Kadınlar 12 Duygusal Zeka Yetkinliğinin 11’inde Erkeklerden Daha Üstün

Kadınlar 12 Duygusal Zeka Yetkinliğinin 11’inde Erkeklerden Daha Üstün

185
0
PAYLAŞ

Dünyanın önde gelen insan kaynakları ve organizasyon danışmanlık şirketi Korn Ferry Hay Group’un (NYSE: KFY) yeni araştırmasına göre kadınlar neredeyse tüm duygusal zeka yetkinliklerinde erkeklerden daha yüksek puan alıyor. Bunun tek istisnası olan duygusal kontrol konusunda ise iki cinsiyet arasında bir fark gözlemlenmiyor.

90 ülkede, yönetimin her seviyesinden 55.000 profesyonel üzerinde 2011 ve 2015 yılları arasında, Duygusal ve Sosyal Yetkinlik Envanteri (Emotional and Social Competency Inventory – ESCI), çerçevesinde toplanan veri,  Richard E. Boyatzis, Daniel Goleman ve Korn Ferry Hay Group tarafından analiz edildi. Araştırma, kadınların etkin liderlik ile ilişkili olan duygusal ve sosyal yetkinlikleri erkeklere oranla daha iyi kullandıklarını ortaya koydu.

Case Western Reserve Üniversitesi’nden Prof. Boyatzis, “Geçmişe bakarsak, iş hayatında kadınların kendilerini daha az yetkin erkeklerin de daha yetkin değerlendirme eğilimi olduğu bilinmektedir. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, gerçek hiç de böyle değil. Eğer erkekler duygusal ve sosyal yetkinliklerini kullanmada daha fazla kadınlar gibi hareket etseler, iş hayatında belirgin olarak daha etkili olacaklar” diyor.

Yapılan araştırmanın en önemli bulguları ise şöyle:

  • Kadınlar ve erkekler arasındaki en büyük fark duygusal öz farkındalık yetkinliğinde. Kadınlar bu yetkinliği erkeklere göre yüzde 86 oranında daha fazla kullanıyorlar. (Kadınlar bu yetkinliği yüzde 18,4 oranında tutarlı bir şekilde, erkekler yüzde 9,9 oranında tutarlı bir şekilde kullanıyorlar.)
  • Kadınlar erkeklere göre yüzde 45 oranında daha fazla tutarlı olarak empati gösteriyorlar.
  • Yine pozitif bakış açısı yetkinliğini kadınlarda daha fazla görüyoruz, fark yüzde 9.
  • Kadınların erkeklere göre nispeten daha üstün oldukları diğer yetkinlikler koçluk ve mentorlük, ilham veren liderlik, çatışma yönetimi, organizasyonel farkındalık, uyum, ekip çalışması ve başarı yönelimi.
  • Duygusal kendini kontrol ise kadın ve erkeklerin eşit oranda performans gösterdikleri yetkinlik olarak karşımıza çıkıyor.

Rutgers Üniversitesi’nin Organizasyonlarda Duygusal Zeka Merkezi’nden Daniel Goleman’a göre “Yüksek duygusal zeka ve iyi iş performansı arasındaki korelasyonu dikkate aldığımızda, cinsiyet eşitliğinin gereği bir kez daha anlaşılıyor. Organizasyonlar bu yetkinliklerde başarılı kadınları tespit edip önlerini açmalı.”

Korn Ferry Executive Search Genel Müdürü Nilgün Langenberg organizasyonlarda kadınları desteklemenin önemini vurguluyor. “Duygusal zeka yetkinliklerinde etkin kadınlar, iş başarılarını sağlayıp üst düzey pozisyonlara geldikçe, hem kadınlar hem de erkekler için rol model olacaklar. Bu yetkinlikler kurumsal kültürün bir parçası olduğu zaman da, hem tek tek çalışanların hem de topyekün organizasyonun performansı yükselecek.”

“Korn Ferry olarak müşterilerimiz ile yaptığımız çalışmalarda, organizasyonlar içindeki en etkin liderlerin duygusal ve sosyal zekalarını iyi kullanan liderler olduğunu görüyoruz. Karışık zamanlarda soğukkanlı davranmak, ilham vererek ekip birliğini oluşturmak, empati sahibi bir koç ve mentör rolü üstlenmek, geleceğin liderlerini geliştirmek gibi konularda bu yetkinlikler öne çıkıyor. Bu yetkinlikleri kültürün bir parçası haline getiren liderler de organizasyonlarını hem kısa hem de uzun vadede daha başarılı yapıyorlar.”

