KALP / Batlamyus Alfabesi

KALP / Batlamyus Alfabesi

177
0
PAYLAŞ

Kalp krizi kavramını dünyada herkesin biliyor olması ne tuhaf bir durum. Anne sözcüğünün, hemen arkasına çok yakışan çocuk sözcüğünü çağrıştırması gibi normalleştirilmiş bir algı biçimi bu. Yani, kalp sözcüğünün sonuna ulanan bir kriz sözcüğü; kriz sözcüğün doğasında bulunan sıra dışılığı bir anda kaybettiriyor. Sanki “kalbin varsa krizi de olacak” demek gibi bir şey.

İyi de; bu organın bu kadar kaprisli olmasının sebebi aşkın mekanı olması mıdır? Böbrek krizi, dalak krizi, bağırsak krizi gibi bir şeyler duyarsak yadırgarız ama kalp krizi, peynir ekmek kadar sıradan geliyor kulağa.

Peki, kriz çıkarma eğilimi çok yüksek bu kaprisli organa atfedilen önem nereden geliyor? Sinsi bir tehdit olarak kaburgamızın altında saklanıp “Kriz çıkarıp seni öldürebilirim” dediği için mi?

Hal böyleyse kalp denilen şey, bölücü terör örgütü gibi bir şey olmalı. “Seni öldürme potansiyelimi sana taşıtmak için kendim de ölmeyi kabul ediyorum”

Başka açılardan da bölücülük tanımı çok yakışıyor. Bu organ, aşık olunca tam ortasından ikiye bölünüyor. Aşkı, aşka adanmış iki bölümü ve de en çok ölümü hatırlatan bir fenomenden bahsediyor olabilir miyiz?

Ölümsüz bir aşka mekan olmuş bir kalbin, aşk acısından öldüğünü düşünelim. Aşk için ölürken aşığı da öldürmektedir. Peki; aşık ölürse aşk da ölür mü?

O kadar da karmaşık olamaz diyenler olacaktır.

Devam edelim öyleyse.

Diyelim ki organik bir iflas yüzünden adama yapay kalp takıldı. Diyelim ki bu adam “plastik ve slikon karışımı” o tuhaf organı, pompa görevinin ötesine zıplatmayı başardı ve o makineye rağmen aşık oldu. Bu durumda “aşk kalbin işlevidir” teorimiz çürüyecek midir?

Daha ileri bir soru bile var. O organ kalp midir yürek midir? Kalp sözü bir organı çağrıştırırken yürek sözü insanı çağrıştırıyor. Pilli plastik, aşka mekan olduysa basbayağı yürektir işte. Bu durumda kalp ve yürek aynı şeyler midir? İşlevi kan pompalamak olan bir makine, kendisine yakışır bir makine soğukluğunda, pil kaynaklı enerjisinin gereğini yapıp o kalpsiz adamı hayatta tutmak için mi çalışır? Yoksa madem ki aşka ev sahipliği yapıyorum, artık o aşk için atmalıyım mı der? Kimin için atar ki o yürek?

Diyelim ki’leri biraz daha uzatalım. Adam o yapay kalple aşık olduğu kadınla sevişmeye kalkıştı. O yapay kalp de sevişmenin getirdiği yüksek oksijen talebini karşılamak ve malum alanlara daha fazla kan pompalamak için öngörülen performansının üzerine çıkmaya çalıştı ve bozuldu.

Adam öldü.

Eğer kalbi anlamak istiyorsak bu kargaşayı bile açıklamayı başarmalıyız.

Evrimsel psikolojinin yardakçısı ve de işbirlikçisi olan üreme içgüdüsü, üremek isteyen adamın, üremek motivasyonuyla yaptığı eylem yüzünden ölmesine yol açmıştır. Hani üreyip çoğalacaktık, ölüp eksilmiş olduk.

Belki de; analize sonradan dahil olan yapay kalp, hem üremenin hem de aşkın yükünü birlikte taşıyamamıştır.

Allah yapısı olan kalp ise olağan koşullarda bu iki yükü birden taşımayı gayet iyi başarabiliyordu.

Kafamız KARMAkarışık oldu değil mi? Oysa kalbimiz asla KHARMAkarışık olmazdı.

Bu durumu bir ölçüde toparlayabilir ve bu soruların bir kısmına skolastik yanıtlar verebiliriz. Kalan kısmının yanıtlarını bulma görevini de her birimiz kendi kalbimize tevdi etmeliyiz.

Aşık olan ya da en azından aşka mekan olan, kriz çıkarıp insanı öldüren ama öldürürken kendisi de ölen, aslı iflas ettiğinde yerini çakmasına bırakan ama bıraktığı yerden devam eden; hepsinden daha şaşırtıcı olmak üzere aklımızı durduran en karmaşık sorulara yanıt üretebilen müstesna bir enerjidir o.

Varlığa anlam katan soyut görevi o kadar önemlidir ki; benzeri Minnesota Üniversitesinde yapılabilen bir pompadan çok daha öte bir mananın yükünü taşır. Yaşamla ölüm arasında gidip gelen ama gittiği zaman asla gelmeyen bir enerjinin bizim küçücük algı dünyamızda ifade zemini bulması için ihtiyaç duyulan bir şekildir. Çizimi en kolay yapılan şekil, insanın şekli, aşkın şekli, Yaradan’ın şekli…

BİR CEVAP BIRAK