İstemek Ama Nasıl?

İstemek Ama Nasıl?

261
0
PAYLAŞ

“The Secret” veya “100% Düşünce Gücü” desem bu kitapların en az belki birini okumuş, filmini izlemiş en azından neden bahsettiğini duymuşsunuzdur. Veya “Çekim Yasası” diye bir şey olduğunu, başınıza gelen her şeyi aslında kendinizin çektiğini öğrenip nasıl oluyor da çalıştığınız bütün şirketlerde cimri bir patronu hayatınıza çekiyorsunuz diye kara kara düşünmüşsünüzdür.

Bu gibi yöntemlerin ortak olarak söylediği şey yeterince güçlü ister ve hayal edersek hayallerimize kavuşabileceğimizdir. Ayrıca bu yöntemler isteklerimizi iletmemiz gerektiğini de söyler. Evrene yolladığımız istekler bize gerçekleşmiş olarak dönecektir.

Size başımdan geçen bir hikayeyi anlatmak istiyorum. İki yıl önce Prag’a bir seyahatim oldu fakat gitmeden gezilecek yer, restoran önerisi araştırmak için çok fazla zamanım olmadı. Havaalanında uçağı beklerken elimdeki rehberden tam istediğim gibi Cumartesi gecesine uygun bir restoran buldum ve dolu olma ihtimaline karşı saat 8’de orada olacağımızı belirten 2 kişilik bir rezervasyon maili attım. Bu arada uçak saati geldiğinden maile cevap alamadan uçağa binmiştik bile. Prag’a vardığımızda tur programındaki yerleri gezdik, akşam yemeği için serbest zaman yaklaşmışken tur rehberi bizi güvenilir bir döviz bürosuna götüreceğini oradan da dağılacağımızı söyledi. Prag’ın en kalabalık, turist yoğunluğu olan sokaklarından uzaklaşmıştık. Döviz bürosuna ulaştığımızda bizim için sürpriz de hazırdı. Rehber’in bizi götürdüğü döviz bürosu gitmek istediğimiz restoranın iki dükkan yanındaydı ve saat de akşam yemeği için tam planladığımız gibi 19.50ydi.

Şimdi burada olan neydi sizce? Evrene çok güçlü istekler mi yolladım? Veya dileğimi dileyip üzerine bir de mum mu yaktım? Bunların hiçbirini yapmadım açıkçası. Sadece orada o gece yemek yiyeceğime inancım tamdı. Aklımdan ya bulamazsak, ya kapalıysa, ya çok uzaksa, ya da zamanımız olmazsa düşünceler geçmedi. Ben hedefi koydum, bana göre hedefe ulaşmak için bir engel zaten yoktu ve plan tıkır tıkır işledi.

Bazen canımız bir şey yemek ister ve bir bakarız arkadaşımız elinde o istediğimiz yiyecekle kapımızı çalmış. Ve deriz ki keşke daha büyük bir şey isteseymişim. İsteyin ama o yiyeceği istediğiniz inançla isteyin ki olsun.

Farkında olmasak da her birimiz hayatı seçtiğimiz inançlar filtresinden geçirerek tecrübe ederiz. İnsanlarla ilgili, karşı cinsle ilgili, parayla ilgili, sağlıkla ilgi inançlarımız hayatımızı şekillendirir. Ray Dodd İnanç sistemi-Hayallerinizi Yaşama Sanatı kitabında inanç sistemimizi içinden hayatın yansıdığı, olanları inandıklarımıza dönüştüren bir prizmaya benzetir. Çevremizde sürekli bir şeyler olur ve biz bunları prizmadan geçtiği dönüşmüş haliyle hayatımıza alırız. Kendi seçtiğimiz inançlar doğrultusunda da her birimiz dünyayı bir diğerininkinden farklı olarak deneyimleriz.

Peki, nereden gelir bu inançlar? Ray Dodd kitabında inançların rasyonel kararlarımızın bir sonucu olmadığını, yaşadığımız çok yönlü tecrübelerden vardığımız çıkarımlar olduğunu söyler. Ve bu çıkarımların çoğu daha biz kelimeleri bile kullanamayan küçük bir çocukken yapılmaya başlanır. 0-6 yaş arası dünyayı, bizi etkileyen olayları 5 duyumuz ile algılamaya başlar ve bireysel sonuçlar çıkarırız. Olayın bizi etkilemesi orada bir duygu oluştuğunu gösterir. Bu duygu ile çıkardığımız sonucu birleştirdiğimizde de nur topu gibi bir inancımız olmuştur. Çocukluk döneminden sonra da aldığımız telkinler, karşılaştığımız olaylar ile inançlarımız şekillenmeye devam eder.

Sahip olduğumuz inançlar bize hizmet eden göreceli olarak olumlu inançlar olabileceği gibi bize artık hizmet etmeyen inançlar da olabilir. Bizi zamanında belki bir tehlikeden, incinmekten korumuş olan inançları yolumuza devam edebilmek için bırakmamız gerekebilir. Kendi kendimizeyken “Bu zaten böyle, bu değişemez” dediğimiz inançlarımızın birçoğu yolumuzu tıkayan engellerdir. Onları o kadar benimsemişizdir ki aksinin mümkün olabileceğini düşünmeyiz bile.

Bize artık hizmet etmeyen inançları bırakmanın yolu çoğu zaman onların sadece orada olduğunu fark etmekle bile mümkün olabilir. Yazının başındaki çalışan bonkör bir patronun da mümkün olabileceğinin farkında olsa, bu inancın çocukken düşük maaş ile çalışan babansının durumundan veya söylediklerinden yaptığı bir çıkarım kaynaklı olduğunu bilse belki kendi maaşı ile ilgili talepte bulunabilecek ve hayatını kısıtlayan bir durumdan kurtulabilecektir.

İpek Laleli
Profesyonel Koç & NLP Master

BİR CEVAP BIRAK