Kaynak:AA

Kadına Yönelik Şiddet

Kadına yönelik şiddet ne yazık ki tüm dünyada din, dil, coğrafya, kültür, ekonomik ve sosyal koşullar ayırt etmeksizin sürüyor. Hemen her gün gazeteler, televizyon kanalları şiddete maruz kalarak sakatlanan, yaşamını yitiren kadınlara ilişkin haberler veriyor. Örneğin son on yılda, sadece bakanlığın evlerine sığınmak zorunda kalan kadın sayısı kırk altı bin olarak açıklandı. Sivil Toplum Kuruluşlarının ve belediyelerin evlerine sığınmak zorunda kalanlar ise verilen rakama dâhil değil. Buna kayıtlara geçmeyen şiddet olaylarını eklersek durumun ciddiyeti daha da net görülebilir.      

Ülkemizde pek çok üniversite, kadın kuruluşları ve devlet bu konuda önemli çalışmalar yapıyor olmasına karşın toplumun bir kısmı da dine, geleneklere, örf ve adetlere sığınarak erkek tarafından uygulanan şiddeti meşrulaştırma çabasında.

Suna Güler, ilk romanı “Günah Kadına Yaraşır”da bu önemli toplumsal sorunun pek çok detayına değinmiş. Evrensel bir sorunu konu ediyor olması bakımından ülke ve dönemden bağımsız işlenebilecek romanı yazar dönemle ilişkilendirmeyi tercih etmiş. Çocuk gelin, kadın ticareti, babanın kendi kızını tacizine kadar pek çok sömürü ve şiddet çeşidinin konu edildiği kitapta acılar, olumsuzluklar Rıza Bey ve ailesi üzerinden anlatılmakta. Hassas bir kavrama değinen kitap, dokunulmazlığı olan aile kurumuna dokunmuş, kapalı kapılar ardında yaşananları gözler önüne sererek aile kurumunun ahlaksal çöküşlere engel olamadığının altını çizmiş.  

Yerel ağızların başarıyla kullanıldığı “Günah Kadına Yaraşır”ın dili akıcı, betimlemeleri canlı. İşlediği konunun okura yüklediği acıya rağmen yazarın ustaca eklediği merak unsurları okumayı kolaylaştırıyor. Romandaki hemen tüm kadınlar insan değil de birer eşya gibidirler. Sofrada yerlerinin olabilmesi, erkek çocuk doğurmalarına ya da cinselliğin edilgen nesnesi olmayı kabullenmelerine bağlıdır. İki karısından da çocuk sahibi olamayan istasyon şefi zaman zaman “Niye besliyorum ki bunları?” diye söylenir. Kadınların pek çoğunun kendi yaşamları üzerinde söz hakkı yoktur. Kaderleri erkeklerin vereceği kararlara ya da eylemlere bağlıdır. Romanda bu durumun istisna karakterlerinden biri Rıza Bey’in annesi Müyesser Hanım diğeri Şükrü Hoca’nın kızlarından Edibe’dir. Gelininin çektiği eziyetlere katlanamayan ve oğluna da engel olamayan anne “Erkek milleti çocuğa benzer gelinim. Sen her şeye razı olursan yanlış yaptığını nereden anlayacak?” dese de gelini Elmas’ın yanıtı “Ben eksik etek, nereden bilirim hangisi doğrudur anam?” olur. Edibe ise kısacık rolüne rağmen, erkek egemenliğine boyun eğmeyişiyle romanda yıldız gibi parlar. Bu yönüyle romanın okura umut veren karakterlerinden biridir. Polis Muhsin’le evlenmeyi kafasına koymuştur, gerekirse intihar edecektir. Dediğini de yapar. Kendisine göz koymuş olan Rıza Bey’in tüm engelleme çabalarına karşın sevdiği adamla evlenmeyi başarır.

Ancak en çok üzüldüğüm nokta kitabın en fazla kadınlardan itiraz alması. Hiç bir itiraz kitabın içeriğine yoğunlaşmadı. Özellikle muhafazakar kesim “Günah Hiç Kimseye Yaraşmaz” derken aslında oldukça cahilce bir yorum yapıyordu. Belki de itiraz eden kadınlar da yine kadınlara çektiriyorlardı. Ne de olsa kadın işkence hanesi sayılabilir bu topraklar.

Kitap tam tersine günahı kim işlerse işlesin hep kadına bırakıldığını anlatmak için bu isimle okuyuculara sunuldu. Ancak sadece ambalaja bakıp cahil yorumlar yapmak kimlere özgü siz karar verin. Bu arada günah “Gün” ve “Ah” kelimelerinin birleşiminden oluşur, yani Ah Günü hepimize yaraşır diyen de bir kişi çıkmadı. İlginç…

Kesinlikle okunması gereken eserlerden biri… İsterseniz aşağıdaki linkten tanıtım yazısını inceleyebilirsiniz. 

BİR CEVAP BIRAK