleşmiş bazı sorunların yatıyor olması.
Aşağıda anlatacaklarım yanlış anlaşılmasın lütfen. İşte motivasyon eksikliği, kafa karışıklığı, enerji seviyesinde düşüklük yaşayan herkesin eşiyle ya da sevgilisiyle olan ilişkisinde problem olduğunu söylemiyorum. Her sorunun dinamiği kendi içinde gizlidir.

Bu arada ‘ilişkide kronikleşmiş sorun’ derken tam olarak nelerden bahsettiğimi de belirtmek isterim.
Ev işlerinin, çocuklarla ilgili sorumlulukların paylaşılması, çocuk yetiştirme ile ilgili farklı fikirlere sahip olmak,boş vakitlerde ne yapacakları konusunda hemfikir olamamak ve eşlerin birbirlerinden ‘karşılanmayan’ beklentileri sıklıkla duyduğum şikayet konuları arasında en başta gelenler.

Bu konularla ilgili çiftler arasında genellikle yaşanan senaryo, tarafların fikir ayrılığı yaşıyor olması ya da taraflardan birinin bir konuda sıkıntısı varken diğerinin o konuya tamamen kayıtsız kalması olabiliyor. Durum böyleyken çift ya sürekli kavga eder hale geliyor ya da bir kaç sonuçsuz kavgadan sonra durumu kanıksamış şekilde hayatlarına devam ediyor. Ancak zihinlerinin gerisinde anlaşmazlığa neden olan problem için için yanmaya devam ediyor. İlişkinizin doğal bir parçası olarak görmeye başladığınız ve bugüne kadar ki girişimlerinizin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle çözülemeyeceğini düşündüğünüz büyük ya da küçük bütün sorunlarınız sizi ve enerjinizi tüketir hale geliyor.Siz fark etmeseniz de ilişkinizde yaşadığınız bütün anlaşmazlıklar, zihninizin bir köşesinde 7 gün 24 saat yer işgal etmeye devam ediyor.

Bilim adamları, yarım bıraktığımız işlerin bile bizim fark edemediğimiz bir düzlemde aklımızı meşgul ettiğini söylüyorlar. Kaldı ki hayattaki en önemli ilişkinizden ve çoğunlukla yaşam alanınızı etkileyen konulardan bahsediyoruz.

Peki böyle bir konu önümüze geldiğinde biz ne yapıyoruz? Yaptığımız şey çok basit aslında, doğru soruları sormak. Ama tabii ki doğru soru sorma işinin alameti farikası da doğru zamanlama. Bu doğru soru ve zamanlama araçlarıyla peşinden gittiğimiz basit bir şey var, başka bir bakış açısı ya da çözüm mümkün müdür? Mümkünse, bu ne olurdu bu durum için?

‘Alameti farikası içinde saklı basit sorular’ dedim. Bu soruların ortak özelliği gerçekten basit olmaları ama kendimize sormayı sıklıkla unutuyor olmamız. Mesela ‘Nasıl hissediyorum?’, ‘Ne istiyorum?’ kadar basitler. Bu iki soru ve benzerleri, ilişkinin üzerine çöken sıkıntılı durumun hızlıca aralanmasını sağlıyor. Ardından diğerleri geliyor tabii ki…

Her ilişkinin dinamiği kendine özgü olduğundan buraya başka soru kalıpları yazıp kafanızı karıştırmak istemiyorum. Ancak ilişkinizde büyük bir sorununuz olsun olmasın,bu iki soruyu kendinize sormakta hiç bir sakınca yok kanaatindeyim.

Şunu da eklemek isterim; eşimize, sevgilimize olumsuz duygu ve ilişki hakkındaki rahatsızlıklarımızı söylemekten çekindiğimiz gibi olumlu duygularımızı da ifade etmeyi unutabiliyoruz günlük hayatın koşturmacası içinde.

‘Seninle vakit geçirmek çok güzel.’
‘Bulaşık makinesini boşalttığında mutlu oluyorum. Evi tek başıma çekip çevirmek zorunda olmadığımı hatırlıyorum böylece.’
‘Yolu bulamadığımda sessizce oturman çok kıymetli.’
‘İyi ki varsın, iyi ki eşim/sevgilim oldun.’

Kulağa ne kadar güzel geliyor değil mi? Bize söylendiğinde kalbimiz eriyiveriyor.

Siz eşinizin kalbini hangi sözlerle eritmek istersiniz? :))

Füsun GÜMELI